Neymiş efendim köşemizi biraz sert dolduruyormuşuz. Aman Allahım kıyametleri koparmışlar. Dedim alıp karşıma tane tane anlatayım. Gerisi sizde:
-Abee çok ağır yazıyorsun, valla zoruma gidiyor.
-Ne yani yazmayalım mı?
-Yok yok yazmanıza bir şey demiyoruz.
-Eeee?
-Çok ağır oluyor, biraz yumuşatsanız.
-Hay hay. Tabi yumuşatırım…Bak kardeşim ben senin gönlünü alırım almasına ama aklıma takılan birkaç şey var. Mesela rahatsız olduğun konulardan bir tanesini yalanlayabilir misin? Yahut yazdıklarıma itiraz ettiğin kısım hangisi? Bilmek isterim.
-Yok yok yanlış anladınız. Yazdıklarınızın tamamı doğru, büyük çoğunluğunda haklısınız hatta ben de sizin gibi düşünüyorum.
-Eeee peki öyleyse senin derdin ne?
-Dedim ya yazdıklarınız doğru ama böyle basında yer almasına bozuluyorum.
-Yahu yazıyorum ama siz sahiden cezai ehliyetiniz yokmuş gibi davranıyorsunuz.
-Hımmm, şeyyyy ben yine anlamadım.
-Ben de tam bundan bahsediyorum. Sizi yazdığımı sizden başkası bilmiyor diyorum.
-Nasıl yani?
-Hasbiyallaaah! Bak, bülbül yuvasına dadanmış kargayı bilir misin?
-Yok bilmiyorum.
-Selamunkavleeen! Buğday tarlasını istila etmiş çekirge sürüsünü bilir misin?
-Nerden bileyim abi ben anlamam.
-Hah işte senin birçok bilmediğinden bahsediyorum ama senin adını yazmıyorum. Cehaletinle başına bela olduğun grubu yazmıyorum. Yani bir ifşa söz konusu değil. Ne mal olduğunu bir sen biliyorsun, bir de zeki okurlarım biliyor. Rahat ol.
-Haaaa şimdi anladım abeee! O zaman canın sağ olsun. Yaz be senden mi esirgeyecem. Allahına gurban. Yaz bütün pisliğimizi zaten adım yok. Şeyyy Hımmm
-Yine ne oldu?
-Zeki okurlar da anlıyor dedin.
-Boş ver sen anlayan anladı…
Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın…