Ah, ne olaydı, sevgili hemşerimiz, rahmetli Fahri Kayahan’ımız biraz da ‘ticari’ bakıp, biraz da hemşerilik yapıp, Esmer’ini kayısıyla besleseydi!
Fındık, fıstık, badem oluyor da kayısı niye olmasın!
Ben esmeri fındık ile
Ben esmeri fıstık ile
Ben esmeri kayısı ile beslerim deseydi.
Malatya bir Malatya daha olurdu…
(Yok yok bu sözümü geri alıyorum…
Öyle olsaydı depremde daha çok bina yıkılır, daha çok insan ölürdü…)
SARI KURDELEM
Altınım
Sarı kurdelem
Sen yoksun
Biz var mıyız sanki
Yansan sahibin yanar
Donsan sahibin donar
Malatya yanar
Malatya donar
Altınım
Sarı kurdelem
Sen yoksun
Biz var mıyız sanki… ss-2014 Bahar
Evet kayısı bizim her şeyimiz.
Hele şimdi, cankurtaranımız.
Bütün planlarımızı, bütün harcamalarımızı onun üstüne kurmamız lazım.
Çünkü Allah’ın bize bahşettiği bir nimet.
Dünyanın ağzını tatlandıran, her derde deva kayısımız, bu içinde yaşadığımız güzel Malatya’mızın topraklarında yetişiyor.
Bunu, bu Malatya Malatyalılar dikiyor, suluyor, yetiştiriyor, deriyor, kimin yaş, kimini islimli, kimini de günkurusu olarak dünyaya sunuyor.
Bu üretimde ve bu dışsatımda açık ara dünya birincisiyiz.
Yüz bin tona yakın kuru kayısı dünyaya satıyoruz; Türkiye’mize ve oradan da Malatya’mıza dört yüz milyon Dolar’a yakın para giriyor.
Kayısı denince her renkten, her soydan, her boydan insanın aklına Malatya geliyor.
Türkiye’nin, AB’den coğrafi işaret aldığı tescilli yedi ürününden biri kayısıdır.
Yani kayısıda dünya markasıyız.
Her hasat mevsiminde çalışmak için Malatya’mıza gelen elli bine yakın vatandaşımızı misafir ediyoruz.
Silkinip ayağa kalkabilmemizin ilacı o.
İşte, tam da bu zamanda, tam da bu koşullarda bir sevindirici, çok sevindirici bir gelişme olacak yakında.
AB’nin de finansör olduğu Dünya Kayısı Ticaret Merkezi açılacak.
Nerede?
Merkeze altı kilometre uzaklıkta, Dilek ve Yaka yolunda, Şehir Mezarlığımız yakınında.
Öyle bir merkez ki, anlatılması, faydaları, özellikleri, olanakları say say, yaz yaz bitmez.
Yüz elli bin metre karelik ticari alan, bin kadar dükkan, beş bin ton mal alacak lisanslı depolar, bankalara ayrılan yerler, zabıta, polis yerleri, belediye kontrollü tartı, üreticilerin, tüccarların, toplantı yapabileceği ofisler, anında çeviri yapma imkanıyla donatılı ulusal, uluslararası konferansların yapılabileceği salon, kayısı müzesi, mescit, güvenilirliği tescil edilmiş laboratuvarlar, spor, kafeterya gibi sosyal alanlar, gümrükleme işlemlerinin yapılabilmesi…
Görüldüğü gibi, bir muhteşem, bir devasa eser.
Tahammül imkanı varsa, üretici kayısısını satabileceği en uygun zamanı beklerken, evde, orada burada bozulacağından kaygılanmadan, kayısısını getirip lisanslı depoya koyacak. Ürününü getirdi akşama kadar satamadı veya satmadı alıp tekrar götürmeyecek, depoya koyacak, ertesi gün gelip alana çıkaracak.
Tüccar aldığı kayısıyı yine gümrük işlemlerini yaptırmak için çeşitli şehirlere gitmeyecek. Bütün gümrükleme işlemleri burada yapılabilecek.
İstediği laboratuvar tetkiklerini yaptırabilecek.
Allah emeği geçen herkesten razı olsun, şehrimiz için can kurtarıcı bir bulunmaz yapıt.
Ne zaman açılacak?
Büyükşehir Başkanımızın verdiği bilgiye göre hemen Temmuzda.
Hayırlı uğurlu olsun inşallah.
Şimdi benden iki öneri:
Birincisi, bu devasa yapının açılışı uluslararası bir çapta olmalı.
Hem depremzede Malatya’nın tanıtımı için, hem şehrin hareket kazanması, deprem turizmi için hem de kayısının bir daha tanıtımı için.
Böyle bir organizasyon içinde olunmadığını biliyorum.
Şimdi, “Zaman yok. Yetişmez!” denmemeli, açılış bu organizasyonun yapılabileceği süre kadar ertelenmeli.
Çünkü bu, kaçırılmaması gereken bir fırsat bence.
İkincisi, kayısının çekirdekten fidana, çiçekten meyveye, kurutmaya… bütün aşamalarının izlenebileceği, gezilip görülebileceği bir turistik kayısı bahçesi de hemen yakınında olmalı.