Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim sisteminin vazgeçilmez unsuru olan sınavlardan konuşalım bugün. Aynı eğitimi almış ancak aynı şartlarda öğrenim görmemiş gençlerin yarıştığı bir piste dönüşen sınavlar ...
Daha anaokuluna başlarken yüklenen format gereği bir seçme yapılıyor eğitimin her kademesinde ancak bu seçim sadece çocukların o sınıf kademesindeki bilgi ve becerisine göre yapılıyor arka planda göz önüne alınması gereken en önemli nokta göz ardı ediliyor “gelişim psikolojisi” ve “ hazırbulunuşluk kavramları” eğitimde en önde tutulmalıyken geriye atılıyor .Bir öğretmenin beyaz veya kara tahtayı doldurması müfredat için önemli ancak öğrencinin bu anlatılanın ne kadarını aldığı daha önemli eğer öğrenci hazır değilse , o derse istediği kadar anlatsın öğretmen sadece müfredatı yetiştirmiş olarak sınıftan çıkacak ama öğrencinin güdülenme ve dikkat çekmesini gerçekleştirip hayatta ne işe yarayacağını anlatarak başlarsa daha verimli olacaktır. Tabi bu söylediklerim sadece ders için gerçekleşmesi gerekenler. Peki ya sınav için hangi kurum ,hangi rehber öğretmen yüzde kaç Gerçekleştirebiliyor veya tüm öğrencilere ulaşabiliyor.
Tüm bu söylenenler idealist bir eğitimde olması gerekenler ancak günümüzde ödev ver kontrol et ve bu ödev yapılmadığında veli ile tehdit... Hal böyle olunca tabi öğrenciler yalnızca ders ve ödevlerle sınava girecekleri için (!) Öğretmen üzerine düşeni yapmış sayıyor kendini.
Gelelim vazgeçilmez olan sınavlara biliyorsunuz MSÜ,TYT,AYT,YKS derken gençler hayatları baharında göz açmadan göz yummaya başlıyorlar .Başvuru ücretleri de cabası bir üniversite hazırlık öğrencisi dün açıklanan sınav ücretine göre tek bir sınav için 295TL ödemesi olacakmış. ÖSYM acaba sınavlardan mı kazanç sağlıyor ? Sorusu akıllarda ve günümüz enflasyonuna göre bu para öğrencisi olan aileleri biraz zorlayacak gibi tabi bu sadece bir sınav için ya öğrenci aynı yıl bir kaç sınava girecekse bunun sınav ücretinin yanında kırtasiye kitap ücretini de eklersek hesap biraz karışacak gibi .
Sevgi ve saygıyla .