2017 yılında 2016’nın tüm acılarını geride bırakmak istedik. Bir kez daha 2016 gibi bir yılı yaşamak istemediğimiz aşikardır ama daha yeni yılın ilk saatlerinde yeniden bir baskınla sarsıldık.
Hatırlarsak dünyada yıkım ve kıyıma ulaşan Birinci Dünya Savaşını tek bir kurşun tetiklemişti ve milyonlarca insan can vermişti. Tek bir merminin ne kadar mermiyi tetikleyeceği bilinmez, bilinemez.
Neyse ki Türkiye’deki insanlar üst karanlık akılların oyununa gelmeyecek kadar birbirini seviyor. Sevgi sözcüğünü kullanıyorum çünkü biliyorum ki nefret ve kinle büyüyen kan dökücülerin balonu bir tek sevgiyle patlamadan söndürülüyor. Bu ilk savaş çıkarma suikastı değildi. Ne yazık ki büyük ihtimalle son da olmayacak gibi gözükmekte.
Amaçları parçalanmış kutuplara ayrılmış bir Türkiye. Bunu yapmak için de ellerinden geleni yapıyorlar. Son saldırı ile Alevi-Sünni iç savaşının fitilini yakmak istediler ama tutmadı, tutmayacak da. Neden mi? Bizim Aevi-Sünni olarak aramızda sevgi var. Ben Sünniyim. Bu benim dünyadaki benliğimin, kimliğimin bir parçası. Alevi arkadaşımın da aynı şekilde ve dünya şunu artık anlamalı: Anadolu’da biz kırk kardaşız. Birimiz Alevi, birimiz Sünni, birimiz Türk, birimiz Kürt…
Bu farklılıklar bizim zenginliğimiz. Ben sade tek renk Alevilerin olmadığı bir Türkiye’de yaşamam. Bilirim ki vatanım onlarla vatan. Bir Kürt olarak da Türklerin olmadığı bir Anadolu’yu da istemem. Ben şimdi olduğu gibi bir Anadolu isterim. Kuzeyimde Karadeniz’in mavi gözlü bir çay deminde Laz kardeşlerim olsun isterim. Doğu Anadolu’nun kar yükü sırtlarında karagözlü, kara kaşlı Kürt kardeşlerimi isterim. Ben sırtımı Ağrı Dağı’ndaki kardeşlerime yasladım. Öylede kalsın isterim. Bizim aramızda bin yıllık kurulmuş sevgi köprüleri var.
Biz Kürt olarak Türk’ü, Alevi olarak Sünnileri çok çok severiz. Biz bin yıldır komşuyuz. Hani Peygamberimiz komşu hakkını anlattığında arkadaşları mirasın komşuya kalacağını sanmışlardı ya işte bizim kültür, işte bizim medeniyet… Biz komşumuzu dünyanın hiçbir zenginliğine tercih etmeyiz.
Kavgalarımız olmuşsa da ertesi sabah utanmışızdır. Neden mi? Biz insanız; yaradılanı Yaradan’dan ötürü severiz. Biz Alevi-Sünni bir babanın iki evladı gibiyiz ve şimdi bizi birbirimize düşürmeye çalışan DEAŞ hangi büyük ülkenin çirkin niyetine hizmet ederse etsin biz her saldırıda kardeşimize bir adım daha yaklaşmalıyız. İçinden geldiğimiz medeniyet bize bunu emreder.
Habil ve Kabil’den bu yana kardeş kanıyla mutlu olan iblise inat, bütün kin ve nefreti bırakıp her zamankinden daha kardeş olmamız gerekmekte.
Yoksa bir gün vatansız olarak bizi dışlayan, istemeyen bir ülkenin sınırında ayakları çıplak, karnı aç çocuklarımızla kaldığımızda iş işten çoktan geçmiş olur. Ki Anadolu suyundan içen her insan ölür lakin terk etmez vatanını. Ne de olsa tarihin en eski zamanlarından beri Anadolu aslan yurdu.
Haydi aslanlarım bitirelim bu aramızda kol gezen sırtlan suratlı münafıkları. Şimdi birlik zamanı Anadolu için…