Anne

Ayaklarının altına cennet serilen… Annelik sorumluluğunu yerine getirdiği takdirde yeryüzündeki en kutsal varlık…

Abone Ol

Ayaklarının altına cennet serilen…

Annelik sorumluluğunu yerine getirdiği takdirde yeryüzündeki en kutsal varlık…

Yavrularını önce karnında, sonra bir ömür besleyen tükenmez hazine…

Dokuz ay boyunca yeme, içme, oturma, kalkma, yatma gibi beşeri eylemlerin hiçbirinden tat alamayan kadın…

Doğum esnasında bir insanın katlanabileceği acının çok üstünde acılara tahammül edip yavrusunu kucağına aldığın bütün o acıları unutan dev… (İnsan vücudu en fazla 45 del acıya dayanabilir. Fakat doğum yaparken kadınlar 57 del kadar acı çekerler. Bu, aynı anda 20 kemiğin kırılmasına eşdeğerdir.)

Sinesinden süzülen bembeyaz sütü bebeğine aktarırken dünyadaki en mesut kişi olan bir yeryüzü meleği…

Canını canından alan cananına, can olmak için çırpınan ve karşılığında hiçbir maddi çıkar gözetmeyen mukaddes insan…

En tiksindirici maddelerden biri insan dışkısı olduğu halde, bebeğinin altını temizlerken yüzünü dahi buruşturmayan, aksine bu işten zevk alan çok farklı bir canlı…

Tatlı bebeği hastalandığında sabaha kadar baş ucundan ayrılmayıp geceler boyu uykusuz kalan ama bundan hiç yakınmayan güzel insan…

Kimi zaman hakaret, kimi zaman şiddet gördüğü halde bebeğim babasız büyümesin diye bunlara boyun eğen fedakârlık sembolü varlık…

Evet işte bunlar ve buraya yazmadığımız sebeplerden ötürü ayaklarının altına cennet serilmiş annenin. Serilmiş de ne yazık ki günümüz annelerinin bir kısmı, anneliği sadece doğurup doyurmak ve temizlemekten ibaret sayıyor ve o paha biçilmez ödül olan cenneti ezip geçiyor.

Hiçbir anne unutmamalıdır ki çocuğun ilk ve en etkili öğretmeni annesidir. Bu nedenle hamilelik döneminden başlayarak o öğretmenlik vazifesini hakkıyla eda etmelidir anneler. Çocuğun anne karnındayken bile annenin, babanın bütün konuşma ve davranışlarından etkilendiğini ve buna göre karakter oluşturduğunu asla unutmamalıyız.

Annelik; sabır ve itinayla ilmek ilmek nakış işlemeye benzer. O nakışlardan atlanan her ilmek, eserin üzerinde sırıttığı gibi, çocuğun eğitiminde her boşverilen, her yanlış atılan halka öyle sırıtacaktır.

Lütfen, çocuğum beni rahat bıraksın diye eline tableti veya telefonu verip kendi dünyana çekilme sevgili anne. O anda seni rahat bırakıp ağlamayı kesmiş olabilir ancak o aletlerin onun karakterinde, kişiliğinde, ileriki dönemlerinde açacağı yaraları, yapacağı tahribatları görebilseydin şimdiden oturup sen ağlardın.

Lütfen; “Amaaannn ne olacak!” diyerek çocuğunun yanında sigara ve benzeri kötü alışkanlıklarını uygulama. Zira çocuk; duyduğunu değil, gördüğünü yapar. Yok yapıyorsan da çocuğun büyüdüğünde aynılarını kullanırsa ondan yakınma olur mu?

Lütfen, elindeki telefondan, sosyal medyandan, televizyon dizilerinden biraz fedakârlık yaparak çocuklarına zaman ayır. Senin onlara ayırmadığın zamanı kötü mecraların ona ayıracağını, senin ona hissettirmediğin sevgiyi pusuda bekleyen kötü insanların hissettireceğini, senin ona oturup öğretmediğin her doğru yerine birilerinin ona bir yanlış öğreteceğini asla unutma.

Eşinle olan problemlerini, maddi sıkıntılarınızı, ah vahlarını çocuğunun yanında ortaya dökme lütfen. İnan bana, şimdi minicik olan o yavru ya senin gibi bir anne ya da babası gibi bir baba olacaktır. Yani şu anda yaşadıklarının aynısını o da eşiyle yaşayacaktır.

Çocuğunun her isteğine hemen “evet” deme. Yokluğu da bilsin ki hayatın dikensiz, dümdüz bir yol olduğu kanısına varmasın. Bir de ona bazı şeyleri kendi çabasıyla elde edebileceğini öğret. Öğret ki bir ömür boyu hep başkalarından bir şeyler bekleyen asalaklar gibi yaşamasın.

Onu başkalarıyla kıyaslama kesinlikle. Her insanın farklı kabiliyet ve istekleri vardır. Kıyasladığın başka çocukta var olan bazı güzel özellikler senin çocuğunda olmayabilir; tıpkı senin çocuğunda olan bazı güzel özelliklerin başka çocuklarda olmadığı gibi. Bir de şunu düşün: O seni başka annelerle kıyaslayıp küçük düşürse senin hoşuna gider mi?

Ona nasihat et. Hayat tecrübelerini aktar. Lakin sakın sakın cümleye: “Ben senin yaşındayken…” ifadesiyle başlama. Bu sözün geçtiği hiçbir nasihat ona fayda sağlamayacaktır, bil istedim.

Ona onurlu, şerefli, namuslu, kanaatkâr yaşamanın faziletlerini anlat mesela. Namusun sadece cinsellik anlamında olmadığını; başkalarının malına, makamına, huzurlu hayatına göz dikmenin de namussuzluk olduğunu öğret. Üç kuruş menfaat için birilerine kul köle olmanın onursuzluk olduğunu anlat. Elindekilere kanaat etmeyip daha çok kazanacağım diye haram helal kavramlarına riayet etmemenin şerefsizlik olduğunu kavrat ona.

Dinine, inancına, töresine, geleneğine, vatanına, bayrağına sahip çıkmanın en onurlu ve huzurlu hayat biçimi olduğunu, bıkmadan, usanmadan söyle ona. Onurlu ve onursuz insanların hayatlarından örnekler ver.

Anne-baba başta olmak üzere, büyüklere saygının olmazsa olmaz olduğunu öğrensin senden. Küçüklere, zayıflara, muhtaçlara kol kanat germenin insanı dünyada bile tarifsiz mutluluklara götüreceğini bilsin yavrucak. Hayvanların da tıpkı insanlar gibi dünya evinde yaşadığını, onlara zarar vermemesi gerektiğini bilinç altına yerleştirsin.

Namaz kılmayı öğret ona. Namaz kılmanın, bizi yaratıp besleyen ve sonsuz âlemde sonsuz nimetler verecek olan Allah’a bir teşekkür olduğunu yaşayarak göster ona. Senede bir ay oruç tutmanın insanı meleklerden daha temiz ve kutsal bir makama çıkardığını öğret.

Hülasa, sevgili anne; işin zor biliyorum. Zor ama ayağına serilen cenneti kazanmak da hiç kolay değil. Sen erdemli insan yetiştir ki Yaradan da seni erdemlilerle birlikte cennetine koysun, olur mu?..