Türkiye’mizin hiçbir şehri halkı arasında Türk-Kürt mevzusu yok.
“Kim Kürt, kim Türk ?” böyle bir konu yok.
Diyarbakır’da da yok, Ağrı’da da yok, Kars’ta da yok.
Malatya’da hiç yok.
Varsa kimi okumuşlarda var.
Bunlardan ricam, kendi bilgilerine, teorilerine fazla güvenmesinler.
Kitaplara, romanlara, hikayelere, sinemalara değil, halkımıza baksınlar…
Analarına, babalarına, halalarına, emmilerine, dayılarına baksınlar.
Bakmayı becerebildiklerinde onların içinde hazine bulacaklar.
Onlarda bilgi bankası bulacaklar.
Kürt Türk candaşlığının, kandaşlığının dünyada hiçbir ülke iki halkı arsında olmadığı tespit edilmiş.
Geçmişte, o ‘açılım’ denen süreçte, TBMM’de, her partiden milletvekilinden oluşturulan Heyetin, İtalya’da, İngiltere’de, İspanya’da ve benzer ülkelerde yaptıkları araştırma gezisi sonunda yazdıkları raporda, Türkiye’de, Türk ve Kürt halkının birbiriyle içten birlikteliği, iç içe geçmişliği, kültür, tarih… birliği içinde olduklarının, gittikleri hiçbir ülkede olmadığını, bu ülkeler halklarının birbirinden tamamen kopuk halde olduklarını bildirmişlerdir.
Bu ‘açılım’ sürecinde, Anemon Otelde düzenlediğimiz Yeni Yargı Yılı Açılış ve İftar Programında Baro Başkanı olarak yaptığım konuşmada, “Avrupa başkentlerinde bilgilenenler, biçimlenenler ve onlara meyleden yurtiçi destekçileri dağdaki çoban yurttaşımız kadar konuya muttali değiller.” dedikten sonra, “Türkiye bu açılımı kaldıramaz!” diye ekledim.
Ertesi akşam, bir televizyonun akşam haberleri sunucusu, ‘İyi akşamlar’ dedikten sonra, sözlerine, “Türkiye bu açılımı kaldıramaz” diye arka arkaya üç defa yineledikten sonra, “Sayın seyirciler, bu sözler Yeni Yargı Yılı Açılış törenine Baro Başkanı Selahattin Sarıoğlu tarafından söylendi” diyerek konuşmasına devam etti.
CHP tarafından, 2016’da, protesto için Kürecik Radarına bir yürüyüş düzenlenmişti.
O zaman Tekirdağ Milletvekili, şimdi Tekirdağ Belediye Başkanı olan ve Kürecikli olduğunu bana söyleyen Candan Yücer’le yürürken, bu açılım konusunu konuştuğumuzda, “Doğru söylemişsiniz. Bakın haklı olduğunuz çıktı ortaya.” demişti.
Bu konuşmamla ilgili olarak Baroda da bir DEM’li arkadaş, “O konuşman sana neler kaybettirdi biliyor musun?” demişti, ben cevaben, “Ne kaybettirirse kaybettirsin. Ben Başkan olarak kendi işimegelen değil, vatandaşlarımın işine gelen doğruları söylemek zorundayım” demiştim.
O, birkaç ay önce yapılan milletvekili seçimlerinde aday gösterilmememi söylüyordu.
16 Nisan 2017 Referandumu öncesi süreçte Malatyalı CHP Ankara Milletvekili, şimdi Grup Başkan Vekili hemşerimizle Avşar Oteldeki Muhtarlar toplantısına giderken, o sıralarda gözaltına alınan HDP’lilerle Partinin yakınlaşmasına ilişkin,
-Sayın vekilim CHP, bu HDP konusuna çok giriyor deyince.
-Ne demek başkanım. Biz sosyal demokrat parti değil miyiz? Haktan, hukuktan yana değil miyiz? diye yanıtladı.
-İktidar olunmadan bu değerler hayata geçirilemez. Vatandaş bu yakınlaşmayı doğru bulmuyor dedim ben de. Bunun üzerine Sayın Vekil yeni fikir ortaya attı.
-Başkanım çok haklısınız. Bizim partide ne kadar solcu olursan, ne kadar Deniz Gezmiş dersen o kadar çok alkış alıyorsun dedi.
Bu bana söylediklerinin hangisi onun samimi görüşü; bilmek zor.
Malatya Milletvekilimizle, Engüzekliler Cemevindeki Aşure gününde otururken,
-Haçovali bir arkadaşım, senin HDP ile yakınlaşmana kızıyor. Alevileri bıraktı onların peşine takıldı diyor dedim.
Dikkatle dinledi. Ne dediğini hatırlayamadım. Bir şey söylemedi sanki. Bu söze değer verdiğini sonraki çalışmalarından fark ettim.
Açılımda, Devlet durmuş, sürece çalışırken, PKK fırsatı ganimet bilip, hendekler kazmış bombalar yerleştirmiş, tüneller açıp, apartman dairelerine yerleşip bir büyük saldırıya hazırlık yapmıştı.
Süreç bozulunca Kahraman Güvenlik Güçlerimiz, askerimiz, polisimiz göğüs göğüse yaşanan operasyonları başlatmıştı.
Televizyonlarda, sosyal medyada buna ilişkin haberler, görüntüler paylaşılıyordu.
Bu temizlik sürecinde vatandaşın güvenliği için sokağa çıkma yasakları konulabiliyordu.
Benim Partim CHP, Türk Güvenlik Kuvvetlerinin pusular, hendekler, tüneller, apartman daireleri içinde konuşlanmış, ABD silahlarıyla donatılmış PKK teröristleriyle mücadele eden Kahraman Güvenlik Kuvvetlerimize dua edecekken, onlara güç, kuvvet, moral verecekken, sokağa çıkma yasağının özgürlüklere zarar verdiğini, insanların ekmek, ilaç, kadınların temizlik malzemeleri alamadığıyla, çocukların eğitiminin zarar görmesiyle ilgili konuşuyordu.
Ben Partide, o zaman Tunceli, şimdi Elazığ Milletvekili olan Gürsel Erol’un da olduğu bir toplantıda, bu tutumu eleştirmiş,
-Bu halimize bakan vatandaş, gelecek seçimde de biz oy vermez demiştim.
Bir de şunu söyleyeyim. Paşaköşkü’nde, bir lokma sunumunda konuşan kişinin, bu hendek, tünel çatışmalarını hatırlatarak,
-Diyarbakır’da, Aleviler öldürülüyor! demesi çok manidardı. O, sözümona, Alevileri terörün yanına çekmeye çalışıyordu.
Bu sözlerin, Alevi canlarımızın binde birinin bile ruhuna, vicdanına dokunamayacak nitelikte olduğundan emindim.
On yıllardan beri iç içe olduğum Alevi arkadaşlarımın hiç birisinin vatanından, milletinden, tarihinden, coğrafyasından, değerlerinden asla taviz vermeyeceğinden yüzde bin eminim.
Türk-Kürt gibi, Alevi-Sünni’nin de birbirinden ayrı-gayrılığının olmadığının, hepimiz tarafından bilinmesini, varsa gerçekçi hak ve hukuksuzluğun yaşama geçirilmesi gerektiğini bildiriyorum.
Alevinin Alevilik, Sünni’nin Sünnilik üzerinden ekmek yiyenlere fırsat vermemesi gerekir.
Hangi mezhepten olursa olsun, Bakanlık olsun, Valilik olsun, Belediye Başkanlığı olsun, kim bir kamusal makama geldiğinde, o makamın yetkilerini, mezhepsel yaklaşımlarla kullanmamalıdır.
Ak Parti Milletvekili aday adayı olarak 2018’de katıldığım mülakatta konuşurken,
-Başkanım, oğlumun düğününde, iki nikah şahidimiz vardı, biri Malatya Müftümüz, diğeri Cem Vakfı Başkanımız der demez, heyet başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun bir rüyadan ansızın uyanmış gibi, gözleri buğulu, yüzü pembe, sanki otomatik olarak yerinden yükseldi, büyük bir heyecanla,
-Başkanım bu işte, başkanım bu işte! Memleketimiz, bu birliğe mecbur. Büyük Türkiye’mizi, Büyük Medeniyetimizi bu olmadan inşa edemeyiz diyordu.
Ben Ak Partinin Beyin Takımına yüzde yüz bin inanıyorum.
*Tekrarlar için özür…