ADIM ADIM SAĞLIKLI BESLENME: DÜNYA TUZA DİKKAT HAFTASI

Abone Ol

Dünya’da 14-20 Mart tarihleri arası TUZA DİKKAT haftası olarak belirlenmiştir.

Klişedir “3 beyazdan uzak durulmalı!” deriz; ancak bunu uygulayabiliyor muyuz?

Unu ve şekeri azaltan/bırakan çok insan görmemize rağmen tuz için aynı durumu neden göremiyoruz? Neden Türk milleti olarak tuza bu kadar bağımlıyız?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) diyor ki;

“Günde alınması gereken tuz miktarı ortalama 5 gramı (1 çay kaşığı) geçmemelidir.”

Ancak ne yazık ki Türkiye’de kişi başı tuz tüketim miktarı ortalama 18 gram…

Tuz, gıdaların içerisinde bulunan; vücudumuzda hücreler arası sıvı ve elektrolit dengesini sağlayan bir maddedir. Aynı zamanda kas kasılmasına ve sinir iletimine de yardımcı olur. Ancak az tüketildiğinde de çok tüketildiğinde de çeşitli sağlık problemlerine yol açmaktadır.

AZ TÜKETİLDİĞİ ZAMAN; hipotansiyon (düşük tansiyon), baş dönmesi, baş ağrısı gibi olumsuz etkilere yol açmaktadır.

FAZLA TÜKETİLDİĞİNDE İSE;

· KALP DAMAR HASTALIKLARI! Tuz damarlardaki basıncı arttırarak damar çeperlerine bir baskı uygular. Bu nedenle hipertansiyon (yüksek tansiyon), damarlarda plak oluşumu; dolayısıyla damar tıkanıklığı ya da sertliği ve ilerleyen zamanlarda inme, kalp krizi gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.

· BÖBREKLER! Vücuttaki su-tuz dengesini sağlayarak tansiyonu düzenleyen böbrekler, fazla tuzlu bir beslenmeyle daha fazla çalışarak işlevlerini erken yitirmesine neden olabilir. Bunun yanında tuz kristalleşme yaparak böbreklerde taş oluşmasını tetikleyebilir.

· ÖDEM OLUŞUMU! Tuzda bulunan sodyum su çeker; dolayısıyla vücut sularının tutulmasına neden olur. Bu durumda vücutta ödem dediğimiz şişlikler oluşur.

· OSTEOPOROZ RİSKİ! Fazla tüketilen tuz idrarda kalsiyum atımına neden olduğu için kemik erimesi riskini artırır. Özellikle menopoz dönemindeki kadınlar, osteoporoz teşhisi konmuş hastalar ve 65 yaş üstü bireyler bu noktada tuz tüketimine dikkat etmelidirler.

· ÖNERİLER: Bol su tüketmek vücut tuzlarını çözeceğinden ödem oluşumunu da engelleyecektir. Ayrıca;

ü Hazır tuzlu ve baharatlı krakerler, cipsler, baharatlı ve yağlı hazır soslar, salamura peynirler, turşular, konserve ürünler, kurutulmuş sebzeler (özellikle domates) ve hazır fast-food gıdalar tuz içeriği oldukça yüksek olan besinlerdir. Özellikle tansiyon ve böbrek hastaları bu besinleri tüketmemeye dikkat etmelidirler.

ü Yemeğe sonradan tuz ekilmemeli, yemeğin tuzuna razı olunmalıdır. Mümkün olduğunca sofralarda tuzluk bulundurulmamalıdır.

ü Maydanoz, kabak, kivi, ananas gibi bazı besinlerin idrar söktürücü etkisi olduğu bilinmektedir. Bu besinleri tüketerek de vücuttaki su tutulumu azaltılabilir.

ü HANGİ TUZ? Bu günlerde çokça tartışılan bir konudur bu. Bazı uzmanlar kaya tuzunun daha doğal olduğunu, iyotlu tuzlara kayganlığı arttırmak için katkı maddesi konulduğunu iddia ederken; bazı uzmanlar da kaya tuzunun radyoaktif madde içerdiğini bu nedenle iyotlu tuzların kullanılması gerektiğini söylüyorlar. Bu noktadaki hararetli tartışmalara girmeden ben iyotlu tuz ile kaya tuzunun karıştırılarak kullanılmasından yanayım.

Sonuç olarak tuz tüketimini sınırlandırmak sağlığımız açısından oldukça önemli bir noktadır. Gelecek hafta tekrar buluşmak dileğiyle, sağlıcakla kalın…