DOLAR

8,8670$%1.19

EURO

10,4799%1.21

STERLİN

12,1977£%0.97

GRAM ALTIN

499,05%1,70

ÇEYREK ALTIN

7.943,15%2,10

BİTCOİN

379656฿%-2.75405

Öğle Vakti a 12:24
Malatya AÇIK 17°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Whatsapp İhbar Hattı

Yitip giden değerlerin gölgesinde ‘BAYRAM’

Hasbihan Et

Çehresi hızla değişen ve dönüşen bir çağa tanıklık ediyoruz hepimiz. Garip bir zamana denk geldik. Dinimizde, toplumumuzda ve sosyo kültürel dokumuzda var olan bir bayramı daha buruk şekilde kutlamaya hazırlanıyoruz. Günümüzde her ne kadar ‘ bayram’ anlamı dışında kalan ‘tatil’ olarak değerlendirilse de aslında bu kelimenin alt okumasında, ‘buruk duygular, hüzün ve ziyaret’ yer alıyor. Kabul etmek gerekiyor ki bayram, son dönemlerde asıl amacının dışında yaşanıyor.

Yeni dünya, hızlı gelişen teknoloji ve tabi pandeminin etkisiyle maalesef önemi giderek kaybolan bir bayram öncesi değerli yazarımız, hemşerimiz Atilla Kantarcı ile bayram üzerine yaptığımız söyleşimize başlıyoruz.

Öncelikle belirtmek isterim ki bu söyleşiyi tamamen geçmiş bayramlara olan merakın giderilmesi üzerine hazırlandı. Nitekim geçmişi araştırmak her zaman daha gerçekçi ve serüven dolu.


Atilla Kantarcı’yı dinledikten sonra geçmişe dair ne kadar temel değerin yitirildiğini fark ettim ve üzüldüm açıkçası ‘neden bu değerler’ kuşaklar sonrasına aktarılmıyor diye.

Kantarcı, insanların birlikteliklerden kaçtıkça yalnızlığa doğru gittiğini destekleyen nitelikte açıklamalar yaparken biraz buruk bir sesle ‘O eski hareketli, cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle dolu, kalabalık geçen bayram günleri nerede’ diye sormakta alı koyamıyor kendisini. Net bir şekilde, nerde o eski bayramlar? diyenlerin sayısının bir hayli fazla olduğunu hissettiriyor.

Sözü daha fazla uzatmadan Sayın Kantarcı’ya bırakıyorum…

Malatya’nın önde gelen değerlerinden biri olarak bize biraz geçmiş bayramlardan bahseder misiniz? Yalnız bunu pandemiden bağımsız değerlendirmenizi istiyorum, zira bu çok yeni bir olgu.

Bayramların artık eski anlam ve önemini taşıdığını düşünmüyorum. Tabi, ben de sizin gibi pandemi noktasında aynı fikirdeyim. Bayramların değersizleşmesi iki seneden daha önce başlamıştı. Maalesef ki gelenek göreneklerimize olan bağlılığımız azalıyor. Özellikle de soyut kültür dediğimiz bizi biz yapan kavramların değeri gittikçe yok oluyor. Örneğin, biz çocukluğumuzda Barış Manço’nun şarkısındaki gibi bayramlar geçirirdik. Erken kalkar, güzel kıyafetlerimizi giyerdik. Öyle bir heyecanla uyanırdık. Bayram ‘tatil’ demek değildi. Bayram demek hasretlerin giderildiği müstesna günlerden biriydi.

 Artık değil mi?

Maalesef artık değil. Bayram denildiğinde şehrin gürültüsünden uzaklaşmak, tatil yapmak geliyor akıllara. Eskiden bayramlarda biz büyüklerimizi ziyaret ederdik.

Barış Manço’dan örnek verdiğiniz için buradan bir şeye değinmek istiyorum. Bayram şarkılarında hep bir hüzün, hasret var. Sizler bunu neye bağlıyorsunuz?

Genel olarak gurbet ve sıla türküleri olduğu için olabilir. Örneğin, insanlar sevdiklerini beklerken hiç olmazsa bayram niyetine gelir diye düşünebilir. Hani normal zamanda gelmezsin belki ama bayram da gel diyebilir insan.

Eskiden bayramların tatil anlamı ifade etmediğini söylediniz. Biz neleri eksik yaptık da bayramın anlamını değiştirdik? Neden bayram eski anlamını korumuyor?

Çünkü kültürümüzü anlatamıyoruz genç nesillere. Dolayısıyla kültürümüz kayboluyor. Şöyle bir örnek vereyim; eskiden Malatya’da büyükbaş hayvan kesilmezdi. Yani, eskiden ne büyükbaş hayvan kesilirdi ne de eti yenirdi Malatya’da. Bu da buranın geleneğiydi. Önceden her ev müstakildi. Bayramdan önce küçükbaş hayvanlar alınıp, evlerin bahçesinde bakılırdı. O zamana kadar da çocuklar onlarla duygusal bağ içine girerdi. Ancak günümüzde böyle bir imkan kalmadı. Şimdiki çocuklar bundan mahrum. Onları yaşayamadıkları için kendi çocuklarına da aktaramıyorlar. Dolayısıyla kayboluyor. Ben çocuklarıma belli yaşlarına kadar hep bunları aktarmaya çalıştım. Mesela, bayram sabahında kahvaltı yerine yemek yenirdi. Biz hâlâ bunu devam ettiriyoruz ailemle ve bunun da devam ettirilmesi kanaatindeyim.

Malatya’nın eskiden gazino kültürü vardı. Hürriyet aile gazinosu, Kernek aile gazinosu sonradan Vilayet aile gazinosu da açılmıştı. Peki bayramlarda buralar nasıl olurdu? Nasıl geçerdi? Çünkü Malatya’nın önceden bayramlardaki eğlence kültürü de farklıydı. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Şöyle izah edeyim. Aslında bu bahsettiğiniz dönem benim gençlik yıllarımı anlatıyor. Ben biraz daha eskiye yani çocukluk dönemime gitmek istiyorum. Kernek’te önceden dönme dolaplar kurulurdu. Ahşaptan salıncaklar kurulurdu. Lunaparkın çok ilkel halini düşünün. İşte biz de bayram harçlıklarıyla oraya giderdik. Eğlencemiz bunlardı. Yıllar sonrada müzik kültürü yayılmaya başladı. Akşamları sanatçılar için tıklım tıklım olurdu her taraf. Bu şekilde geçiyordu bayramlar.

Şimdiki çocuklara bayram hediyesi olarak leblebi şekeri versek kabul ederler mi? Etmezler tabi. İşte biz eskiden leblebi şekeri alınca bayram ederdik. O kadar anlamlıydı bizim için. Balonlar, mendiller… Şimdiki çocukları bunlarla mutlu etmek mümkün değil.

Şeker toplama geleneğini hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Şimdi bir nebzede olsa eski tat yok.

Açıkçası mahalle bitince her şey bitti. Esas sorun mahalle kültürünün bitmesi.

Malatya’nın ekonomik boyutu da var. Eskiden Tekel, Şeker Fabrikası, Sümer Bank yani o döneme baktığımız zaman orda çalışan işçiler eve dönerken alışveriş yaparak dönerlerdi. Bir anlamda bayram, o zamanlarda Malatya’nın ekonomik olarak daha iyi olduğu zamanlarda farklıydı. Esnafın da bayramı oluyor muydu o zamanlar?

Tabi ki bütün alışverişini esnaftan yapardı insanlar. Şimdi kalmadı. Herkes alışveriş merkezlerine yöneldi. Hele şimdi internetten yapılan alışverişler. Dolayısıyla o geleneğimizde yok oldu. Eskiden tebrik kartları da vardı. Ön tarafı resimli arka tarafına yazı yazdığınız kartlar vardı. Özel olarak bayram kutlaması yapılırdı. Bayram günü gazete çıkmazdı. Bayram günü ekmek de çıkmazdı. Onun için öncesinde alınırdı.

Eskiden hayvan pazarları nereye kurulurdu?

 Çevreyolunun hemen kenarında. Şu anki maliyenin olduğu yerler eskiden hep boştu. Oralara kurulurdu. Eskiden küçük istasyon denilirdi. Hatta o zamanlar Devlet Demiryolları’nın banliyö hattı vardı o zamanlar. İşçiler öyle gelirdi. Eğer o zamanlar kendimizi geliştirebilseydik belki de metroyu ilk biz kurmuş olurduk.

Sayın Kantarcı, tüm samimiyetinizle bizleri geçmişe yolculuğa çıkardınız, aydınlattınız. Teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. Duygu paylaşımının yoğun olduğu, sevgi dilinin konuşulduğu nice güzel bayramlar geçirmeniz dileğiyle.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

“Tırnaklarımızla kazıya kazıya geldik”

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.