Malatya’nın geçim kaynağı olan fabrikalar bir bir yıkılıp yerine AVM’ler yapılınca içim çok acımıştı.
Özellikle tekel fabrikasının yerine hele de
ilk AVM’nin 50 metre ötesine ikinci bir alışveriş merkezi yapılınca sinirden küplere binip kendi kendime söylendim sürekli.
Ama merak etmedim de değil.
İki alışveriş merkezinin bu kadar birbirine yakın olması, arazisinin büyük olması ve öncesinde yapıla alışveriş merkezinin olması beklentileri yükseltti açıkçası.
Geçtiğimiz günlerde gidip gezme fırsatım oldu ve gözlerime inanamadım.
Sonuç hüsran…
AVM desen değil, çarşı desen değil, pasaj desen değil.
Hiçbir anlam vermedim ben.
Hızımı alamadım iki kere turladım ama maalesef tatmin edemedi beni ve benim gibi diğer Malatyalıları.
Ortaya çıkan projeyi görünce bir kez daha isyan ettim.
Binlerce kişiye ekmek teknesi olan fabrikanın yıkıldığına hiç hiç değmemiş.
Anlam vermekte çok zorlandım valla.
Ne de olsa öncesinde yapılan bir yaşam merkezi var ve bu örnek proje olarak kabul edilip daha iyisini yapmak için uğraşsalardı emin olun çarşının göbeğine yapılan ikinci AVM’ye değerdi.
Üstelik eksikler de cabası.
Hakkını yememek lazım. Arzu Keleş bu işi çok iyi yapıyor ve MalatyaPark’ı ayakta tutup farklı bir alternatif aramamız için elinden geleni yapıyor.
Diyeceğim o ki proje sıfır, fikir sıfır, idare sıfır.
Güzelim alana yapacağınız merkez bu muydu?
Kusura bakmayın ama inşaat süreci içerisinde beklentileri yükseltip sonuç olarak vatandaşa böyle bir düzen sunup hile yapamazsınız, hüsrana uğratamazsınız, omzunuzdaki yükün farkında olup kollarınızı sıvayıp bir işe el atacaksınız.
Öyle kolay değil yani…