2025’in bizi vicdana getirmesi dileğiyle…

Abone Ol

VİCDANLARIN SESSİZ ÇIĞLIĞI: BOYKOT

“Sözüm, Müslümanlara ve az da olsa insan kalabilen herkese…”

Bugün tadınızı kaçıracak bir çağrıda bulunuyorum ve sizi vicdan sahibi olmaya davet ediyorum.

Filistin’de yaşanan insanlık dramı, hepimizin yüreğinde derin yaralar açıyor. 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de tanık olduğumuz katliamlar, insanlık tarihine kara bir leke olarak kazınıyor. Kadın, çocuk, yaşlı demeden sivillere yönelik saldırılar; ibadet yerlerinin, hastanelerin ve sığınma kamplarının hedef alınması, insani değerleri hiçe sayan bir zulmün göstergesidir. Bu zulme karşı durmak, insan olmanın bir gerekliliğidir.

BOYKOT NEDEN ÖNEMLİDİR?

Boykot, bireylerin ekonomik tercihleriyle ahlaki bir duruş sergilemesidir. Her alışveriş, bir mesaj taşır. Bu mesaj ya zalimleri güçlendirir ya da mazlumlara umut olur. İsrail devletine ve onun zulmüne destek veren şirketlere karşı boykot, bireysel bir tepki olmanın ötesinde, toplumsal bir direniştir.

Ekonomik boykot, tarih boyunca etkili bir yöntem olmuştur. Örneğin, apartheid döneminde Güney Afrika’ya uygulanan boykot, bu adaletsiz rejimin son bulmasında büyük rol oynamıştır. Bugün de aynı kararlılıkla hareket edersek, Gazze halkına destek olabilir ve zulüm düzenine karşı bir duruş sergileyebiliriz.

HEDEFİ DOĞRU BELİRLEMEK

Boykotun etkili olabilmesi için hedeflerin doğru belirlenmesi çok önemlidir. Öncelikli olarak Siyonizm’i fiilen destekleyen, İsrail devletine ve ordusuna maddi katkı sağlayan şirketler boykot edilmelidir. Bunun yanı sıra, savaş yanlısı açıklamalarda bulunan ya da dolaylı yoldan savaşa katkıda bulunan uluslararası şirketler de boykot kapsamına alınmalıdır.

Aynı zamanda, Siyonizm karşıtı bir duruş sergileyen veya tarafsız kalan firmaları desteklemek, ekonomik gücün doğru bir şekilde yönlendirilmesini sağlar. Ancak bu noktada, alternatif ürünlerin etik açıdan da değerlendirilmesi gerekir. Yerli üretim her zaman masum değildir; bu yüzden tüketici bilinçli olmalıdır.

ODAKLI BOYKOTUN GÜCÜ

Boykot listelerinin aşırı geniş ve karmaşık olması, bireylerin kafasını karıştırabilir ve motivasyonu düşürebilir. Bu nedenle, kısa vadede daha dar kapsamlı ve odaklanmış bir liste oluşturmak, boykotun etkisini artıracaktır. Örneğin, yüzlerce şirketi boykot etmek yerine, ilk etapta on firmaya odaklanmak daha sürdürülebilir bir yaklaşımdır.

Bu süreçte boykot edilen firmaların yerine kullanılabilecek alternatiflerin sunulması da önemlidir. Ancak, bu alternatiflerin de etik duruşları incelenmeli ve bireyler bilinçli tercihler yapmalıdır.

BOYKOT ZAFER DEĞİL, SEFERDİR

Boykot, bireysel bir tercih olmanın ötesinde, toplumsal ve küresel bir bilinç oluşturmanın yoludur. Bu süreçte hemen başarı beklemek gerçekçi olmayabilir. Ancak boykotun amacı, önce zafer değil, doğru tarafta yer almaktır. Zulme karşı bir duruş sergileyerek, insanlık vicdanını diri tutmak her şeyden daha değerlidir. Bizler seferden sorumluyuz, zafer ancak ve ancak Allah’ındır.

Bir karıncanın Kâbe yolculuğunu anlatan meşhur hikâyede olduğu gibi: Karıncaya “Sen küçücük bir canlısın, Kâbe’ye nasıl ulaşacaksın?” diye sorulduğunda, karınca şöyle cevap verir: “Kâbe’ye ulaşamazsam bile, en azından Kâbe yolunda ölürüm.” Boykot da böyle bir yolculuktur. Belki tek başına büyük sonuçlar doğurmayacaktır; ama doğru yolda olmanın huzurunu taşır.

SABIR, SAMİMİYET VE NEZAKETLE HAREKET ETMEK

Boykot, yalnızca ekonomik bir protesto değil, aynı zamanda ahlaki bir sınavdır. Bu süreçte insanlara saldırmak, mallarına zarar vermek ya da kışkırtıcı söylemlerde bulunmak, boykotun ruhuna aykırıdır. Her birey, vicdanı ve imkânları doğrultusunda boykota katılabilir. İnsanları zorlamak yerine bilinçlendirmek, boykotun daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacaktır.

Biz insanlar unutkan ve çabucak rehavete kapılan varlıklarız. Bu boykot meselesinde dikkatimizi dağıtan birçok şey mevcuttur ve İsrail’in algı yaratma konusunda mahir olduğu bilinmektedir. Bu tuzaklara düşmemek önemlidir.

VİCDANIN REHBERLİĞİNDE BİR DURUM

Boykot, zulme rıza göstermemenin ve mazlumların yanında durmanın en güçlü yollarından biridir. Kısa vadede küçük ama güçlü adımlarla başlayarak, uzun vadede büyük değişimlerin temellerini atabiliriz.

Unutmayalım:

“Zulme rıza göstermek, en büyük zulümdür. Boykot, bu rızayı reddetmenin ve mazlumların yanında yer almanın sessiz ama güçlü bir çığlığıdır.”

Saygılarımla.