Nereden bilebilirdim ki trambüs için yazdığım son yazı aslında son yazı değilmiş… Aslında yeni bir sürecin başlangıcının işaret fişeğiymiş!
Yeni hizmete giren ve hizmete girdiğinin ertesi günü elektrik kesintisinden yolcularıyla birlikte yolda kalan trambüs, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır’ın, inat-ego-ben bilirim gereksizliği ile birlikte yandı- bitti-kül oldu!
Aslında neyi anlamış olduk bu olaydan? İnsan canının birilerinin ego ve ceplerinden daha kıymetsiz olduğunu!
Allah’tan kimsenin canına zarar gelmedi… “Ya gelseydi?” ihtimalini düşünmek bile istemiyorum, Allah’tan gelmedi.
Güvenli olmadığı için ulaşımdan men edilmeye yüz tutmuş demode bir sistemin 100 milyon TL’nin üzerinde bir maliyetle memlekete yedirilip, ittire kaktıra, hizmete sokulduğu hafta henüz bitmeden 4 milyon TL’lik koca aracın cayır cayır yanmasına mı yanarsın, yoksa bu garabetle ilgili beklenen akıbeti herkesin görüp, sadece bu memleketin yöneticisinin görmemesine mi?
Olay, “yazıktır günahtır” boyutunu fazlasıyla aşmış büyüklükte… Resmen insanların canına kastetme iş bilmezliği/beceriksizliği/ihmalkârlığı söz konusu!
Uzmanı çıktı “olmaz” dedi… Daha önce bu işi yapan bilirkişisi çıktı “olmaz” dedi… Gazetecisi “olmaz” dedi!
Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır “olur” dedi ve o “olur” bütün olmazları sildi süpürdü.
Niye, çünkü en iyi ben bilirim, siz hepiniz sırf ben istiyorum diye istemiyorsunuz diye düşündüğü için “olur” dedi Sayın Başkan.
Ekonomik olduğu için tercih edilen sistem henüz şehirle haşır neşir olmadan maliyet olarak 150 milyon TL’yi geçti. Ek santrali, yaklaşık bir yıl süren denemeleri derken, bir de buna bu araçlardan birinin cayır cayır yanıp kül olması eklendi.
Az bir şey araştıran bile bu araçların neden birçok ülkede yavaş yavaş kaldırılmaya başladığını anlar aslında… Bu sisteme başvuran ülkeler sistemdeki elektrik arızlarına ve beraberindeki yangınlara çözüm bulamayınca “hata yaptık” deyip vazgeçmeye başlamışlar. Hala kullanmaya devam edenler ise, araçtaki elektrik aksamını iptal edip, dizel motora geçmişler.
Ben derim ki, canını seven bu araçlara binmesin!
Kimse yanlış anlamasın, insanları toplu bir eyleme falan davet etmiyorum, sadece görevimin gerektirdiği şekilde hareket edip, kamu yararına yapmam gereken görevi ifa ediyorum.
Sevgili hemşerilerim bu araçlar büyük tehlike taşıyor. Üretimiyle, trafiğe tescili tamamen doğaçlama bir şekilde yürütülüyor. Bilindik araç markalarının bir aracı yaptıktan sonra nasıl meşakkatli testlere tabi tuttuklarına internetten açıp bakabilirsiniz… Trambüsle ilgili yapılan tek test, kum torbalarını doldurup şehri gezmek! O yüzden ben derim ki, gerekli testler yapılmadan, bu yangının nedeni anlaşılmadan binmeyin bu araçlara.
Sayın Belediye Başkanı Ahmet Çakır’ın da trambüsle ilgili kafasındaki düşüncede milim sapma olacağını sanmayın ha… Kullanıcı ya da sistemdeki küçük bir eksiklikten kaynaklı denilip, üzeri kapatılacak bu olayın. Yani can kaybı olmadığı için bu ne zaman patlayacağı belli olmayan bombalar şehrin göbeğinde gezmeye devam edecekler.