Baba

Abone Ol

An gelir nefes almayı bırakıp nefes alıyor mu, ıstırabına kapılırsın.

O an nefes almadığını düşünmezsin...

Kulağını sadece elli santim uzunluğundaki bir günlük bebeğine doğru yaklaştırırsın.

Eğer derinden bir nefes almışsan onun sebebi "nefes alıyor" olmasıdır.

Memlekette baba sevgisi, biraz da ataerkil bir toplumun verdiği mahalle baskısı yüzünden pek dillendirilmez.

50 yaş ve üzeri insanların çocuklukları aslında sevgiye aç bir şekilde geçmiştir.

Hatta kırsal bölgelerde daha sert ve daha duygusuz bir "kapalı sevgi" türünde gelişmiştir.

Baba sevgisi dediğimiz olay eskiden "gizli" yapılan ve çocuk yattıktan sonra görülen bir sevgiydi.

Bu memlekette bundan 30 veya 40 yıl önce babanın çocuğunu sevmesi hoş karşılanmazdı.

Böyle büyüyen çocukların "baba" halleri hep aynı oldu. Hatta bu tür "gizli sevgi" sendromu "dede" mertebesine gelince bir patlamaya dönüşür.

Çocuğuna veremediği sevgiyi, torununda fazlasıyla vermeye başlayacaktır.

Eğitim seviyesinin artması, şehirleşme yani bir evde sadece bir çekirdek aile oluşumu bu tür "gizli sevgi" durumlarını yok etmiştir.

Anne sevgisine diyeceğimiz tek kelime yoktur ama baba sevgisi de en az anne sevgisi kadar doğal ve çok saftır.

Bu topraklarda "annenin çocuğuna bedduası tutmaz, babanın çocuğuna bedduası tutar" inanışı vardır maalesef.

Bu tür inanışlar İslam dinine sonradan adapte edilen geleneklerimizdir.

Bu geleneklerin özünde "din" yoktur.

Peygamber efendimizin çocuk sevgisi bir başkaydı. Bir gün Peygamberimiz namaz kıldırırken secdeyi çok uzatır. Namaz bittikten sonra cemaat sorar ve Peygamber efendimizin çocuk sevgisinin ne boyutta olduğu bir daha anlaşılır.

Secde esnasında bir çocuk Hz. Muhammed'in ( SAV) beline çıkmıştır. Çocuğun oyunu bozulmasın diye çocuk kendi isteğiyle inene kadar secdeyi uzatmıştır Peygamberimiz.

Dedim ya, geleneklerimiz din gibi algılanmaya başlamıştır.

Baba sevgisi insanidir ve doğuştan gelen bir duygudur.

Senin bir parçandır.

İyiyse iyisindir, kötüyse kötüsündür.