AZİM VE SEBAT
Feraset dersleri-7-
Feraseti öğrenme, anlama ve anlatma konusundaki azmimizi artıran, yolumuzu aydınlatan ve sabit kılan Rabbimize hamd olsun.
Feraseti bir daha hatırlamak gerekirse; o, keskin bir görüş, şaşmaz bir önsezidir.
Feraset sahibi olan; bir işin sonunun kötü olacağını Allah (C.C)’ın kendisine verdiği bir lütufla önceden sezer. Açıklayamaz, anlatamaz ama bilir.
İşte bu; hadisi şerifte müjde verildiği gibi mümine Yüce Allah (C.C)’ın bir hediyesidir.
Günahsız bir hayata azmedenler için, hidayet yolundan dosdoğru gitmeye, sapmamaya sabit kalmaya çalışanlar için bir lütuftur.
Sakın feraseti küçük görmeyelim! O, akıldan ve bilgiden de üstün bir anlayış ve kavrayış gücüdür.
Akıl ve bilgi şeytanın da sahip olduğu özelliklerdir fakat onu doğru yola ulaştırmamıştır.
Mesela Kur’an-ı Kerim’i en ince noktasına kadar bilen bir ilahiyat profesörü ve tefsir yazarı dininden dönmüş olarak ölür de doğru yolu bulamaz. Allah (C.C) ona akıl ve ilim vermiştir de -belki günahından belki kibrinden – feraset vermemiştir.
Bunun aksine Fatiha suresini bile ezberlemekten aciz, Allah (C.C)’ın kendisini akıl ve ilimce daralttığı bir mümin kardeşimiz ise kendisine verilen feraset sayesinde hidayeti bulur da cennetin en güzel yerini hak eder.
Yada zekasıyla ve hatta derin tabiat bilgisi ile meşhur olmuş bir profesörAllah (C.C)’ınvarlığını bulamaz. Allah onu o kadar cahil bırakır ki kendi pisliğini yiyerek bunun bilim olduğu iddia edecek kadar çukurun içine düşer ve büyük ihtimal bir cahiliye ölümü ile ölecektir.
Ama onun karşısında kârını ve zararını bile hesaplamaktan aciz ne mektep ne ilim görmüş bir kardeşimiz Allah (C.C)’ın kendisine verdiği derin kavrayış ve feraset sayesinde; ölümü, hayatı, dirilişi, cennet ve cehennemi hakkıyla bilir, inanır ve sonsuz kurtuluşa erer.
Azim ve sebat ise; bizlere mümin feraseti kazandıracak dikkat çekmemiz gereken erdemlerdendir. Hani;
İşlerinde sebat edenler!
Eğitimlerinde sebat edenler!
Evliliklerinde sebat edenler!
Dostluk ve akrabalıklarında sebat edenler var ya; işte bunlar başarılı ve mutlu insanlardır. Onlar sahip oldukları sebat ve azim sayesinde sorunlarının üstesinden kolayca gelirde ruhsal sıkıntılarla boğuşmaktan kurtulur ve çevresini derin bir görüş ile anlamaya başlar.
Elbette ki bizim bahsedeceğimiz azim ve sebat bu konularda değil de dininde azim ve sebat gösterenlerdir. Dinde sebat nasıl olur?
Ergenliğe adım atan bir gençten başlayalım mesela; İlk olarak sevap ve günah kavramları ile o dönemde karşılaşır. Günaha sapmadan, harama yaklaşmadan, gözünü ve gönlünü fuhşa meylettirmeden geçiren bir mümin din de sebat etmiş olmaz mı?
İki dünya saadetini elde etmek için başlattığı evliliğinde; düğününü kadın- erkek eğlencelerin ve israfın kol gezdiği ve sırf başkalarına gösteriş olsun diye yapmak yerine Allah (C.C)’ın rızasını gözeterek yapan bir mümin dinde sebat etmiş olmaz mı?
Eşini sırf dindar olduğu için seçen, seçtiği kişiyi kendisine hayırlı kılması için Allah (C.C)’a dua eden, onun kusurlarını görmezden gelip iyi huylarına odaklanan, ailesinde sevgiyi ve merhameti tesis etmek, Allah (C.C)’a teslim olan çocuklar yetiştirmek için var gücü ile gayret eden bir mümin dinde sebat etmiş olmaz mı?
Çocuklarının dini hayatını ve ahlaki eğitimini onların akademik başarılarından üstün tutan bir mümin dinde sebat etmiş olmaz mı?
Para ile olan ilişkisinde ne pahasına olurda olsun Allah (C.C)’ın emirlerinden sapmayan, dünyayı verseler bir kuruş faiz yemeyi göze almayan bir mümindinde sebat etmiş olmaz mı?
Ticaretine, kazancına, ekmeğine, haram bulaştırmayan bir mümin dinde sebat etmiş olmaz mı?
İşi yada eğitimi ile tesettürü arasında seçim yapmak zorunda kaldığında Allah (C.C)’ın rızasını seçen bir mümin dinde sebat etmiş olmaz mı?
İş yerinde devlet dairesinde, ticaret hanesinde seyahatte, çarşı pazar dolaşırken “önce namaz” diyen otobüslerde namaz molası için mücadele eden bir mümin dinde sebat etmiş olmaz mı?
Ezanı duyunca dükkanını kapatıp namaza koşan bir mümin dinde sebat etmiş olmaz mı?
O halde günlük yaşantımıza gerçekçi ve tarafsız bir gözlükle bakıp soralım. Biz de dinimizde sebat edenlerden mi yoksa tüm bu saydıklarımızı zor görüp sabretmeyip ferasetini kaybedenlerden miyiz?
RABBİM KALPLERİMİZİ VE AYAKLARIMIZI DİNİMİZ ÜZERE SABİT KIL. BİZİ NEFSİMİZİN ÇILGIN İSTEK VE ARZULARINDAN MUHAFAZA EYLE