Aşk ile ilgili yazılan o kadar çok yazı var ki, ben bu tür yazılara ek olarak günümüz aşklarından bahsedeceğim. Yazılan o kadar aşk belgesi var ki, bunların çoğu da tarif yapmaz genelde…
“Aşk nedir, nasıl bir illettir, aşkın tanımı var mıdır? “ gibi sorular belki de yazılı belgelerden beri vardır ama çok görecelidir…
“Mars’ta hayat var mıdır?” sorusu bile o kadar göreceli olmamıştır. Ya da, pi sayısının melankolik durumu da aşk kadar ilgi çekmemiştir. Çekmeyecektir de. Veya, “Amazon ormanlarının sırrı?” gibi konular aşkın yanından teğet bile geçmez.
Dikkatimi çeken konu, aşkın deforme olduğu konusu…
Bu yüzyılda aşkın dejenere olması doruğa çıkmıştır. Aşk kavramı ile o kadar oynandı ki, o kadar yanlış empoze edildi ki, akıllarda ki aşk sadece ve sadece erotizmden ibaret hale dönüşmüştür.
Bu milenyum çağda aşk ile teknoloji ters orantılıdır bence. Teknoloji geliştikçe, aşkta dibe vuruyor. Yeni nesil aşklar çıkıyor tabii…
Âşıkların mesajlaşması (SMS) bu konu da bir devrimdir aslında…
__ canımnerdesin/()?!
__isteyim askım’!!11
__seni cokseviyorum****
___iSteyiMdEdimyaJ))999))
___ ehehhehuhuhuheh
__askımmmmmmm
__odemili atınca musaıt olurum anlamında tanammı__?=
__tammao
***
***
Bu tür bir mesajlaşmanın süresi yalnızca 30 saniyedir. Mesajın gitmesi, iletilmesi, cevabı, iletilmesi, tekrar cevabı, iletilmesi, tekrar cevabı, iletilmesi, tekrar tekrar cevabı ve son bir kez de cevapsız çağrısı yalnızca 30 saniyedir.
Her gün rekorlar kırılıyor ama farkında değiliz. Ne cevherler var bir bilseniz!
Facebook veya masenger olayına girmiyorum çünkü dünya rekoru kırılıyor o sitelerde…
***
***
Tabii bir de matematiksel bir tarafı var aşkın bu yüzyılda…
20’li yaşlardan bir gence, “Kaç kere aşık oldun?” sorusunu sorduğumuzda, “Abi, 17’deyim daha” cevabını verecektir. 17 kere âşık olmuş… Genetik gelişimini bile tamamlamamışken, aşkın genetiğini çözmesi, tam psiko-analiz gerektiren bir olay. Hemen çocukluğuna inilmesi gerek.
Ya da sokaktan geçerken sorun birine: Aşk nedir?
“Valla bu aralar magazin seyredemiyorum.” diye çok cevap gelir.
Veya, “ Bilmiyorum ama, Arda’ya yakışıyor o kız. Bence Arda âşık o kıza…” gibi cevapları inanın çok duyarsınız.
Haa, ünlülerin aşkına gelirsek işin içinden çıkamayız. “Kimin eli kimin cebinde, kaç el aynı cepte, bir cebin kapasitesi ne kadardır?” sorularına astronomik cevaplar yazabilirim ama yazmayacağım. Mars’ın bundan etkisinden tutun da, Dünya’nın yakınından geçen gök taşlarına kadar nedenler sunabilirim ama yazı rezil olur.
Bu ünlüleri ben Süper Lig’deki Anadolu takımlarına benzetirim. Takımlar aynıdır ama teknik direktörler sürekli değişir. Ve hep aynı insanlardır. Bu teknik insanlar sürekli başka takımlarla flört halindedirler.
İşte bu ünlüler de, sürekli flört halinde…
Sürekli bir çiftleşme görüntüsü içinde…
Doğanın kaçınılmaz kanunu diyelim…