CHP, Derbeder Türkiye’nin, derbeder CHP’si kalmaya devam ediyor.
İyiye değil kötüye gidiyor.
1980’lerin başlarında, o zamanların çok etkili, ünlü mizah dergisi Gırgır’a gönderdiğim bir yazıda, “CHP’nin iktidar olmak, memleketi kalkındırmak, halkı fakirlikten kurtarmak, Türkiye’yi bağımsız kılmak gibi bir ideali, kaygısı, hedefi yoktur.
Onların hedefi, Parti Meclisi Üye sayısının biraz fazlasını milletvekili yapıp, Ana Muhalefet Partisi olmak ve ne yapılırsa eleştirmek, konuşmak, demeç vermek işini istiyorlar.” demiştim.
Halbuki, ana muhalefet olmak en yakın iktidar adayı olmak demektir.
Ana Muhalefetin üzerine düşen çok önemli memleket görevleri, vatan, millet sorumluluğu vardır.
İktidarın yanlışlarını tespit edip yapılması gerekeni önermek, yaşanan sorunların ne şekilde çözüme ulaştırılacağına ilişkin projeler sunmak…
Battalgazi İlçe Başkanıyken, Kapıkaya Turgut Özal Barajı çevresinin dinlenme, gezinti alanı olarak Malatya’ya kazandırılması önerisinde bulunmuş şunu söylemiştim:
-Denir ki, muhalefet hep iktidarı eleştirir, başka iş yapmaz! Ben de, diyeyim ki, muhalefet ne derse desin, ne önerirse önersin iktidar bildiğini yapar!
Belediye kuruluşu Yemek ve Ekmek Fabrikası yanındaki ahırın ve gübrelerin varlığını, Kurumu yıpratıp piyasada haksız rekabete neden olmamak için basına açıklamamış, özel yazıyla MEGSAŞ’a bildirmiş ve o çevrenin temizlenmesine katkıda bulunmuştum.
Arif Sağ’ı çok severim. Bağlamayı konuşturur. Sesi, yorumu kalbe dokunur. Güzel, hayırlı ömürler dilerim. Arif Sağ, 1987’de SHP-CHP’den milletvekili olduğunda da, Gırgır’a, “CHP milletvekilleri, rakı masalarında saz çalıp, türkü söyleyerek kendilerini eğlendirecek çok önemli bir kişi buldular.” diye yazıp göndermiştim.
Bu yazılarım yayınlanmadı.
Renkli televizyonların önemli yerlerde bulunabildiği zamanlarda da, “Kimilerimiz, çevresine siyah-beyaz bakıyor ama renkli televizyon deyince can atıyor!” diye yazıp gönderdiğim yazı Gırgır’ın ikinci sayfasında çıkmış ve dahası ücreti de PTT yoluyla bana gönderilmişti.
Ancak, para, benim bulunmadığım bir zamanda geldiğinden, bir süre beklenip iade gitmişti.
CHP, ilk sayfaları özenle, dikkatle yazılan, temiz tutulan, gittikçe de bakkal defterine dönem bir okul defterine benzemiştir.
Biz, sevgili eşimle evlilik yıldönümümüzde, “Hep birinci yıldönümünü kutluyoruz” derim!
Yani aynı sevgi, saygı, coşku içinde olduğumuzu anlatmak isterim ve de herkese de öneririm.
CHP Mustafa Kemal Atatürk zamanında CHP’ydi.
Hani “Anamızın kızlık zamanında” denir ya!
“CHP’nin iktidara gelmek, halkı fakirlikten kurtarmak diye bir hedefi yoktur. Ana Muhalefet olmak onlara yeter” diye kırk sene önce yazmışız.
2012’de Merkez İlçe Başkanlığı seçiminde, Divan Başkanının, iki de bir sözümü kestiği konuşmamda özetle şunları söylemiştim:
“… CHP, özlenen Türkiye fotoğrafının hayata geçtiği partidir.
Bugün bu çizgisini daha da derinleştirme zamanıdır.
CHP, Anadolu’nun renklerinin kendi aidiyetlerini dışarıda bırakarak CHP aidiyeti ruhuyla siyaset yaptığı bir Parti’dir.
Bu Parti’de herkes sadece CHP ilkeleri aidiyeti ile çalışır.
Bizim Türkiye’yi yönetmeye yetecek kadar oy alabilmemiz gerek.
Bunun için en baştan şunları yapmalıyız:
Rakiplerimizden daha dürüst olmalıyız.
Rakiplerimizden daha çalışkan olmalıyız.
Parti içi hak paylaşımında rakiplerimizden daha adil olmalıyız.
Rakiplerimizden daha çok partideki emeğe, hizmete, çalışmaya vefalı olmalıyız.
Partimizi ‘etkin odakların’ yönlendirmesine kapalı tutmalıyız.
‘Büyük basının’ Partimizi “Batılı anlamda sosyal demokrat parti” yapma dolduruşuna gelmemeliyiz.
Parti kanallarını açık tutalım.
Parti’mizin otomatik güncelleme butonunu, tuşunu hep açık tutalım.
Ki, Parti’miz kendi kendini yenilesin, değişen koşullara uyum göstersin.
Kabuğun değil, gövdenin ruhunu, duygu ve düşüncesini Parti’de egemen kılmalıyız.
Ailemizi sevdiğimiz gibi halkımızı sevmeliyiz.
Ülkemizi sevdiğimiz gibi Parti’mizi sevmeliyiz.
Arguvan türküleri gibi duru ve dürüst CHP yönetimleri diliyorum.
Parti’mizin yolu açık olsun,
Halkımızın yolu açık olsun. 24.03.12 Merkez İlçe Kongresi Belediye Konferans Salonu”
Parti, şimdilerde başıboş; anasız-babasız kalmış çocuk gibi.
Şimdilerde kendi kendini tüketme, kendi kendini yeme sürecinde.
Ne çizgi var, ne ilke var, ne vatan var, ne millet var ne de Mustafa Kemal Atatürk var…
Geçen seçim öncesinde, iş yok, çalışma yok, terleme yok, proje yok da, ne vardı?
Altılı Masa vardı.
Karşılama, uğurlama, yalandan gülümseme, tokalaşma vardı.
Kuvvetlice tokalaşıp, uzun uzun elleri sallama vardı.
Yıllar boş boş böyle geçti.
Altılı Masa seçimi kazansaydı ne olacaktı ki?
Yönetim altmışaltıya bölünecekti.
Memleket zarar edecekti.
Ardından millet bir otuz sene bunlara iktidar vermeyecekti.
Şimdi ne yapılıyor?
Seçime üç sene varken, cumhurbaşkanı adayını belirlemek için ciddi ciddi sandıklar kurulup seçim yapılıyor!
İnsanlar kuyruklara girip ciddi ciddi oy kullanıyor.
Başka aday adayı da yok.
Hem de her parti mensubuna açık.
Hani tiyatro denilmişti ya o koskoca darbe girişimine.
Bunların işi gücü de tiyatro.
Daha doğrusu “Evcilik oyunu”…
CHP kendini bilmeli, kendini yenilemeli, kendini güncellemelidir.
CHP, Milli, Milletinin manevi değerleriyle iç içe, tarihiyle, coğrafyasıyla, medeniyetiyle bağdaşık, ceddini cibilliyetini, atasını dedesini bilen, bildikçe daha büyük işler başarmak için kendinde güç, kuvvet bulan, her vatandaşını kucaklayan, bağrına basan, “İlim Çin’de de olsa alınız!” hadisine bağlı olarak, “Dinlenmemek için yola çıkanlar, asla yorulmazlar!” diyerek, “Vatan çalışkan insanların omuzları üzerinde yükselir” diyerek, “Aşk ile koşan yorulmaz. Durmak yok yola devam!” diyerek, gece-gündüz demeden, hastalık-sağlık, açlık-tokluk demeden çalışan, devlet malını koruyan, emanete hıyanet etmeyen, adı konmamış bir seferberlik içindeymiş gibi çalışan, çabalayan bir particilik, bir yönetim anlayışı geliştirmelidir.
Hem de tez zamanda.
Hemen şimdi.
Yoksa kaybolup gidecek.
Çalışmadan olmaz.
Hem de rakibinden çok.
Daha açığı, AK Parti’den çok.
İngiltere’den, ABD’den yardım dilenerek değil.
Onların aklına giderek değil.
Sokak eylemleriyle değil.
Taraftarları keskinleyerek değil.
Bazı kötülüklere zemin hazırlayarak değil.
Bulunulan kamu makamlarını kötüye kullanarak değil.
Milli menfaatler gerektirdiğinde dahi Devletinin yanında durmayarak değil.
Haydi CHP seni görelim!