8 milyon başvuru, 500 bin umut

Abone Ol

Türkiye'nin konuştuğu 500 bin sosyal konut projesine 8 milyon 840 bin başvuru yapılmış. Bu başvuruların 5 milyon 400 bini geçerli. Mesele heves değil, gerçek ihtiyaç...
Bugün Türkiye’de konut artık sadece bir barınma meselesi değil;
bir gelecek,
bir güven,
bir nefes alma alanı.
Rakamların içinde beni en çok düşündüren detay şu oldu:
1 milyon 326 bin genç başvuru yapmış.
Bu ne demek acaba? Sosyolojik boyutunu çok merak ediyorum.
Gençler artık “ilk arabam” hayalini bile rafa kaldırmış, doğrudan “ilk evim olsun" diye mi düşünüyor acaba? Kira korkusu, taşınma belirsizliği, yarın endişesi… Gençliğin omuzlarına erken yaşta yüklenen ağır sorular bunlar.
Bir ülkede gençler ev hayali kuramıyorsa, o ülke sadece bina değil, umut da inşa etmek zorundadır. Bu yüzden sosyal konut meselesini küçümsememek gerekiyor. Her açıdan...
Bakan Murat Kurum’un “deprem bölgesi ayrıcalıklı tutuldu” açıklaması, bu tablonun en insani tarafı.
Hatay’a ayrılan 13 bin konut, Malatya’ya yapılacak 9 bin 609 konut. Bunlar sadece betonarme yapılar değil; bunu en iyi asrın felaketini yaşayanlar bilir.
Deprem bölgesine pozitif ayrımcılık yapılması bir lütuf değil, zorunluluktur.
İstanbul, Ankara, İzmir…
En çok başvurunun geldiği şehirler sürpriz değil. Büyükşehirlerde barınma artık lüks değil, kriz. İnsanlar ev alamadığı gibi kirada da tutunamıyor. Bu tablo bize şunu söylüyor:
Sosyal konut artık “dar gelirliye destek” değil, toplumsal denge politikasıdır.
Ve evet, 500 bin konut elbette 5 milyon başvurunun tamamına yetmez. Ama bu projeler, devletin “ben bu sorunu görüyorum” deme biçimi.
Umarım bir şeyler bu sürece ayak uydurup daha insani bir hal alır.