Normalde şu sıralar Malatya’da vatandaşlar her yerde piknik yapıyor olurdu. Çocuklar dışarıda koşuyor, yaşlılar yürüyüş yapıyor veya Yeni Cami meydanında sohbet ediyor olurdu. Gençlerin şen şakrak sesleri Malatya caddelerini dolduruyor olmalıydı şimdilerde.
Eskiden ne kadar mutlu ve umutluymuşuz değil mi?
Şarkıda geçiyor ya:
Karanfil kokuyor cigaram cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…
Her ne kadar coşkulu bir şarkı gibi görünse de beni hep hüzünlendirmiştir. Zaten bir özlemden bahsettiği aşikar.
Biz de özledik eski Malatya’yı, o mutluluğu, coşkuyu ve bilimum güzelliği. Ve tabi o muhteşem baharlarımızı… Ne kadar güzeldi eski baharlarımız. Ne kadar şendi her taraf. Ne kadar özeldi her bir ayrıntı.
Şimdilerde dümdüz bir meydan, ağır hasarlı binalar, çatlak duvarlar, iş makineleri ve en önemlisi mutsuz, umutsuz insanlarla dolmuş Malatya’mız. Hem zaten ne yapalım, o kadar acı varken mutluluğu kendimize nasıl yakıştıralım!
Zaten şehrin insanlarla dolu olduğunu söylemek de mümkün değil. Sosyalleşebilecek bir ortam bile yok artık şehir merkezinde.
“Ne olacak bu halimiz!” diyor herkes. Ne olacağına dair kimsenin önünü görebildiğini zannetmiyorum. Travmalarımızın bile bilincine varmamışken önümüzü görebilmemiz imkansız.
Benim tek umudum, çok şükür ki Malatya’nın o bitmek tükenmek bilmeyen yeniden başlama cesareti.
O cesaretle birlikte güzel günler göreceğiz inşallah.