DOLAR

13,7194$%0.4

EURO

15,5684%0.18

STERLİN

18,2262£%-0.32

GRAM ALTIN

786,21%0,93

ÇEYREK ALTIN

12.515,06%0,16

BİTCOİN

668031฿%1.48196

İmsak Vakti a 05:54
Malatya PARÇALI AZ BULUTLU
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Whatsapp İhbar Hattı

Zirve cinayetleri için ilginç iddia

FETÖ’nün Zirve Yayınevi kumpası davası kapsamında tutuklu bulunan İlker Çınar, mahkemeye sunduğu dilekçesinde ilginç iddialarda bulundu. Çınar, dilekçesinde, “Cinayetlerin arkasında ABD istihbaratı ve maşası FETÖ olduğunu deşifre ettiğim için deşifre edildim. ABD istihbaratı cinayetlerin arkasındaydı. Bunu deşifre ettim; basına yaptığım açıklamada, ‘Ekoller Savaşı’ kapsamında ABD cinayetleri işletti dedim. ABD istihbarat örgütü planını değiştirdi ve bizleri cinayetlerle ilişkilendirme ve ileride kumpas davada kanıt göstereceği manipülatif haberi servis etti” ifadelerine yer verdi.

Hasbihan Et

Zirve cinayetleri için ilginç iddia

FETÖ’nün Zirve Yayınevi kumpası davası kapsamında tutuklu bulunan İlker Çınar, mahkemeye sunduğu dilekçesinde ilginç iddialarda bulundu. Çınar, dilekçesinde, “Cinayetlerin arkasında ABD istihbaratı ve maşası FETÖ olduğunu deşifre ettiğim için deşifre edildim. ABD istihbaratı cinayetlerin arkasındaydı. Bunu deşifre ettim; basına yaptığım açıklamada, ‘Ekoller Savaşı’ kapsamında ABD cinayetleri işletti dedim. ABD istihbarat örgütü planını değiştirdi ve bizleri cinayetlerle ilişkilendirme ve ileride kumpas davada kanıt göstereceği manipülatif haberi servis etti” ifadelerine yer verdi.

“ABD’nin maşası FETÖ beni deşifre etmiş”

Tutuklu sanık İlker Çınar, Malatya 5.Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunduğu 64 sayfalık dilekçede, “Zirve Yayınevi cinayetlerinin arkasında ABD istihbaratının olduğunu deşifre etmiştim, ABD’nin maşası olan FETÖ’de beni deşifre etmiş. ABD, misyonerleri yem olarak kullandı. Misyonerliğin zirve noktasına gelmesini sağlayıp, misyonerlik ile ilgili belgelerin sahte olduğunu söyleyip, bunlarla ilişkilendirileceği kişi ve kesimleri etkisizleştirmek planlandı. Haber elemanı olduğumun deşifre edilmesi, teslim ettiğim belgelerin cinayetlerin görüldüğü davaya servis edilmesi, ihbar mektupları gönderilerek basın yoluyla deşifre edilmem, belgelerin sahte olduğunun söylenmesi kışkırtması bağlamında cinayetler ile ilişkilendirilmem bir proje olup, bütün bunlar cinayetleri deşifre ettiğim için FETÖ’ye yol vermektir. ABD hem benden intikam alıyor hem misyonerleri temize çekiyor hem de ABD karşıtlarını etkisizleştiriyor. Bütün bunları ileride Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı silahlı darbeye yöneltip geri duracağı ve bu hain darbe kalkışmasını yapanların yok olacağı FETÖ’ye yaptırdı” ifadelerine yer verdi.

FERDİ DURDU

Malatya‘da biri Alman 3 kişinin öldürüldüğü Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin soruşturma sırasında, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) çıkarları doğrultusunda yalan ifadeyle bazı kişilerin mağdur olmasına sebebiyet verdiği öne sürülen 4’ü firari 10 sanığın yargılandığı davanın tutuklu sanığı İlker Çınar, Zirve Yayınevi cinayetlerinin ardından ABD istihbaratı ve FETÖ’nün olduğunu kendisinin deşifre ettiğini, bu nedenle de hedefe alındığını iddia etti.

Çınar, Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunduğu 64 sayfalık dilekçede, 1987 yılında Hristiyanlık dinini tanıyıp, benimsediğini belirtti.

Hristiyanlıık dini üzerine eğitimler aldığına dilekçede yer veren Çınar, şu beyanlarda bulundu:

“Amerikalı misyonerlerin desteğiyle Tarsus Uluslararası Protestan Kilisesi’ni 2002 yılında kurdum. Bu kilisenin pastörü olarak çalıştım. Pastör olarak görev yaptığım dönemde misyoner adı altında Amerika istihbaratına çalışan kişiler olduğunu gördüm. Bu kişilerin bölücü örgüte verdiği desteği de gördüm. Hristiyan dini ve öğretileriyle sorunum olmadı, bu dine inanan samimi olan herkese saydı duydum. FETÖ gibi dini, araç olarak kullanmaları ve bunu siyasi beklentiler ile yapmaları sorgulama yapmama neden oldu. Misyonerler ile çeşitli sebeplerden problem olunca onlardan ayrıldım.”

2005 yılında ‘misyoner’ adı altında bölücü örgüte destek veren siyasi amaçlı çalışanların verdiği zararı anlatmaya başladığını ifade eden Çınar, “Bölücü örgüte verdikleri desteği kendilerine ait olan belgelere dayalı olarak anlattım. Yazmış olduğum kitapta da bu bilgileri ve verileri kullandım. Bu kişilerin FETÖ ile ilişkisini biliyordum çünkü kurucusu Amerika olduğu için FETÖ’nün hedefindeydim” beyanında bulundu.

“18 Nisan 2007 yılında Zirve Yayınevi Cinayetleri gerçekleşmeden önce ABD’nin ‘Ekoller Savaşı’ kapsamında Türkiye’de önleyici saldırı gerçekleştireceğini öğrenmiştim” ifadesine yer veren Çınar, dilekçesinde şunları kaydetti:

“Nerede, ne zaman olacağını ve kimse saldırı düzenleneceğini bilmiyordum. Cinayetlerin işlendiği ve bu olayın haber elemanı olduğum Malatya’da gerçekleştiğini öğrendikten hemen sonra basına açıklama yaptım; menfur cinayetlerin arkasında ‘ABD’nin olduğunu’ ve ‘Ekoller Savaşı’ kapsamında gerçekleştiğini belirttim. Hakkımda yalan haber yaptılar. Daha sonra kumpas Zirve Yayınevi cinayetleri davasında tehdit, baskı ve darp ile esir aldıkları kişi olarak bana tam olarak bu haberi kurgu ifade yaptılar. FETÖ ve ABD istihbaratı asılsız haberi bana kurguladılar. Bu asılsız haber ile kurgu kumpas Zirve Yayınevi cinayetleri davası aynıdır. Ben, FETÖ üyesi değilim. Bilerek, isteyerek yardım ettiğimde doğru değil. Zirve Yayınevi cinayetlerinin arkasında ABD istihbarat örgütü ile maşası olan FETÖ olduğunu tespit ettiğim, bunu Malatya jandarması ile paylaştığım için, hedeflerinde oldum. Ölüm listelerine alındım, tehditler aldım, haber elemanı olduğum deşifre edildi, ağır baskı ve işkenceler gördüm. İradem dışında ve çaresizliğimden onların isteğini yerine getirdim. Eğer ilk başlarda bana yapılan tehditler ile ilgili başvurularım dikkate alınsaydı ve haber elemanı olduğum deşifre edilmemiş olsaydı, ABD istihbaratının ve FETÖ’nün eline esir olarak düşmeyecektim. Zirve Yayınevi cinayetlerinin arkasında ABD istihbaratının olduğunu deşifre etmiştim, ABD’nin maşası olan FETÖ’de beni deşifre etmiş. ABD, misyonerleri yem olarak kullandı. Misyonerliğin zirve noktasına gelmesini sağlayıp, misyonerlik ile ilgili belgelerin sahte olduğunu söyleyip, bunlarla ilişkilendirileceği kişi ve kesimleri etkisizleştirmek planlandı. Haber elemanı olduğumun deşifre edilmesi, teslim ettiğim belgelerin cinayetlerin görüldüğü davaya servis edilmesi, ihbar mektupları gönderilerek basın yoluyla deşifre edilmem, belgelerin sahte olduğunun söylenmesi kışkırtması bağlamında cinayetler ile ilişkilendirilmem bir proje olup, bütün bunlar cinayetleri deşifre ettiğim için FETÖ’ye yol vermektir. ABD hem benden intikam alıyor hem misyonerleri temize çekiyor hem de ABD karşıtlarını etkisizleştiriyor. Bütün bunları ileride Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı silahlı darbeye yöneltip geri duracağı ve bu hain darbe kalkışmasını yapanların yok olacağı FETÖ’ye yaptırdı.”

Misyonerlerden tehdit aldığını iddia eden Çınar, “ABD’nin maşası olan FETÖ’ye üye olduğum doğru değil. Zirve Yayınevi cinayetlerinin arkasında ABD’nin olduğunu cinayetlerden sadece bir gün sonra kamuoyuna basın yoluyla duyuran kişi benim. 19 Nisan 2007 tarihinde ‘Ekoller Savaşı’ olarak basında yer aldı. Zirve Yayınevi cinayetlerinin arkasında ABD ve maşası olan FETÖ’nün oyununu bozmuştum. FETÖ bunun üzerine beni cinayetlerle ilişkilendirmeye çalışmıştı. Ben, FETÖ üyesi değilim, aksine FETÖ’nün tehdidi altındaydım. FETÖ tarafından Ergenekon şüphelisi yapılan bir kişi olarak ben FETÖ’ye üye değilim” iddialarında bulundu.

Çınar, mahkemeye sunduğu dilekçede ayrıca şunlara yer verdi:

“Cinayetlerin ‘Ekoller Savaşı’ kapsamında gerçekleştiğini ve arkasında ABD’nin olduğunu basında açıkladıktan sonra FETÖ’cüler tarafından cinayetler ile ilişkilendirilmeye ve tehditler almaya başlamıştım. ‘Ekoller Savaşı’ kapsamında ABD’nin ölüm listesine alındığım hususu bana iletildi. ABD’nin ölüm listesinde olduğumu, Zirve Yayınevi cinayetleri davasını FETÖ ile beraber yürüten ABD istihbaratçıları bana, “sen ölüm listesindesin ama bu ‘Ekoller Savaşı’ ölüm listesi bize ait değil, yine de temize çekeceğiz bunu” dediler. Ben ellerinde esir olduğu için ve gördüğüm baskı ile tehditten dolayı onların isteklerini, kendi istek ve iradem dışında yerine getiriyordum. Kendilerini cinayetler konusunda temize çekiyorlardı. Yaptığım başvuru FETÖ tarafından kapatılmış olmalı ki cinayetlerin arkasında ABD istihbaratı ile FETÖ’nün olduğu gündeme gelmedi. FETÖ tarafından deşifre edilen kişi olarak, Ergenekon’la ilişkilendirilen cinayetlerle bağ kurulmaya çalışılan mağdur olarak, FETÖ’ye bilerek, isteyerek yardım etmedim, esir alındım. Haber elemanı olarak teslim ettiğim belgelerin, cinayetlerin görüldüğü dava kapsamında misyonerler hakkındaki belgelerin, misyonerler tarafından yalanlanması, sahte olduğunun söylenmesi üçüncü aşamadır. Yani ihbar mektubu asılsız, deşifre edilmem gerçektir. Bütün planı bu üç aşama üzerine kurmuşlar. Deşifre edildiğim belge ve kayıtlarımın yanına eklenen ihbar mektubunun içinde kimin ismi olursa olsun, gerçek veya sahte hangi örgüt olursa olsun; eğer misyoner cinayetlerinin görüldüğü davaya servis edilirse ve daha sonra bu belgeler yalanlanırsa, misyonerler tarafından bu belgelerin gerçek olmadığı üretilmiş bir belge olduğu söylenirse, önce herkes suçlanır. Belgeleri servis eden FETÖ bunu yaptı. Cinayetlerin görüldüğü davada belgelerin gerçek olmadığının söylenmesi ve yalanlanması ile birlikte cinayetlerin oluş sebebinin misyonerlerin bölücü örgüte destek veriyormuş gibi gösterilmesine ve terörize edilmesine bağladılar. Bu belgeler üzerinden beni cinayetlere sebep olmakla suçladılar. Haber elemanı olarak teslim ettiğim belgelerin ve kayıtlarımın cinayetlerin görüldüğü savaya servis edilmesiyle şüpheli konumuna getirildim. Zirve Yayınevi cinayetleri, ben haber elemanı yapıldıktan sonra işlendi. Cinayetlerin arkasında ABD istihbaratının olduğunu daha bir gün sonrası cinayetler hakkında basına açıklamıştım. ABD’nin gizli planını açık etmiştim. Ben kimseyle işbirliği yapmadım. ABD’nin istihbaratı ile işbirliği yapanlar FETÖ’cülerdir. Cinayetlerin arkasında ABD’nin olduğunu söylemek bana çok ağır ödetildi. Bir tuzağa çekilmiştim; deşifre edildim, ölüm listesindeydim, FETÖ’cüler beni Ergenekon’da istedikleri gibi bir şüpheli yapmışlardı. FETÖ’cü basın beni sürekli cinayetler ile ilişkilendiriyordu.”

2010 yılında ABD istihbaratı ile görüştüğünü iddia eden Çınar, şu ifadelerde bulundu:

“Kaçacak yerim yoktu onlarla görüştüm. Benimle normal bir üslupla konuşmadılar. Cinayetlerin ‘konsensüs’ olduğunu söylediler. ABD istihbaratı ile 2010 yılında görüştüğümde yanında tanımadığım ve sormaya çekindiğim Türkler olduğunu anladım. Benimle görüşen kişiler, ‘yarın beni alacaklarını hazır olmamı, ifade vereceğimi, istedikleri gibi söyleneni yapmamı’ isteyip gittiler. Korktuğum için kaçtım, sonrasında darp edildiğim süreç başladı. Bütün ifadeler kurgu olduğu için, manipülatif belgelerin kanıta dönüştürülmesi olduğundan hepsini daha önceden hazırlamış oluyorlardı ve bana imzalatıyorlardı. Beni kapalı tuttukları yere bilgisayar sitemi kurmuşlardı. Burası savcı bürosu gibiydi. Bazı ifadeleri bauda hazırlıyorlardı. Ben, kimi kime şikâyet edebilirdim. ABD istihbaratı ve FETÖ, kurgu dava sürecinde birliktelerdi. Cinayetlerin arkasında ABD istihbaratı ve FETÖ olduğunu tespit ettiğimiz için bize bu kumpası kurmuşlardı. Kendilerini temize çekiyorlardı. Misyonerler hakkındaki belgeleri temize çekiyorlardı, Amerika karşıtlarını etkisizleştiriyorlardı. Misyonerliğin tehdit ve tehlike kapsamından çıkartılmasının buna bağlı olduğunu biliyorlardı.”

zirve cinayetleri icin ilginc iddia zirve cinayetleri icin ilginc iddia1 zirve cinayetleri icin ilginc iddia2

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Virajı alamayan cip uçuruma yuvarlandı: 3 ölü, 1 yaralı

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.