Baklava ağır geldi!

Abone Ol

Cuma gecesi İnönü’de futboldan uzak, mücadeleden yoksun, içler acısı bir Malatyaspor vardı, dövüşmeden kaybeden…
Kaleci Ertaç hariç diğer futbolcular gecenin içinden ayaklarını sürüyerek geçtiler. Maçın başlangıcında Malatyaspor’un içe dönük oyununu iyimser bir şekilde ‘kontrollü oyun’ olarak yorumladım, ancak ikinci yarıyı görünce yanılmışım.
Gerçekçi bakınca; başını içine çekmiş kaplumbağa gibiydiler, orta alan Malatyaspor’un en kırılgan yanıydı. Dönen topların tümünü Gaziantep Büyükşehir Belediyespor aldı. Konuk takımın pozisyonları da hep aynı fotokopi üretimiydi ama Malatyasporlu oyuncular sadece seyretti. Bırakın rakip sahaya yerleşmeyi, orta sahada ve hücumda ayakta duracak halleri yoktu. Maçta futbolu anlamlı kılan bütün gerçeklerde Gaziantep takımı vardı. Dalga dalga geldiler, direkten döndüler, pozisyon harcadılar, penaltı kaçırdılar, zaten bu sıcağa kar dayanmazdı, sonunda golü buldular. ‘Kar’ı da ‘Buz’u da erittiler!
Kayıp uzmanı! ‘Yeni Malatyaspor’da 3 puanlık kayıp daha.’ Bu başlıklara alıştık artık. Son haftalardaki puan kaybına azmettirmekten suçlu birini tanıyorum.
Adı: İrfan Buz! Sahaya böyle takım sürersen, üstüne de yanlış oyuncu hamleleri yaparsan maçtan önce ‘kazanacağız’ masalın, kabusa döner. Takımın ruhunu, ritmini, yaratıcılığını köstekleyen adam, suçlusun!
İyi teknik adamlar elindeki malzemeye göre sistem belirlerler, gittikleri kurslara, yeni gördükleri baklavalara oklavalara göre hareket etmezler.
Gaziantep Büyükşehir Belediyespor maçında hazır olmayan Sedat’ı tek ön libero, geri dönüşü hiç olmayan Hüseyin’i sol iç, tek işi top çalmak olan Azubuıke’yi sağ iç oynatarak, bir müsabakada ‘deney nasıl yapılır’ ı herkese gösterdi İrfan Buz.
Maçın içinde bir ara, ‘acaba rakip Antep diye mi baklava sistemiyle mücadele ettik’ diye düşündüm. Orta alan ve hücumdaki baklava dizilimine anlam veremedim. Zaten maç sonu yükselen istifa sesleri gösterdi ki; baklavanın şekeri şehrimize ağır geldi.
Benim sana tavsiyem Alanyaspor müsabakasında da fıstıklı şöbiyeti denemen. Ne de olsa bu deneme-yanılma yöntemine müdahale eden, karşı koyan birileri yok.
İrfan Buz gibi hocalar, maçın ertesi günü gazetelerin spor sayfalarına değil, kayıp ilanlarına baksınlar, kendilerini göreceklerdir. Asaleti, cesareti ve adaleti katletmekten sanık olarak hem de.
Sonuç olarak, maçın tamamında sezonun en mahkûm en aciz Yeni Malatyaspor’unu seyrettik.
Pozisyonlar aperatif, Savunma depresif, Hücumlar salına salına…Cuma gecesi gördük ki; takımın ne bir sistemi ne yaratıcılığı ne de inancı vardı. Yeni Malatyaspor’lu futbolcuların yüzlerinde de verdikleri mücadelede de kazanmanın izleri yoktu. O formayı giymek daha derin bir ruh ve aşk ister ama kimin umurunda.
Tüm bunlara rağmen oyuncular çıkıp; ‘biz maç boyunca baklavayla börekle uğraştık, futbola sıra gelmedi’ dese haksız da değiller yani…