31 Mart Yerel seçimlerine sayılı günler kala siyasi partilerin belediye başkan adayları canhıraş bir şekilde çalıştıklarını beyan ediyorlar.
Çalmadık kapı sıkmadık el bırakmadıklarını…
Paylaşımlarında toplantılar yaptıklarını…
Farklı gruplar ile kahvaltı ve çay sohbetlerini yaptıklarını…
Kurum ve örgüt temsilcilerini ziyaret ettiklerini…
Nerde bir engelli ve mağdur varsa ayaklarına gittiklerini…
Kimin ne derdi varsa dinlediklerini…
Alanda yapılması gereken ne varsa yaptıklarını söylüyorlar. İktidar kanadı olsun, muhalefet kanadı olsun sadece işin tespit tarafı ile ilgilendiklerini görüyoruz. Adayların tamamı çözümü seçim sonrasına bırakmış durundalar. Hal böyle olunca; “Bekâra avrat boşamak kolay olur” misali her şeyi söylemiş oluyorlar.
Kanaatimce seçime katılacak olan siyasi partilerin adayları çok büyük yanlış içindeler belki farkında değiller, belki de öyle davranmak istiyorlar. Halkı unutuyorlar havası hâkim gibi…
Halka rağmen halk için siyaset yapılamayacağını ıskalıyorlar gibi…
Her siyasi figürün yaptığı bir hata bir diğer siyasi figüre alan siyasi malzemem oluyor. Çelme takayım derken çelmeye maruz kalmak…
Yıllarca sizinle yol yürüyenleri anlık bir hırs uğuruna yolda size katılana değiştirirseniz hayatınızın en büyük hatasını yapmış olup en büyük mağlubiyete doğru yol alırsınız.
31 Mart 2024 Yerel seçimlerinde bazı beldelerde rüzgâr tersten esmeye başlamış. Rüzgârı tersten esen beldeye varamaz olursunuz. Varsanız da sizin rüzgârın yönü farklı olduğu için bir artı sağlayamazsınız.
Başarı elde etmek isteyen bir belediye başkan adayı bugün değil 5 yıl önceden bu güne hazırlık yapıyor olması gerekirdi. Lakin bugünün siyaseti buna alan açmıyor. Son dakikaya kadar kimin aday edileceği muamma.
En büyük felaket ise aday adaylığı sürecinde yaşananlar. Her siyasi parti bir takvim ve akabinde başvuru şartları maddeleri hazırlıyor. Devamında temayül yoklaması heyecanı yaşanıyor. Son dakika geldiğinde yaklaşık 3 ay alanda olup çalışanların hiç biri değerlendirilmiyor. Halkın hiç beklemediği çalışmalarına şahitlik etmediği tepeden inmeci adaylar seçenek olarak halka en iyi aday olarak servis ediliyorlar (iyi insan ve mesleklerinde en iyisi oldukları muhakkak ama siyaset ve hizmet bambaşka bir şey).
Yanlış tercihler ateşe yakın edilen figürlerdir ve bunlar ateşe en yakın olduklarından yanmaya en müsait olanlardır. Tepeden inmeci ve hukukları sebebiyle aday olanlar halka kabul ettirilemiyorlar.
Malatya Büyükşehir ve 2 merkez ilçe de seçime giren siyasi partilerin her bir adayı kıymetli ve değerlidir. Adayların şahsiyetlerine dair kimsenin en ufak bir itirazı olmaz. Özellikle Ak Parti adaylarını yakinen bildiğimden tercih edilebilecek en uygun adaylardır. Lakin takdir edersiniz ki, Ak Partili adayların çoğu aday adaylığı süreci yaşamamıştır.
Kazanacak aday mı, kaybettirmeyecek aday mı? diye sorular sorulmuyor değil. Kanaatimce en öncelikli durum mahcup ettirmeyecek olan… Seçim kazanılır, kaybedilir önemli olan ortaya konulan duruş…Yolda olmanın idrakine varıştır. Her yolda olan netice elde edemez ama yolda olmanın hikmetine ram olunmalı…
Malatya’nın 11 dış ilçesi olarak seçime hazırlanan siyasi parti adaylarının çoğunda iletişim ve dil problemleri mevcut… Hele bazı kilit ilçe adayları var ki, tam bir “cennet mahallesi…” “Ali kıran baş kesen…” Halka hiç ihtiyacının olmadığı edası… Adeta Halka seçenek sunarcasına…
“Asrın Felaketi”ni yaşayan Doğu’nun Paris’i olan Malatya’mızın yönetimine talip olanların ekseriyeti projelerini söylemlerin ötesine taşıyamıyorlar. Sadece “kazanırsam” diyorlar. Halbuki İstanbul da Murat Kurum ne yapıyor tüm projelerini kazanmış gibi sunuyor ve belgelendiriyor. Sadece söylemde kalırsa inandırıcılığı kalmaz.
Her ne olursa olsun çıktığın yolda rüzgâr arkanda olmalı! Yönün rüzgâra ters ise pusulan şaşar. Seçimler için ise halkın karşısında değil halkın arkasında olmalısın. Aksi halde istemediğin sonuçlar kaçınılmaz olacaktır.
Tüm siyasi partilerin yaptığı en ben büyük hata; sürekli etrafında pervane olanlar ile “şu toplantıyı yaptık, şuraya gittik” gibi söylemler… Yahu onlar zaten sana oy verecek olanlardır. Senin gitmen gereken, toplantı yapman gereken, kahvaltı masalarındaki istişarelerin halk ile olmalı. Halkı kazanamayan rüzgârı arkasına alamaz…
Şunu; 31 Mart akşamı hatırlatacağım. İnsanları tanımadan ötekileştirmenin ne olduğunu…
“Kimsenin reyine ihtiyacım yok onların bana ihtiyaçları var” demenin nelere mal olduğunu…
Kılavuzu eşek olan devenin kaybolmaya mahkûm olduğu misali…
Bakalım son dönemeçte hangi hamleler nihayete erecek bekleyip göreceğiz. Son virajlar dönülüyor artık…
Selametle…