ADNAN KANTARCI

Abone Ol

Malatya’da yaşamış kişileri anlattığım insan hikayelerine, bu kez Adnan Kantarcı, yani babamı anlatarak devam etmeyi uygun gördüm.

Adnan Kantarcı'nın iş hayatı, siyasi hayatı, Malatya ile ilgili yaptığı şeyleri anlatacak değilim, burada sadece o neslin güzel dostluklarından, arkadaşlıklarından bahsetmek istiyorum. Yeni nesile belki maddiyatın bu kadar önemli olmadığını, vefanın, dostluğun ne kadar önemli değerler olduğunu anlatabilirim. Sizleri biraz da gülümsetebilirsem ne mutlu bana, ayrıca can dostu rahmetli Aydın Aksoğan olmadan babamı anlatmak eksik olacağından genel olarak aydın abiyle ilgili birkaç anıyı nakletmek istiyorum.

Adnan Kantarcı maddiyatın her zaman ikinci plana atan, hayatını dostluk ve arkadaşlık üzerine kuran bir insandı. Tayfur Elmalı ismindeki arkadaşı askerdir ve Malatya’ya gelmiştir.

Kantarcı onun izinli geldiğini düşünmektedir, akşam sohbet ederken Tayfur yarın sabah birliğinde olmazsa askerliğinin yanacağını ağzından kaçırır. Bunun üzerine babam otobüsü garajdan çıkarır (o dönem otobüsçülük yapmaktadır), o ara otomobili olmadığı için koca otobüsle Tayfur Elmalı’yı İskenderun'a Gavur Dağlarını aşarak, birliğine teslim eder ve askerliğinin yanmasına engel olur.

-Aydın Aksoğan ile çok iyi bir dostlukları vardı, birbirlerine öyle şakalar yaparlardı ki bugün olsa insanlar birbirleriyle selamı sabahı keserler. Aydın Aksoğan bir şehirlerarası otobüs firmasının o zamanki sahibidir.

Aydın Abi, babam ve Tayfur Abi İstanbul'a giderken Ankara’da mola verirler. Babam saatin erken olduğunu, biraz Ankara’da dolaşmak istediğini söyler. Aydın Abi ise uykusunu bahane eder otelde odasına çıkar. Babam amacına ulaşmak için bir plan yapar ve uygular. Resepsiyondaki görevliyi ayarlayıp Aydın abinin odasını arattırır, görevli Adnan Kantarcı'nın kapıda biriyle kavga ettiğini çabuk gelmesini söyler. Soyunmuş yatağa girmiş olan Aydın Abi telefonu duyunca paçalı donu ve fanilasıyla, “Nerde ulan o benim gardaşımla kavga eden” diyerek aşağı iner.

Telaşından üstünü bile giyememiştir. Aşağıda tezgah hazırlanmıştır, babam arabayı otelin önüne çekmiş, arka kapısını açmış kendi direksiyona geçmiş Tayfur Abiyi de gelen Aydın Abiyi araca atmak için dışarıda bırakmıştır. Aydın Abi, “Nerde ulan nerde” diye bağırırken resepsiyon memuru arabada deyince arabaya yönelen Aydın Abi kendini bir anda don, fanila arabanın arka koltuğunda bulmuş ve araba hareket etmiştir.

Aydın abi söve saya giderken Çankaya civarında trafik kontrolüne takılırlar. Babam evrakları uzatırken trafik polisinin gözü arka koltukta gözleri dönmüş bir halde don fanila oturan Aydın abiye takılır. ‘Bu ne rezalet!’ der polis. Babamın hazırcevaplılığı devreye girer ve polise “Gardaş bunu biz Manisa’dan getiriyik (Manisa akıl hastanesi) yolda üstünü başını parçalayıp attı, aha halımızı görüysün” der.

Bunu duyan polis “Allah yardımcınız olsun, ölüsü olan üç gün, delisi olan her gün ağlar kardeşim” diyerek evrakları geri verir...

(Devamı diğer yazımızda…)