DOLAR

12,7318$%2.9

EURO

14,3995%2.67

STERLİN

17,0343£%2.94

GRAM ALTIN

730,07%2,41

ÇEYREK ALTIN

11.607,49%4,50

BİTCOİN

727609฿%7.16465

Akşam Vakti a 17:16
Malatya PARÇALI AZ BULUTLU 12°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Whatsapp İhbar Hattı

“Zirve’nin yargılanmasından ziyade FETÖ dokunulmaz kılınmaya çalışılmıştır”

Malatya'da biri Alman 3 kişinin öldürüldüğü Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin soruşturmada, FETÖ’nün kurduğu kumpas ile 4 yıl cezaevinde kalan ve beraat eden İnönü Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ruhi Abat, kumpas davasına bakan hakim ve savcıların yargılandığı Yargıtay 8. Dairesi’ne gönderilmek üzere verdiği ifadesinde, “Burada söz konu olan iddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde gerçek hedefin kumpas iddianamesinde adı geçen hedef kişiler değil, bütün bir ülke ve mavi vatandır. Kişiler değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası söz konusudur. Bu şahıslar bahse konu sözde iddialarla 15 Temmuz darbe girişimine zemin hazırlamak, ortam hazırlamaktan da ayrıca yargılanmaları gerekir” beyanında bulundu.

Hasbihan Et

“Zirve’nin yargılanmasından ziyade FETÖ dokunulmaz kılınmaya çalışılmıştır”

Malatya’da biri Alman 3 kişinin öldürüldüğü Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin soruşturmada, FETÖ’nün kurduğu kumpas ile 4 yıl cezaevinde kalan ve beraat eden İnönü Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ruhi Abat, kumpas davasına bakan hakim ve savcıların yargılandığı Yargıtay 8. Dairesi’ne gönderilmek üzere verdiği ifadesinde, “Burada söz konu olan iddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde gerçek hedefin kumpas iddianamesinde adı geçen hedef kişiler değil, bütün bir ülke ve mavi vatandır. Kişiler değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası söz konusudur. Bu şahıslar bahse konu sözde iddialarla 15 Temmuz darbe girişimine zemin hazırlamak, ortam hazırlamaktan da ayrıca yargılanmaları gerekir” beyanında bulundu.

 

FETÖ’NÜN KUMPASI ORTAYA ÇIKTI

Malatya’da 18 Nisan 2007 tarihinde meydana gelen ve biri Alman uyruklu 3 kişinin öldürüldüğü Zirve Yayınevi davasına dahil edilerek 4’er yıl cezaevinde kalan, yargılama sonucunda beraat eden emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Malatya eski İl Jandarma Komutanı emekli Kurmay Albay Mehmet Ülger, dönemin Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Yarbay Haydar Yeşil, İnönü Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ruhi Abat, dönemin İl Jandarma Komutanlığında görevli Astsubaylar Abdullah Atılgan ve Murat Göktürk, uzman çavuşlar Mehmet Çolak, Adil Akçay ve Adem Gedik ile sivil Levent Kağan Türk’ün FETÖ’nün kurduğu kumpas ile davaya dahil edikleri ortaya çıkmıştı.

 

FERDİ DURDU

Zirve Yayınevi Cinayetleri davasına FETÖ’nün kurduğu kumpas ile cezaevinde 4 yıl kalan ve beraat eden İnönü Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ruhi Abat, kumpas davasına bakan hakim ve savcıların yargılandığı Yargıtay 8. Dairesi’ne gönderilmek üzere ifade verdi. Abat, 13 sayfadan oluşan ifade de “Sanıklar H.D., H.K., İ.A., M.M., O.K., S. Y., Ş.G., Z.H., Z.Ü.’den şahsımın dört yıl boyunca hürriyetini engellemekten, görevi kötüye kullanmaktan, soruşturmanın gizliliğini örgütlü ve kasıtlı olarak ihlal etmek suçlarından dolayı şikayetçiyim. Çünkü bu kişiler, sözde gizli tanık ‘Deniz Uygar’ kod adlı İlker Çınar’ın hiçbir somut delile dayanmayan soyut isnatlarla ileri sürdüğü gerekçelere dayanarak şahsımın hürriyetini engellemişler. Lekelenmeme hakkımı ihlal etmişler. Görevlerini, FETÖ örgütünün lehine şahsımın aleyhine kullanmak suretiyle istismar etmişlerdir” beyanlarına yer verdi.

 

“MAKTULLERİN HAKLARINI ARAYAN BİR DAVA DEĞİLDİR”

Abat, Yargıtay 8. Daire’ye gönderilmek üzere Malatya 3.Ağır Ceza Mahkemesi’ne verdiği ifadesinde şu iddialara yer verdi:

“Şahsımın da içinde bulunduğu Zirve Yayınevi Davası 3. iddianamesiyle dosyaya dahil edilenlerin yargılandığı dava asla bir cinayet davası olmadığı gibi maktullerin haklarını arayan bir dava da değildir. Şayet bu davanın amacı maktullerin haklarını korumak olsaydı, Malatya’da işlenmiş bir cinayetin soruşturmasını İstanbul TEM Şube’den sipariş olarak görevlendirilen “polisler” eliyle değil bizzat Malatya polisiyle yürütmesi gerekirdi. Kumpasın merkezi, Zekeriya Öz ve dönemin TEM Şube Müdürü önderliğinde İstanbul’da bulunan ekiptir. Çünkü o dönemde henüz Malatya’daki FETÖ ekibi henüz oluşmamıştı. Yer yönünden yetkisiz olmasına rağmen yargıç güvencesi de ihlal edilerek dosya önce İstanbul’a havale edildi. Malatya’da FETÖ’cü yargıçlardan bir ekip oluşturulunca, dosya yetkisizlik kararıyla bu ekibin önüne sunuldu. Nitekim bahse konu iddianameye yakından bakıldığında zaten bir cinayet davası olmadığı da net olarak ortaya çıkacaktır. Çünkü İsmail A.’nın hazırlamış olduğu kumpas Zirve Dosyası üçüncü iddianamede cinayetler sanki tali meseleymiş gibi sadece yüzeysel olarak konu edilirken, FETÖ/PDY’nin amaçları ve propagandası asli mesele olarak işlenmiştir. Bu bağlamda bir cinayet iddianamesinde “Fetullah Gülen”26; “Gülen Cemaati” 70; “Fetullah Gülen Cemaati” 82; “Fetullah Gülen Grubu” 35; “Cemaat” 17; “Gülen” 4; “Gülen Hareketi” 9; “Fetullah Gülen Hareketi” 2; “Gülen Grubu” 3 kez geçmektedir. Burada geçen “Cemaat” kavramı 17 kez Gülen’in başında bulunduğu örgütsel yapı için müstakil olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla değişik isimlerle örgütün ve liderinin adı 248 defa geçmekte ve böylece tamamen dokunulmazlık zırhı ile çerçevelenmektedir.

Hatta Fetullah Gülen’in Vatikan’a giderek papa ile görüşmesini içeren video kaydını izlemenin bile sözde Ergenekon örgütüne üye olmaya delil olarak sunmuş bu bağlamda “Hristiyanlığın Truva Atı” isimli CD’leri 12 kez tekrarlamak suretiyle ayrıca algı oluşturmuştur. Görüldüğü üzere kamuoyunda ‘Zirve Cinayeti’ olarak bilinen davada cinayetin yargılanmasından daha ziyade FETÖ dokunulmaz kılınmaya çalışılmıştır. Menfur bir cinayetin soruşturulup, kovuşturulmak istendiği bir davada doğrudan 248 kez FETÖ’nün, 264 kez de FETÖ elemanlarının toplamda ise 512 kez FETÖ’nün zikredilmesinin nedenleri iyi anlaşılabilirse FETÖ/PDY’nin 15 Temmuz’a hangi taşları bağlayarak hazırlandığı da daha iyi anlaşılacaktır.”

 

“KAOSTAN DÜZEN ÇIKARMAYI, KENDİLERİNİ KURTARICI OLARAK SUNMAYI AMAÇLAMIŞLARDIR”

“FETÖ’nün ve elemanlarının toplamda 512 kez tekrarlandığı, FETÖ’den hüküm giymiş olan savcı İsmail A.’nın hazırladığı cinayet davasına ilişkin iddianamede maktullerden Tilman Geske 106; Uğur Yüksel 82 ve Necati Aydın’ın adı ise 75 kez olmak üzere üç maktulün ismi toplamda 263 kez ancak yer alabilmiştir” diyen Abat, ifadesinde şunlara yer verdi:

“ Sadece bu rakamsal tespitten bile İsmail A.’nın bahse konu cinayetleri ve bu cinayetlere ilişkin iddianameyi hangi amaçlar için araçsallaştırdığının, bir başka ifade ile iddianameyi hazırlamaktaki esas amacının ne olduğuna dair ipuçlarına ulaşmak mümkündür.

İsmail A.’nın Türk toplumunun geçmişte tecrübe ettiği darbelere bağlı olarak yaşamış olduğu psiko-sosyal travmalara ilişkin bilinçaltını da çok iyi kullanmış bu korkuyu sürekli gündeme getirmek suretiyle sözde ‘TUSHAD’ gibi naylon bir yapıyı bile 570 kez kullanabilecek kadar toplum mühendisliğinin aktörü olmuştur. Bunu yaparken 29 kez ‘darbe’ kavramını kullanmış, 15 kez ‘irtica’ kavramını sömürmüş ve 37 kez de ‘kaos’ kavramını kullanmak suretiyle halkta panik ve korkuya sebep olmak suretiyle toplumu adeta transa sokup bilinçaltına dolaylı telkinlerde bulunup sözde ‘TUSHAD’ isimli naylon bir örgütün varlığını zihinlere kazımaya çalışmıştır. Böylece de halkı Türkiye’de bir sözde kaos ortamının varlığından bahisle sosyal ve siyasal kargaşa olduğuna ikna edip bu kaostan düzen çıkarmayı bu bağlamda da kendilerini kurtarıcı olarak sunmayı amaçlamışlardır.”

 

“HEDEF SEÇİLEN KİŞİLERİN ÜZERİNE YIKILMAK İSTENDİ”

Abat, ifadesinin devamında şu iddialara yer verdi:

“Zirve Dosyası kapsamındaki 3. kumpas iddianamede ortaya konmaya çalışılan büyük resim tasvir edilmiş ve sözde TUSHAD örgütüne de aşağıdaki iddialar isnat edilmeye çalışılmıştır. Atatürk’ün istismarı, Güney Kore’ye Türk Askerinin Gönderilmesi, 6-7 Eylül Olayları, kanlı 1 Mayıs olayları, Kıbrıs’ta Türk Mukavemet Teşkilatı’nın (TMT) Rum Terör Örgütü EOKA’ya karşı şanlı mücadelenin bile terörize edilerek sözde ‘TUSHAD’a yıkılması,  Seferberlik Tetkik Kurulu’nun ele geçirilmesi, Gazi Mahallesi Olayları, Sivas Maraş ve Çorum Olayları, Eski Cumhurbaşkanlarımızdan Merhum Turgut Özal’ın şüpheli ölümü, Merhum Orgeneral Eşref Bitlis’in şüpheli ölümü, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve Muammer Aksoy suikastları, faili meçhuller, Cumartesi Annelerinin sözde TUSHAD’a ve kumpas dosyada yargılanan sözde sanıklara karşı kışkırtılması, Cumhuriyet Gazetesi’nin bombalanması, Erdoğan Teziç’e karşı suikast girişimi, Danıştay saldırısı, Rahip Santoro, Hrant Dink ve Zirve Yayınevi Cinayeti, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki faili meçhuller, Türkiye’de azınlıklara ve Gayr-i Müslimlere yönelik kışkırtmalar başta olmak üzere Türkiye’nin yakın geçmişine damgasını vuran siyasi, sosyal ve kriminal birçok olay sözde TUSHAD sözde örgütü üzerinden Zirve Yayınevi cinayeti dosyasının 3. iddianamesiyle bu iddianamede hedef seçilen kişilerin üzerine yıkılmak istendi.

Aslında bütün bu tutarsız, asılsız, mesnetsiz zırvalıklarla Türkiye coğrafyasında yaşayan, mazlum, dini ve etnik azınlıklar üzerinden bu dosyada FETÖ ve militanları tarafından senarize edilen bu mesnetsiz iddianame ile hedef kişiler şeytanlaştırılmaya ve bir bütün olarak da halk, devlete karşı mobilize edilmeye çalışıldı. İşte şu anda Yargıtay’da yargılanmakta olan sözde hâkim ve savcılar bütün bu akla ziyan, devlet millet karşıtı iddiaları ‘Deniz Uygar’ kod adlı İlker Çınar adında sözde gizli tanığın asılsız, maddi temelden yoksun hiçbir gerçekliğe tekabül etmeyen sözde beyanlarına dayandırdılar. Ancak ‘Deniz Uygar’ kod adlı İlker Çınar adındaki o sözde gizli tanık; “Bu ifadelerin hiçbiri bana ait değildir. Bu ifadeleri ben yeni görüyorum. Bana sadece zorla, tehdit ve şantajla hatta kafama silah dayayarak bu ifadelere imza attırdılar” diyor.

 

“ÖZELLİKLE BU OLAYLARIN SEÇİLMİŞ OLDUĞUNU SÖYLEMEK MÜMKÜN”

“İddianame, FETÖ’nün 15 Temmuz’a hazırlık argümanı niteliği taşımaktadır” iddiasında bulunan Abat, “Çünkü İddianamede ortaya konan iddialar bir bütün olarak incelendiğinde hangi amaç için üretilip kullanıldığı da anlaşılacaktır. Nitekim Türkiye’nin yakın geçmişine damgasını vuran bazı olaylar FETÖ’nün devlete karşı yürüttüğü asimetrik savaş amaçlı olarak kullanılmıştır. Bu bağlamda bahse konu iddialar, iç kamuoyunu ve dış kamuoyunu FETÖ’nün yanında yer almaya hazırlamak amacıyla kullanılmıştır. İsmail A.’nın hazırlamış olduğu iddianameye sosyal ve siyasal destek devşirebilmek amacıyla olmalı ki eski Cumhurbaşkanlarımızdan merhum Turgut Özal’ın ölümünü bile ‘TUSHAD’a ihale etmeye çalışmış bu bağlamda algı oluşturabilmek amacıyla da 9 defa iddianamede merhum Turgut Özal’ın adını tekrar etmiştir. Geçmişteki bu menfur olayların iddianameye yerleştirilmesinde birden fazla amaç güdüldüğünü söylemek kehanet olmayacaktır. Bu olayların büyük bir sosyal ve siyasal mühendislik gereği olarak seçildiğini söylemek de aşırı yorum değildir. Zira olaylar, kimlikler, amaçlar ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde izlenen yöntemde hukukilik ölçüsünden ziyade sosyal mühendislik yapılarak iddianamedeki asılsız iddialara meşruiyet kazandırmak için özellikle bu olayların seçilmiş olduğunu söylemek de mümkündür” ifadelerine yer verdi.

 

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN BEKASI SÖZ KONUSUDUR”

Sözde iddialarla 15 Temmuz darbe girişimine zemin hazırlandığını ifade eden Abat, “Nesnel hayatta varlığına rastlanmayan, varlığı hakkında bile her türlü şüpheden uzak, Zirve Cinayeti ile ilgisi olmayan dışarıdan birisini ikna edebilecek nitelikte somut bir delile dayanmayan sözde ‘TUSHAD’ kavramını 570 kez kullanan İsmail A., bu sözde örgütü sözde Ergenekon örgütüne bağlamak üzere de yoğun ve agresif bir çaba içerisine girdiği de görülmektedir. Buna bağlı olarak Ergenekon kavramını da 241 kez tekrarlamıştır. Daha sonra bahse konu sözde ‘TUSHAD’ ve sözde Ergenekon isimli sözde örgütlere olay bulma yoluna gitmiş sahte delil uydurmuş ve bu isimleri tasfiye aracı olarak kullanmıştır. Zira FETÖ/PDY bir taraftan kelimenin en hafif anlamıyla bahse konu cinayetlere yol verirken bir taraftan bu cinayetleri terörize etmek istediği kesimlere sözde “suç” olarak isnat ederken diğer taraftan da bütün batı toplumlarına karşı “Bakın, ben Türkiye’de Hristiyanların hamisiyim, koruyucusuyum” algısı oluşturmak suretiyle batı dünyasında kendisine meşruiyet zemini oluşturmayı hedeflemiştir. Bütün bunların sonucunda da Türk hükümetini dünyanın gözünden düşürmek istemiştir. Türkiye’de yaşayan azınlıklar da İsmail A.’nın hazırladığı iddianamede ayrı bir öneme sahip gözükmektedir. Başka bir ifade ile FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimine giden süreçte azınlıkları nasıl istismar edeceğinin adeta yol haritası gözükmektedir. Hristiyan veya Hristiyan kavramının türevleri 342’kez geçmektedir. Zirve Cinayeti için hazırlanan İddianamede 81 kez müstakil olarak azınlık kavramı kullanılırken 102 kez de ‘misyonerlik’ ve ‘azınlık’ kelimeleri birlikte kullanılmıştır

Zirve Cinayeti’ne ilişkin olarak hazırlanan 3. kumpas iddianame tam bir sosyal mühendislik ürünü olup FETÖ’ye ilişkin bir manipülasyondan ve FETÖ propagandasından ibarettir. Bir başka ifade ile İsmail A.’nın iddianamesinden sözde TUSHAD’ı çıkartıp yerine FETÖ konduğu zaman maddi gerçeğe ulaşmak mümkün olabilecektir. Burada söz konu olan iddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde gerçek hedefin kumpas iddianamesinde adı geçen hedef şahıslar değil bütün bir ülke ve mavi vatandır. Kişiler değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası söz konusudur. Bu kişiler, bahse konu sözde iddialarla 15 Temmuz darbe girişimine zemin hazırlamak, ortam hazırlamaktan da ayrıca yargılanmaları gerekir” beyanında bulundu.

zirvenin yargilanmasindan ziyade feto dokunulmaz kilinmaya calisilmistir3 zirvenin yargilanmasindan ziyade feto dokunulmaz kilinmaya calisilmistir4 zirvenin yargilanmasindan ziyade feto dokunulmaz kilinmaya calisilmistir zirvenin yargilanmasindan ziyade feto dokunulmaz kilinmaya calisilmistir1 zirvenin yargilanmasindan ziyade feto dokunulmaz kilinmaya calisilmistir2

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Kuaförler Bir Taşla İki Kuş Vurdular

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.