APANDİSTTEN KANSERE

Abone Ol

İzmir’de avukatın biri rahatsızlanıp hastaneye götürülüyor. Apandisitten ameliyata alınıyor hemen. Ameliyattan sonra gelen patoloji raporunda avukatın kanser olduğu anlaşılıyor. Sağlıklı(!) bir hastanede, sağlıklı bir doktor hemen tedaviye başlar. Ama tedaviye başlamıyorlar. Bunu öğrenen avukat, dava açıyor. Daha sonra başka hastanede tedaviye alınıyor.


2011 yılında avukat Mehmet İsen geç tedaviye başladığı hastalığına yenik düşüyor. Aslında kanserli beyinler yüzünden kansere yenik düşüyor. Mehmet İsen öldüğü sırada Sağlık Bakanlığı’na açtığı dava devam ediyordu. Avukat arkadaşı davaya devam etti. Ve dün dava sonuçlandı.


İzmir 2. İdare Mahkemesi, Sağlık Bakanlığı’nı kusurlu bularak, dava sürerken hayatını kaybeden Mehmet İsen’in yakınlarına 1 milyon 230 bin TL tazminat ödemesine karar verdi.


AK Parti sağlık konusunda bu ülkede çok şey başarmıştır. Bunu görmemek veya bunu yazmamak olmaz. Fakat hastane çalışanları konusunda bu ülkede bu vilayette çoğu insanın rahatsızlıkları vardır. Her meslekte çürük elmalar vardır ve olacaktır da. Ama insan sağlığı konusunda, yapılan her hatanın bir cana mal olacağını, bir yuvayı yıkacağını bizden daha çok bu ilgili bakanlık biliyordur.


Oto savunma dediğimiz olay her kurumda vardır. Her kurum kendi adamını korur ve kollar. Çünkü onun hatasını göreceği yerde ve cezalandıracağı yerde bir kollama refleksine geçer. Üçüncü dünya ülkelerinin özelliğidir bu kollama refleksi…


Medeniyet dediğimiz kavramı biz sadece şiirlerde okuyunca duygulanırız. Medeni olan her ülke, bir yanlış teşhisten ya da bir yanlış uygulamadan ölen hastanın doktoruna “cinayet” gözüyle bakar. Olayı o titizlik işler. İşte dün bir medeni ülke örneği verdi İzmir 2. İdare Mahkemesi… Ve bu karar emsal teşkil edecektir.


Bütün özel şirketlerde veya ticari olan her şirketin bir “denetim” sistemi vardır. Bazen açık bir denetim bazen de gizli bir denetim sistemi vardır. Büyük şirketlerin her ilde bayilikleri vardır. Bu büyük şirketler genelde “gizli müşteriler” gönderirler o bayilere ve puanlama sistemi yaparlar. Bayisinin müşteriye tavrını, nasıl karşıladığını ve nasıl satış yaptığını görmek için denetleme yapar. Bu gizli denetlemelerin temelinde müşteri memnuniyetini korumak yatar.


Adam, ürettiği malzemenin nasıl satıldığını, müşteriye ne şekilde hitap edildiğini merak ediyor ama hiç kimse doktorun nasıl hastaya davrandığını, hastanedeki tavrını merak etmiyor. Birinin malı cansız diğerinin malı canlı, yani insan…


Bu “kollama” kültürünü biz ancak gizli müfettişler ile halledebiliriz. Bunu da Sağlık Bakanlığı yapar. Dünyanın en güzel hastanelerine sahip olabiliriz. En modern tıbbi cihazlara da sahip olabiliriz. Ama insana dayalı bir yönetim şekline sahip değilsek ve daha hastane kapısında hastanın moralini bozacak onlarca gelişme yaşıyorsak binanın önemi kalmıyor. Bu arada hastanede sadece doktorlar yoktur. Bu şekilde bir algı var. Hastane bir takım gibidir. Hasta bakıcısından oda temizleyen insana, hemşiresinden doktoruna, güvenliğinden danışmana kadar bir takımdır hastane. Denetim sistemi hepsi için geçerlidir.


Herkesin aynı şekilde karşılandığı ve aynı şekilde ilgilenildiği insancıl bir yaklaşım sergileyen sağlık kurumlarının olması dileğiyle…