Nietzsche'nin şu sözü, ahlakın estetikle olan derin bağını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor:
"Bir hamam böceği öldürürsen kahramansın, bir kelebeği öldürürsen şeytansın. Ahlakın estetik standartları vardır."
Estetik, burada sadece bir sanat ya da güzellik anlayışından ibaret değil; ahlakın temelini oluşturan ve insan davranışlarını yönlendiren bir güçtür.
Sahiden toplumun güzel birine davrandığı gibi nispeten çirkin birine de aynı şekilde davrandığını düşünüyor musunuz? Bence bu böyle değil.
Bir haber var. 2014 yılında bir silahlı soyguna karışıp mahkum olan bir adam. Sosyal medyada yakışıklılığı dile getirilince binlerce insan tarafından beğeni topluyor. İnsanlar bu kadar yakışıklı birinin nasıl suç işleyebileceğini tartışıyorlar. Ve sosyal medyada beğeni toplayan bu kişi 2 yıl cezasının ardından serbest kalınca manken oluyor.
Bu yüzden elinde terazi olan ve adaleti temsil eden Lady Justice'nin gözleri bağlıdır. Çünkü ahlakın estetik kaygıları vardır.
Nietzsche'nin sözü de bu olguyu oldukça güzel bir şekilde özetliyor. Hamam böceği genellikle "iğrenç" veya "istenmeyen" bir varlık olarak görülürken, kelebek zarif ve güzel bir yaratık olarak kabul ediliyor. Bu nedenle, bir hamam böceğini öldürmek genellikle olumsuz bir tepkiye neden olmazken, bir kelebeği öldürmek ahlaki bir suçlamaya neden oluyor.
Bu durum, ahlakın estetik yargılarla nasıl iç içe geçtiğini ve bazen mantıktan ziyade duygusal tepkilerle şekillendiğini gösteriyor.
Ahlak, belki de düşündüğümüzden daha fazla, estetik yargılarımızdan besleniyor ve bu yargılar, davranışlarımızı biçimlendiriyor.