Anan öle Malatya ve kayısı

Abone Ol

Bu, deprem Malatya’mızın anasını ağlattı.
Yetmedi, “Anan öle Malatya” dedirtti.
Ölen gencecik kızının, gencecik oğulunun (Allah kapılardan irağ ettsin) acısıyla yüreği yanan anaların, kon komşunun gözlerinden kanlı yaşlar akarken dillerinden dökülen, “Anan öle yavrum, anan öleydi yavrum” sözleri Malatya’mızın yıkılan çarşıları, dükkanları, camileri, tarihi binaları, harap olmuş, virane olmuş genel hali için aynen söylendi, söyleniyor, söylenecek…

Hemen burada yineliyeyim, Malatyanın bu yıkık halinden, bu viraneye dönmüş halinden kurtulabilmesinin sihirli anahtarı, uzağa gitmeyelim, Allah’ın Malatya’mıza bahşettiği Kayısıdır.

Devletimiz, Merkezi ve Yerel Yönetimimiz, STK’larımız, yani Gönüllü Toplum Kuruluşlarımız, hemşerilerimiz, Çiftçilerimiz, Köylülerimiz, Tüccarlarımız, Dışsatımcılarımız, Hepimiz en başta Kayısıyı elimize alarak kurtuluşumuza giden yolda ilerlemeliyiz.

En azından ben özyaşamımdan biliyorum ki, bugüne değin, kayısıya yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde hakettiği şan ve şerefi verme yolunda bir arpa boyu yol alamadık.
Kayısımıza ilişkin bilinen bilimsel bilgileri uygulamakta, hayata geçirmekte bir mercimek boyu yol alamadık.
Ben, Tekel Tütün Fabrikası yıkılıp, enkazı kaldırıldıktan sonra ortaya çıkan 43 dönümlük arazinin, Turistik Kayısı Bahçesi olarak değerlendirilmesini öneren basın açıklaması yapmıştım.
Bu bahçede, kayısının çekirdekten fidana, fidandan çiçeğe, çiçekten meyveye, meyveden hasada, hasattan işlemeye, islimlemeye, paketlemeye, pazarlamaya… tüm aşamaların tecrübelerden de yararlanılarak, bilimsel bilgilerle yapılmasını, bunun bu bahçede gezilip, görülüp, izlenmesini önerdim.
Bunun dünyaya tanıtımı için uluslararası festivaller, şenlikler yapılmasını, bu yolla yine Malatya’ya yabancı, yerli turist çekilmesini talep ettim.
Bu açıklamam, gazetemizin birinde, fotoğrafımın üstünde “Çılgın avukattan çılgın proje” başlığıyla çıkmıştı.
Bir yabancı şirkete üç beş milyona sattık da bu parayı alıp bay mı olduk?
Bu araziye yapılan Cadde AVM, Malatya’mızın hangi derdine derman oldu?

Kayısıyla ilgili yine bir basın açıklamamla, kayısıda ticari şirketleşmeye gidilmesini, bunda devletimizin, belediyelerimizin başlangıçta önderlik etmesini, çiftçilerle ortak Esenlik benzeri şirketler kurmasını, köylülerimizin kendi aralarında limited, anonim şirketler kurmasını, bu şirketlerde mühendislerin, dış pazalamacıların, uzman yöneticilerin çalıştırılmasını önermiştim.

Bunlara, olması, gerçekleşmesi mümkün olmayan projeler gibi bakıldı.
Oysa hiç bir zorluğu yoktu.
En azından tartışılmalıydı, eksiği, fazlası, doğrusu yanlışı konuşulmalıydı.
Yeniden incelediğimde, üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen, bu görüşümde, bu önerimde bir sarsılma, bir bozulma olmadığını gördüm.
Bence taptaze duruyor, güncelliğini koruyor.
“Anan öle Malatya” diyerek oturup ağladığımız şehrimizin ayağa kalkması, yine, “Bulunmaz eşin” detirtmesinin anahtarı kayısımızdadır.
Allah’ın Malatya’mıza bahşettiği dünya güzeli Kayısımızda.
Çünkü;
Türkiye daha Kayısıyı tanımadı.
Dünya daha Kayısıyı tanımadı.

Ayrıca insanlığı, dünya kadar faydalı vitaminler, mineraller, tatlar, kokular, aromalar içeren bu özel ve güzel meyvemizden mahrum bırakmaya da hakkımız yoktur!