Allah’ın emaneti Suriyeli mazlum misafirlerimize veda

Abone Ol

Misafir, Allah-u Teala'nın kuluna tevdi ettiği emanetidir. Emin olan kişi, tevdi olunan emanete nasıl sahip çıkarsa, gâni gönüllü Anadolu coğrafyasının insanı da misafire o gözle bakar. Emanet, gözlerden gönüllerden sakındırılır ki ona bir halel gelmesin.

ENSAR OLMAYI BAŞARANLARA BİN SELAM OLSUN

“SURİYE’Lİ KARDEŞLERİMİZİN VATAN HASRETİ BİTİYOR…”

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı

Recep Tayyip ERDOĞAN

Misafirlik, Türk kültüründe ve İslam geleneğinde müstesna bir yere sahiptir. Yüce dinimiz İslam, misafir ağırlamayı bir fazilet, hatta bir yükümlülük olarak görür. Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hadislerinde misafire ikramın, yardıma muhtaç olanlara el uzatmanın önemine sıkça vurgu yapılır. İslam’ın ilk yıllarında Medine’ye hicret eden muhacirlere kucak açan Ensar’ın fedakarlıkları, bizim için rehber olmuştur. Ancak bugün dönüp geriye baktığımızda, Suriyeli misafirlerimize bu örnek davranışı ne kadar yansıtabildik, bunu sorgulamak zorundayız.

SURİYEDEN GELEN MİSAFİRLERİMİZ

Muhacirler ve Ensarlar

Suriye’de başlayan iç savaş, milyonlarca insanı evlerinden, yurtlarından etti. Kimisi hayatını kaybetti, kimisi ailesini geride bıraktı, kimisi de büyük zorluklarla başka ülkelere sığındı. Türkiye, bu süreçte tarihi bir sorumluluk üstlenerek, savaşın en ağır yükünü sırtladı ve milyonlarca Suriyeli kardeşimizi misafir etti. Bu durum, ülkemizi Ensar-Muhacir kardeşliği çerçevesinde büyük bir imtihanla karşı karşıya bıraktı. AZ DEĞİL, TAM TAMINA 13 YIL

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarihinden ve medeniyetinden aldığı güçle, bu insanlara kucak açtı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN, en zor zamanlarda bu kardeşlerimizin haklarını savundu, onların acılarını hafifletmek için gereken her türlü adımı attı. Dünyanın dört bir yanında yükselen İslam karşıtlığı ve göçmen düşmanlığına inat, Türkiye, misafirlerine kol kanat germekten asla geri durmadı. Ancak toplum olarak, bu süreçte her birimiz Ensar olma bilincini aynı şekilde taşıyamadık.

MİSAFİRPERVERLİK VE İSLAMIN ÖNDERLİĞİ

İslam’da misafir, Allah’ın bir lütfu olarak kabul edilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), misafir ağırlamanın ve misafire ikramda bulunmanın cennete götüren bir yol olduğunu şöyle ifade etmiştir:

“Her kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa, misafirine ikram etsin.” (Buhari ve Müslim).

Ayrıca, misafire ikram eden ev halkına hayır ve bereketin hızlıca ulaşacağını müjdelemiş ve “Misafir ağırlamak istemeyen kimsede hayır yoktur” diyerek bu güzel ahlaktan uzaklaşmamayı uyarmıştır (İbn Hanbel, IV, 155)

Yine bir ayette “Onlar, ihtiyaç içinde kıvransalar dahi mümin kardeşlerini kendilerine tercih ederler” (Haşr, 59/9

Misafir, aynı zamanda bir lütuf ve bir vesiledir. Bir hadis-i şerifte, “Misafir, rızkıyla gelir, ev sahiplerinin günahlarının affedilmesine vesile olarak çıkıp gider” (Aclûnî, 1/88) buyrulmuştur. Halk arasında yaygın olan “Tanrı misafiri” ifadesi de milletimizin bu anlayıştan aldığı ilhamın bir göstergesidir.

Ensar ve Muhacir ilişkisi ise İslam tarihindeki en güzel örneklerden biridir. Peygamberimiz, MS. 622 yılındaki hicretten sonra Medine’ye gelen Muhacirleri, Ensar ile kardeş ilan ederek tarihte eşine az rastlanır bir dayanışma örneği sergilemiştir. Ensar, sahip olduğu malı, mülkü ve imkanları muhacir kardeşleriyle paylaşmış; hatta onların yükünü kendi yükü bilmiştir. Bu süreç MS. 630 yılına kadar sürmüştür.

Suriyeli misafirlerimizle ilgili olarak, bu tarihi örneklere ne kadar yaklaşabildiğimizi değerlendirmek zorundayız. Çünkü Ensar olmak, sadece karnını doyurmak veya barınma imkanı sağlamak değildir. Ensar olmak, gönülden kucaklamayı, kardeş görmeyi ve yük paylaşmayı gerektirir. Maalesef, bazı kesimlerde Suriyeli kardeşlerimize karşı düşmanca tavırlar, ayrıştırıcı ifadeler ve bıkkınlık dolu söylemlerle karşılaştık. Hatta bu bu düşmanlığı Türk toplumunun büyük bir kısmının oylarını alan ana muhalefet partisi yegâne parti programı haline getirmiştir. Ne acı değil mi?

BIKMADAN USANMADAN EV SAHİBİ OLANLARA SONSUZ TEŞEKKÜRLER

Bütün bu olumsuzluklara rağmen, milletimizin büyük bir kısmı Ensar olmayı başardı. Zor günler geçiren Suriyeli kardeşlerimize kucak açan, onlara iş, aş ve barınak sağlayan herkes, bu süreçte adeta tarihe bir not düştü. Bugüne kadar Suriyeli kardeşlerimize tek bir sefer bile olsun bıkkınlık göstermeyen, onların dertlerine ortak olan Türk milletine selam olsun. Onlara bir lokma ekmeğini paylaşan, onların çocuklarını kendi çocukları gibi görenlere teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip ERDOĞAN, dün yaptığı konuşmada Türk milletinin bu misafirperverliği için teşekkür etti. Gerçekten de milletimizin bu süreçte gösterdiği fedakarlık, dünya tarihine geçecek bir insanlık dersidir. Ancak buna rağmen, her fırsatta kin kusan, Suriyeli kardeşlerimizi yük olarak gören ve bu süreçte hiçbir sorumluluk almayanların ayıbı ortadadır. Hele ki geçmişte kendileri de göçmen olanların, canını ırz ve namusunu kurtarmak için gelen bu insanlara karşı sergilediği düşmanca tavır, kıyamete kadar unutulmayacak bir leke olarak hatırlanacaktır.

MİSAFİRLERİN YOLCULUĞU VE VEDA VAKTİ

Bugün geldiğimiz noktada, Suriyeli misafirlerimizin kendi vatanlarına dönme süreci başladı. Sayılı gün çabuk geçer derler; bu misafirlik günleri de sona eriyor. Türkiye, onların güvenli bir şekilde vatanlarına dönmeleri için büyük çabalar sarf etti, şimdi de onları güvenli bir şekilde yurtlarına yolcu etmelidir. Güney sınırımızda oluşturulan güvenli bölgeler, Suriyeli kardeşlerimizin vatanlarına dönmesi için bir umut oldu. Artık bu kardeşlerimiz, kendi yurtlarında yeni bir hayat kurmak için yola çıkıyorlar.

Bu noktada, bir veda mesajı bırakmak gerekir:

Uğurlar olsun! Yolunuz açık olsun!

Suriyeli kardeşlerimizin, kendi vatanlarında barış ve huzur içinde bir hayat sürmeleri en büyük temennimizdir. Onları yük değil muhacir gören, Ensar olmayı başaran herkese bir kez daha teşekkür ederiz.

UNUTMAYALIM VE İBRET ALALIM

Bu süreç, bizlere önemli bir ders verdi. Misafir ağırlamanın sadece fiziki imkanlarla değil, gönülden bir bağlılıkla mümkün olduğunu gördük. İslam’ın misafirlik anlayışı, sadece bugün değil, her zaman rehberimiz olmalıdır. Unutmayalım ki hepimiz birer misafiriz; dünya hayatı ise geçici bir yolculuktan ibaret. Bir gün herkes kendi vatanına, yani ahiret yurduna dönecek. Bize düşen misafirlerimizi iyi, ahlaklı ve cömert bir ev sahibi gibi uğurlamaktır.

Sonuç olarak, misafire sırt çevirmeyen, onları yük olarak görmeyen ve Ensar olmayı başarabilen herkese selam olsun. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a da bu süreçteki kararlılığı ve liderliği için teşekkür ediyoruz. Bu misafirlik biter ama Ensar olmanın onuru kıyamete kadar devam edecek. Uğurlar olsun, Suriyeli kardeşlerimiz! Yolunuz açık, devriminiz kutlu, yurdunuz bereketli olsun!

ALLAH YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN…!

Saygılarımla…

10.12.2024

Av. Mehmet Ali KÖROĞLU