AYNADAKİ

Abone Ol

Gazetecilik üçüncü sınıf öğrencisiyim o zamanlar.

Marmara’nın en baba ismi Atilla Girgin dersimize girdi.

Ülke genelinde öğrenciler ona ‘Gazeteciliğin babası’ der.

Daha önce de yazılarımda bahsetmiştim zaten ondan. Kendisini çok beğenirim ve haddimeyse örnek alırım.

Atilla Hoca her zaman şöyle derdi:

“Siz gazetecisiniz. Sabah kalkıp aynadaki yansımanıza bakıp, o p.şta göz kırpmayın.”

O zamanlar tam kavrayamamıştım ne demek istediğini.

Mesleğe başladıktan sonra hemen her zaman Atilla Hocanın ne demek istediğini anladım.

Bu ifadeleri bize söylemesinin amacı, aslında gazeteciliğin “öğrenmek” olmadığını, “öğrenmeye sürekli olarak devam etmek” olduğunu belirtmekti.

Ve de en önemlisi “Ben iyi, mükemmel, harika bir gazeteciyim” demenin, aslında yukarıda ifade ettiğim hakaretin kabulleniliş biçimi olduğunu vurgulamaktı amacı.

***

4 yıldır bu meslekteyim.

Ve bu 1460 iş günümün her anında öğrendiğim bir şey varsa, o da gazeteciliğin her yiğidin harcı olmadığıdır.

Yine bu 1460 iş günümün her anında İĞRENDİĞİM bir şey varsa, o da kendini “olmuş” bir gazeteci olarak gören, “ben mükemmelim, ben iyiyim, ben harika bir gazeteciyim” diyen şahıslardır. (Dikkat edin onlara gazeteci demiyorum.)

Bu yazım o şahıslara değil…

Bu yazım tüm bilinçli okuyucularımıza ve en önemlisi kamuoyuna.

“Olmuş” şahısları ve “öğrenmeye devam eden” gazetecileri birbirinden ayırt edin lütfen. Eğer ayırt etmeyi bilirseniz, sağlıklı bir kamuoyu ile her şeyi değiştirme gücüne sahip olursunuz.

***

Atilla Girgin’i yine anmış oldum.

Kendisine saygı ve sevgilerimle…