ALIN SİZE AÇIK FUTBOL!

Abone Ol

O ne maçtı öyle, ayaklarımın titremesini maçın bitiminin üzerinden 2 saat geçmesine rağmen hala hissediyor, başımın ağrısını en kuvvetli ağrı kesicilere rağmen kesemiyordum.

İngilizlerin keşfettiği ve artık neredeyse iliklerimize kadar işlemiş futbol illetinin bizlere hazırladığı ziyafetten maça gelen 6 bin dolayındaki taraftarla birlikte bir güzel nasiplendik.

Gol arasan gol, pozisyon ararsan pozisyon, penaltı ararsan penaltı, geri dönüş ararsan geri dönüş, kırmızı ararsan kırmızı, direkten dönen top ararsan direkten dönen top…

Gözlerimizin de gönlümüzün de pasını silen, o gün sahadaki tüm figüran, yönetmen, yardımcı oyuncu ve başrol oyuncularına teşekkürlerimi sunuyorum.

Şimdi gelelim maçın yorumuna…

Hani bazı maçlarımız sonrasında, bazı çokbilmişler çıkıp da diyor ya Malatya neden açık futbol oynamıyor diye…

Alın size açık futbol!

Nasıl beğendin mi?

Elindeki kadroyla3-5-2 gibi farklı tarz ve karakterde oyuncuları gerektiren bir sistemi oynarsan işte böyle olur.

Yine Allah’tan ki maçın kırılma anları hep bizden yanaydı.

Kırmızı kartın çıkmadığını, penaltının kaçmadığını, Donalt’ın tribünlere giden şutunun önündeki adama çarparak gol olmadığını düşünsene…

O yüzden takımın elindeki imkanlarla 2 senedir aldığı sonuçları ‘iyi futbol isterim’ gereksizliğiyle hafife almayalım lütfen.

Demek ki bizim için en iyisi haddini bilerek oynamak.

ELEŞTİRMEK İÇİN ELEŞTİRENLER

Şimdi gelelim her şartta ve durumda mutlaka bir yerden bir şeyler bulup, karşındakini güya eleştiririken hakarete varan sözlerle yazıp çizenlere…

Evet eleştiri bu işin tabiatında var. Elbette ki ‘futbol=eleştiri’ denklemi dünde vardı, bugün de var, yarın da var olmaya da devam edecek.

Fakat laf olsun torba dolsun zorlamasıyla, malumat sahibi olmadan, gelişi güzel sallamak da eleştirmek değil be güzel ağabeyim.

Takım 1-0 yener, neden 2-0 değil dersin…

Takım elindeki futbolcu kadrosuyla haddini bilerek oynar, niye açık futbol oynamıyor dersin…

Açık futbol oynar sıradan bir Anadolu takımından 4 yer, niye bu kadar savruk oynadı dersin…

Khalid çok koşar takım savunmasına katkı sunar, adamın işi bu değil kendi bölgesinde oynasın dersin…

Khalidforvet oynar, bu adamdan gol molcü olmaz dersin…

Erol Hoca Khalid’i yedeğe çeker, hocadan olmaz dersin…

Bilinen ve bilinmesi gereken bir gerçektir; gazetecinin en büyük gücü eleştiridir. Ve gazetecilik ‘eleştiri kültürü’ üzerine bina edilmiştir.

Ama Allah rıza için söyleyin Malatya’nın günlük çıkan hangi gazetesinde bu kültürle adam akıllı eleştiri yapan yazar ya da gazeteci var?

Adamın elinde işe yarar birkaç malzeme var ama hangi argümanları kullanıp da eleştiri yapacağını bilmiyor.

Eleştiri yapacak ama nerden başlayacağını, giriş-gelişme-sonuç kompozisyonuyla olayı nasıl bağlayacağını dahi kestiremiyor!

İnanın son günlerde eleştiriyle hakareti karıştırıp, muhatabına bir güzelgiydiren gazetecilere sıkça şahit oluyorum.

Velhasılıkelam, ister siyaset, ister spor, isterse de sanat olsun, eleştirelim ama doğru eleştirelim.

vv