Baklava koordinatörlüğü ile 3. Lig yürütülmez

Abone Ol

Geçtiğimiz gün sosyal medyada MAGİNDER Başkanı, aynı zamanda Yeşilyurtspor’un asbaşkanı olan Salih Karademir’in paylaşımıyla karşılaştım. Altyapı ziyareti yapmış, elinde tepsi tepsi baklava… Ve altına da not düşmüş: “Bu kulübün asıl mimarı İlhan Geçit’tir, kendisine teşekkür ederim.”

Buyurun buradan yakın.

Evet, teşekkür etmek güzel. Vefa duygusu bu toprakların en kadim değerlerinden biridir. Ama vefa, sadece birine selam çakmakla olmaz; hakkı olana hakkını vermekle olur. Şimdi bir kenara yazalım… İlhan Geçit’in Yeşilyurtspor’daki emeği tartışılmaz. Sahada, masada, kulislerde taşın altına elini değil, gövdesini koydu. Yıllardır amatör kümede sıkışıp kalmış bir takımı bu noktaya getirdi. Takdir edelim, hakkını da teslim edelim.

Ama bu başarıda Adnan Çoban’ın hiç payı yok demek… O da biraz fazla romantik kaçıyor. Futbol romantizmi güzel şeydir ama işin arka planına da bakmak lazım. Varsa bir sıkıntı ortaya koyarsın, ama emek verenin emeğini de çöpe atmazsın.

Geçen hafta köşemde Adnan Çoban’ı bazı iddialar üzerinden eleştirmiştim. Hâlâ aynı noktadayım. Bu iddialar araştırılmalı, doğruysa elbette gereği yapılmalı. Ancak eleştirmek başka yapılan katkıyı yok saymak başka bir şey. Kul hakkı sadece sahada yenmez! Hele ki bu şehirde, işin mutfağında çalışan insanlar sosyal medya vitrininde görünmeyince yok sayılıyorsa, orada başka niyetler aramak gerekir.

Gelelim esas meseleye…

Salih Karademir, elinde baklavayla altyapıya inince ister istemez şu sorular akla geliyor: Baklava güzel de, para nerede? Kulüp yöneticiliği dernek gezmesine benzemez. Orada esnaf esnaf dolaşıp çay içip, “Abi bir derdimiz var” edebiyatı yapılabilir belki. Ama futbol kulübünde öyle işlemez bu işler. Stoperin parası, sağ bekin ayakkabısı, otobüsün mazotu baklavayla ödenmiyor.

Futbol artık sadece yetenekle değil, ciddi bir finansal planlama ile dönüyor. Kulübe katkı sunacak yöneticiye ihtiyaç var. Kameraya değil, kasaya çalışan adamlara… Şimdi biz sormayalım mı? Salih Karademir asbaşkan olarak kulübe ne katkı yaptı? Kaç lira verdi? Ya da ne söz verdi? Yönetimde olan diğer isimler hangi taahhütlerle o koltuklara oturdu?

Bakın, bu işler sosyal medya fotoğraflarıyla olmuyor. Kulüp yöneticiliği bedava rozet değil. O koltukta oturan, ya cebinden verecek ya da kaynak bulacak. Aksi halde asbaşkan değil, “Baklava Koordinatörü” olursunuz.

Yeşilyurtspor şu anda BAL’dan 3. Lig’e çıkmış, rüzgâr arkasına alınmış. Ama bu rüzgârı yönetecek kaptanlar önemli. Bu başarıyı kişisel PR malzemesi yapmaya kalkarsak, o rüzgâr döner hepimizin yüzüne çarpar. Bu kulüp, yöneticilerin sahneye çıktığı bir tiyatro değil, Malatya’nın ortak umududur.

Kulüp yönetimi şeffaf olmalı. Kim ne verdi, kim neyi üstlendi? Bilmek bizim hakkımız. Çünkü bu kulüp, sadece protokol sıralarında alkışlanan değil, tribünde yüreğiyle destek veren Malatyalının da kulübüdür.

Son sözüm net: Futbol kulüplerinde “görüntü” değil, “güç” konuşur. O da kasa gücüyle ölçülür. Baklava ile yönetici olunmaz. Hadi çayı da biz ısmarlayalım, bir oturup konuşalım bu işin ciddiyetini…

Çünkü 3. Lig yolculuğu tatlıyla değil, terle yazılır. Ve o yolun yükü, pozla değil katkıyla taşınır.