Hatırlayacağınız üzere geçmişte devlet hastanelerinde muayene olabilmek için uzun kuyruklar oluşur, tedavi olmayı bir yana bırakın başka başka hastalıklar kapılırdı o sonu gelmez kuyruklarda.
Muayene ücretleri ise o günün şartlarına göre oldukça yüksekti. İhtiyaç sahipleri başta olmak üzere her kesimden insanı mağdur ediyordu sistem.
Yine o dönemlerde hasbelkader devlet hastanesinin önündeyken rahatsızlandınız diyelim. SSK’nız yoksa hastanenin aciline bile gidemezdiniz.
Bir de bu işin eczane kısmı vardı. İlaç alabilmek için sabahın 5’inde uyanır, akşam 5’e kadar bekseniz de çoğu zaman alamazdık ilaçları.
Bu noktada hükümet tarafından sağlık alanında atılan adımlar gerçekten önemli. Yukarıda saydığım sıkıntıların hepsi aşılmış durumda.
Fakir zengin… Hiçbir ayrıma gidilmeden herkes sağlık hizmetlerinden artık eşit bir şekilde faydalanabiliyor.
Sağlıkta bu kadar önemli adımlar atılmışken, başımdan geçen bir olayı sizlerle paylaşmak isterim.
Bu ayın 13’ünde, gece rahatsızlandım. Böbreğimde taş vardı ve o kadar fenalaştım ki gece 3 sularında 112 Acil Servisi aradım.
Ne mi oldu dersiniz, komik ama açmadılar. Üç defa aradım yok.
Ağrıdan o kadar çok bağırmışı ki komşular evimize geldiler. Komşular da iki ayrı telefonla 112’yi aradılar ama açan olmadı…
Şimdi bu kadar büyük reformların yapıldığı bir sağlık sisteminde acil servisin cevap vermemesi inanılmaz bir durumdur.
O anda bir trafik kazası da olabilirdi. Yine kalp krizi geçiren bir vatandaş için değil dakikalar, saniyeler bile çok önemlidir.
Sağlık Bakanlığını aradım ve şikâyetimi ilettim. Tekrar bana döndüklerinde söylenen şu oldu: Biz konuştuk.
Şikâyetimi yeniledim, ayrıca başımdan geçenleri ispata da hazırım. Çünkü artık bu olaylar ülkemizde yaşanmamalı.
Kendim için değil herkes için eğer acil servis telefonları açılmıyorsa insanlık ölüyor demektir.
Bu yazımın bir ihbar olmasını dilerim. Bir daha böyle şeylerin yurdumun hiçbir tarafında yaşanmamasını diliyorum…