Adaletin binası olur!

Abone Ol

Adliye halimiz adli vaka!

İşleyiş fena değil.

Genç hakimler canla başla çalışıyor.

Yeni mahkemeler kuruldu ama yetmiyor.

Depremle ortaya çıkan davalar, diğer bütün davalar içinde, İstanbul’un Türkiye ekonomisi içindeki büyüklüğü gibi.

Yeni mahkemeler kurulmalı.

Acilen başka illerden hakim, savcı, personel takviyesi yapılmalı…

Mahkemelerin dağınıklığı fecaat.

Baştan aşağı perişanlık hali.

Bir adliye binamız vardı, bir de eklentisi.

Şimdi maşallah altı oldu.

Ceza Mahkemeleri şehirden on kilometre kadar uzakta, Ankara yolunda.

Hukuk Mahkemeleri, aynı yolda, TÜİK binasında.

Cumhuriyet Başsavcılığı yine aynı yolda Gümrük Tekel’de.

İdare Mahkemesi, Çarmuzu tarafında, Kubilay Lisesinde.

İcra Dairesi ve mahkemeleri yıkılan Adliye yanında.

Hakimler, savcılar personel için önemli bir sorun yok.

Sabah kalkıp servislerine biner binalarına giderler, mesai bitince dönerler.

Vatandaş da, biraz ulaşım zorluğu yaşadıktan sonra mahkemesine varır.

Bu altılı adliyenin tek mağduru biz avukatlar.

Özellikle aracı olmayan ve aynı gün birkaç binada duruşması olan meslektaşlarım.

Altılı ganyan oynar gibi, birbiri ardına gireceği mahkemelerin sıralamasını yapıyor.

Çünkü mahkemeler arasında kat, koridor farklılığı değil kilometreler var.

Servis aracı var ama duruşmaların, başlayışları, bitişleri, hakimlerin insafı belli olmadığı için amaca fazla hizmet edemiyor.

Bir de ne var biliyor musunuz?

Trafik kazası tehlikesi.

Adliye binaları, Londra Asfaltı gibi araçların son hızla aktığı bir asfaltın kenarında.

Park yeri yok, aracı yol kenarına park ederken, parktan yola girerken çok büyük, ama çok büyük tehlike var.

Avukatların, vatandaşların çok dikkatli olmaları gereken bir trafik hali.

Ama insanlardan her daim olağanüstü dikkat beklenemez ki!

Bir an dalgınlık, kafaya takılan bir husus gibi durumlar olabilir.

Yan yollar, trafik işaretleri, ışıklar, hız sınırlaması tehlikeyi azaltmaya hizmet edebilir.

Bundan önce Adliye eklentisi olarak kullandığımız MATİM iş merkezinde, Nüfus Müdürlüğüyle aynı binayı kullanırken, tek asansör nedeniyle çoğunlukla sekizinci kata yürüyerek çıkan avukatlar canından bezerlerdi.

Ter içinde, nefes nefese kalınırdı.

Herkes, ‘Bizi buraya mahkum edenler…” diye dert yanardı.

Şimdi orayı arayacağımız kimin aklına gelirdi...

Bir gün sekizinci katta, Baro odasında otururken, Av. Şahin Evin yorgun argın içeri girince,  salondakilere, “Selahattin Bey Başkan olsaydı bizi buradan kurtarırdı” diye seslendi; beni görmemişti.

Malatya’mızın adliye sorunu olduğunu on üç sene önce ilk biz gündeme getirmiştik.

Basınımıza, “Adliye binamız, şu an için ihtiyacı karşılıyor gibi olsa da, üç beş yıl sonra yetmeyecektir. Şimdiden bunun kaydına düşmeliyiz. Şeker Fabrikasının Belediyeye devredilen arazisi içinden beş on dönüm de Adliye yeri için ayrılmalıdır.” demiştim.

Yine, milletvekillerimize yazdığım taleplerimizi içeren mektupta da Adliyeyi vurgulamıştım.

Meslektaşımız İhsan Koca’dan yazılı yanıt gelmişti.

Hala bir Adliye Binamız yok.

Depremzede Malatya Barosu avukatlarının dertleri çok.

Bu iki yük de, meslektaş milletvekillerimiz İnanç Ölmeztoprak, Bülent Tüfenkçi ve İhsan Koca’nın sırtındadır.

Ve çare olmaları boyunlarının borcudur.

Hani, “Dünyada mekan, ahirette iman!” denir ya!

Bu dünyada rahat edeceğin, işine gücüne bakacağın bir evin, Ahirette rahat edebilmen için de imanlı bir kalbin olmalı.

Yargın mensuplarının, görevini huzurla yapabilmesi ve halka adalet dağıtabilmesi için de öncelikle içinde rahat çalışabileceği bir mekana ihtiyacı vardır.

Mevcut mekan dağınıklığı, darmadağınıklığı insanın kalbindeki adalet ateşini de küller.

Adliye Saraylarının özellikle önyüzü, kapısı gösterişli olur.

Bu görkemli kapıdan giren, vatandaş, avukat, hakim, savcı binanın ihtişamından etkilenir, içindeki adalet aşkı, yargıya saygı duygusu depreşir.  

“Binayla mı?” demeyin sakın; bina deyip de geçmeyin…

Yeni Adliye Sarayımızın yeri belirlendi, projesi hazırlandı, bu yıl için 130 milyon lira ödenek ayrıldı, 29 Ağustos’ta ihalesi yapıldı, ancak beş teklifin beşi de maliyetten fazla olduğu için iptal edildi.

Bir an önce başlanıp bitirilmesi biz avukatların canı gönülden talebidir.