‘Akil’ Adamlarımız!

Abone Ol

Bu köşe yazısının hemen başında, spor camiamızın her hangi bir köşesinde emeği olan, benden yaşça büyük tüm kişilerin affına sığınıyorum. Lütfen bu yazıyı değerlendirirken totalci ve genelci bir yaklaşım tarzı göstermeyin!
Camiadaki ayrık tipleri, birkaç zararlı ve huzursuz insanı gözünüzün önüne getirin. Ne demek istediğimi, kimleri hedef aldığımı ve niçin böyle bir yazı kaleme aldığımı daha iyi anlayacaksınız.
Keşke bizimkiler de akil olsa...
Malum çözüm sürecinde, Türk toplumunun önde gelen kanat önderlerine, tanınmış aydın kesimlerine ve bazı tecrübeli siyasetçilere ‘akil adam’ sıfatı verilerek, ülkenin en önemli meselesiyle ilgili bir takım çalışmalar yaptırıldı. Sonuç alındı ya da alınamadı, başarılı olundu ve ya olunamadı, bunları tartışmaksızın bu fikrin gayet güzel olduğunu ifade edeyim.
Tümden gelim yöntemiyle meseleyi Malatya spor camiasına indirgeyelim şimdi...
Spor camiamızda sorduğunuz zaman malum; top oynamadık, sahaya çıkmadık, televizyonda yorumculuktan tutun da her hangi bir yerde yöneticilik dahi yapmadık bir Allah’ın kulu göremezsiniz.
Ne acıdır ki; spor camiasının bu kadar içinden geldiğini söylediği bir şehrin, 45 yıllık koca çınarı UEFA görmüş Malatyaspor’u daha birkaç yıl önce yok oldu-gitti.
Ancak çay içerken konuşurlar!
Bugün çay ocaklarında tozlu topraklı sahalarda oynadıkları futbolla övünen, çalıştırdığı her takımda kamyon deviren, memlekete dopingi getiren, gelişen teknolojinin, modern sporların ve tesislerin hızına yetişemeyen ‘akil adamlarımıza’ bakıyorum da ‘vah bu memleketin’ gençliğine diyorum!
*Bu şehirden sporcu çıkmadı, çıkamadı, haksızlığa uğradı.
*Bu şehirden antrenör çıkmadı, çıkamadı, arkasında durulmadı.
*Bu şehre spor tesis yapılmadı, yaptırılmadı, yapılanlar yarım kaldı.
Ne yaptı akil adamlarımız? Hep konuştu ama çay ocaklarında!
Enkaz devraldık!
Ben 30 yaşımdayım. Gazeteciliğe başladığım 18 yaşımda, daha bu şehrin Orduzu Pınarbaşı’ndan başka bir tek çim sahası bile yoktu!
Ben ve benim gibi gazeteciler istedi, yazdı, haber yaptı, kurumları ve yöneticileri spor tesisleşmesine zorladı! Ve bugün Allah’a şükürler olsun, sadece 12 yılda tam 50 yıldır yapılmayan yapıldı. Malatya’nın dev bir stadı, dev bir spor salonu ve onlarca çim sahası, spor salonları var!
Peki, 1966 yılında 4 kulübün birleşmesiyle kurulan Malatyaspor’dan itibaren her şeyi bir çırpıda anlatan ve yaşayanlar sizler ne kazandırdınız bu şehre?
Bugün ‘akil adamlığınızı’ hangi ‘güç, dernek, STK’ adı altında birleştirdiniz de bir proje ürettiniz memleketin sporu için?
Bir kısmınız kabuğuna çekildi, ‘bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın’ dedi. Bir kısmınız klimalı odalardaki sırça köşklü makam koltuklarında, sporumuzun sorunları karşısında kafasını kuma gömdü.
Sadece tükettiniz!
Protokole giremeyince sesinizi yükselttiniz. Televizyonlara çıktınız ama kitabın ortasından konuşmadınız. ‘Kimseyle kötü olmayasınız’ diye eyyamın kralını yaptınız. Malatya futbolunu yönetenlerle bir araya geldiğinizde doğruları değil, menfi beklentilerinizi anlattınız. Yapılan organizasyonlarda ‘niye ben konuşturmadılar, niye bana plaket vermediler, niye ben oynamadım’ gibi komik gerekçelerle çocuklar gibi küstünüz!
*Sahi ‘çocuklar gibi’ demişken, ne zaman büyüyeceksiniz siz?
*Hak ettiğinizi düşündüğünüz saygıyı ve değeri ne zaman bulacaksınız genç neslin gözünde?
*Artık torun sevecek yaştasınız, ağabeylerim, büyüklerim, amcalarım, dedelerim ne zaman açacaksınız gençlerin önünü?
*Malatya’nın sporda ‘şu sorunu var’ deyip, 10 kişi bir araya gelip, ne zaman makamına çıkacaksınız bu şehrin vekillerinin, belediye başkanının, valisinin?
Her şeyi geçtim onca tesis var. Bari üçünüz-beşiniz bir araya gelin de onların isimlerine emektarların adını verdirin. O kadar üretmekten uzaksınız ki bunu bile beceremiyorsunuz!
Bize bıraktığınız bu kötü mirası, bizden sonra gelecek nesil için hamdolsun her şeyi kılı kırk yararcasına düşünerek düzeltmeye çalışıyoruz. Her doğruyu her yerde söylüyoruz. Tesis projeleri önümüze geldiğinde, ‘bunu şurası neden yok, bizim şu ilden neyimiz’ eksik diyoruz.
Sorguluyoruz, soruyoruz, üretiyoruz, hep fazlasını istiyoruz!
Tıpkı sizin hiç yapmadığınız gibi...