BABA

Abone Ol

Yaşlanınca benden daha fazla yaş alan büyükleri dinlemek daha fazla zevk verir oldu.

Eski hikayeleri dinlemek, bizden önce yaşamış hemşehrilerimizin hayatını dinlemek, Malatya'nın eski adetlerini dinlemek benim için önemli gördüğüm işlerden biri oldu son zamanlarda.

Nostalji kelimesini de çok sık kullanmaya başlayınca anladım ki artık yaşımız Kemal'e ermek üzere.

Tabi bunun bir amacı da bizden sonraki kuşaklara bunu anlatmak ve gelenekleri unutturmamak.

Çünkü geleneğini, kültürünü, örfünü, adedini unutan toplumlar çok fazla yaşayamamış emperyalist devletlerin kucağına düşerek tarih sahnesinden silinmişlerdir.

Dünün insanı ile bugünün insanı arasındaki farkı anlatan bir olayı babamdan dinlemiştim;
Belediye Başkan Vekili iken eczacıların bir toplantısına davetli olduğum söylendi, apar topar gittik.

Konuşma sırası bana geldiğinde tedirgindim, eczacılıkla ilgili ne söyleyeceğimi düşünürken babamdan dinlediğim bu olay aklıma geldi.

Malatya’da iki tane eczanenin olduğu günler, mevsim kış, yollar kardan tıkalı ve saat gecenin iki buçuğu.

Baba diye tanınan eczacımızın kapısı acı acı çalar, eczacımız kapıyı açar;
“Buyurun” der. Kapıyı çalan hastası olduğunu, ilaç istediğini söyler. Baba reçeteyi alır, bakar ve geri verir, üzerini giyer ve gidelim der.

O soğuk ve karlı havada yürüyerek Ziraat Bankası civarındaki dükkanını açar, ışıkları yakar, beyaz önlüğünü giyer, tezgahın arkasına geçer ve tarihe geçecek şu sözü söyler;

“-Evladım bu ilaç bende yok.”

Adam sinirlenir, “Alay mı ediyorsunuz benimle!” diye çıkışır. “Evde niye söylemediniz bunu?” der.

Babanın cevabı yine çok manidardır:
“-Evladım evde bu ilaçlar yok desem inanır mıydın?"

Mesleğinizde babaların çoğalması dileğiyle diyerek kürsüden indim.

Bir dönem toplum bu tip insanlardan oluşmaktaydı, ben siftah ettim komşum etmedi ondan alışveriş yapın diyen insan tipi masallarda değil bizim toplumda yaşayan insanlardan oluşuyordu.

O günlerin ahlak anlayışına ulaşmak çok zor görünüyor ama biraz yaklaşsak bari...