Adem büyük, öyle mi?

Havada uçan kuşa dahi borcu olan, transfer yasağı olan, gelecekle ilgili ne olup biteceği konusunda sürprizlere açık bir kulübün, her türlü eksiklerine rağmen, böyle bir genç takıma sahip olmasını şans olarak gördüğümü, bu takımın ligde tutunabilmesi hedefi ile ayakta kalıp, savaşabilmesini sağlamak gerektiğini daha önceki yazılarımda yazmıştım.

Abone Ol

ADEM BÜYÜK, ÖYLE Mİ?

Havada uçan kuşa dahi borcu olan, transfer yasağı olan, gelecekle ilgili ne olup biteceği konusunda sürprizlere açık bir kulübün, her türlü eksiklerine rağmen, böyle bir genç takıma sahip olmasını şans olarak gördüğümü, bu takımın ligde tutunabilmesi hedefi ile ayakta kalıp, savaşabilmesini sağlamak gerektiğini daha önceki yazılarımda yazmıştım. Gençlerin enerjisini doğru şekilde kullandığımızda nelerin olabileceğini Manisa maçında görmüş olduk.

Oynayacağınız maçın, stratejisini belirlerken öncelikle kendi takımımızın kapasitesi ve oyuncularımızın oyun anlayışları bizim nasıl oynamamız gerektiğini belirler. Gücümüzü bilerek, sınırlı yönlerimizi geliştirerek, iyi yapabileceklerimizin de üzerine koyarak ve sonuç odaklı oyunla yol almamız gerekir. Manisa maçında tam anlamı ile nasıl bir anlayışla oynamak gerektiği ortaya çıktı. Savunmada arkada boşluk bırakmadan zamanında derinlik yapmak, rakibi dar alanda oynamaya mecbur etmek ve kaptığımız toplarla hızlı çıkmak ne kadar doğru tercihti. Gençliğin verdiği enerjiyi doğru kullanma, Aly Male, Hagi Osman, Cengizhan ve Doğukan’la golü aramak bu takımın yapacağı tek şeydir. Kaçıraraktan gol atmasını da öğreneceklerdir. Pozisyona girmek önemli, nasıl oynamamız gerektiğini öğrenmek hepsinden daha önemlidir. Lisansı çıkan oyuncuların hava kattığını gördük. Bundan sonrası olamayacağına göre, var olanların motivasyonlarını yüksek tutmakta yönetimin işi olacak. Her maç ve yaşanılanlar bu gençlerin gelişmesini sağlayacaktır. Hagi Osman’ın ve Cihat Aslanın rakibin amaçlarına yem olmaları tam anlamı ile tecrübesizlik oldu. Oysa içerde galibiyetle tanışacağımız Altay maçını daha rahat alabilirdik.

Yıllarca futbolun içindeyim, böyle olmasını istemem ama üzülerek söylüyorum ki, futbolcuyu takıma bağlayan şey ne formanın rengi nede memleketin adıdır. Son yıllarında her türlü gururu yaşamasına vesile olduğumuz, yüksek paralar kazanan ve ilk fırsatta bırakıp giden Adem’in vefasını maçta gördük. Empati herkesin bildiği, fakat uygulamada güçlük çektiği bir duygunun adıdır. Bizde oynarken kendini yerlere atarak rakibin hakkını çalmaya çalışan Adem, bunu bize karşı yaptığında Adem maskesi takanlar ne düşündü acaba. Neyse durumumuz belli ve bu takım bizim için bir şans, savaşalım ve bu ligde kalalım. Yoksa gözümüzü amatörde açarız.

İçerde oynadığı maçta pek olumlu izlenim bırakmayan Malatya Arguvanspor, umarım gecikmeden gerekli tedbirleri alır ve bu ligde kalmayı başarır. Takıma takviye zorunlu gözüküyor. Hücuma çıkmakta zorlanan, yediği golü rakibine hazırlayan ve buyur at diyen bir takım olmaktan bir an önce kurtulmalıdır. Rakibin verilmeyen golünün de olduğu düşünülürse pekte iç açıcı bir izlenim bırakmadı. Kenar yönetiminin ve kenardaki oyuncularında takıma katkı yapmaları gerekir. Bu hafta yine içerde oynama şansını umarım iyi kullanırlar. Yoksa zor günler kapıyı çalmaya başlayacaktır.

Esen kalın…