- 21 Eki 2020 - 15:30

112 Acil Çağrı Merkezi’ne Gelen Çağrıların Yüzde 85’i Asılsız

112 Acil Çağrı Merkezi’ne gelen asılsız çağrılar hakkında bilgi veren Malatya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Recep Bentli, günlük 3 bin çağrının yüzde 85’inin asılsız çağrı olduğunu ifade etti.

Mutlu Sarıgül
Mutlu Sarıgül Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Bunun ancak vatandaşların sağlık okur-yazarlığının yükseltilerek önüne geçilebileceğini dile getiren Prof. Dr. Bentli, “Vatandaşlarımızdan her boşa aranan bir çağrı, gerçek bir çağrıya dönmemizi, ulaşmamızı geciktiriyor. Bilindiği gibi bazı hastalıklarda saniyeler bile çok önemli olduğu için bu duyarlılığı tüm vatandaşlarımızdan istiyoruz” dedi.

112 Acil Çağrı Merkezi’ne gelen asılsız çağrılar, Türkiye’nin genelinde olduğu gibi Malatya’nın da en büyük problemlerinden birisi olmaya devam ediyor. Günlük çağrı sayısının yaklaşık 3 bin olduğu Malatya’da, bu çağrıların yüzde 85’i asılsız. Asılsız ihbarların çoğunluğunun dalga geçmek ve muhabbet etmek için arayanlardan oluştuğu ifade ediliyor.  ‘Pes artık’ dedirdirken, bu konuyla ilgili BUSABAH TV ve BUSABAH gazetesine açıklamalarda bulunan Malatya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Recep Bentli, önemli açıklamalarda bulundu. Öte yandan Prof. Dr. Bentli, Koronavirüs salgını hakkında son durumu da dile getirerek, Türkiye genelinde sadece Malatya’da kurulan Korona’yla ilgili ekipler hakkında da bilgiler verdi.

Acil sağlık hizmetleri özellikle 112 Komuta Merkezi’nin özellikle pandemi sürecinde çok yoğun bir şekilde çalıştığına dikkat çeken Prof. Dr. Bentli, maalesef 112 Acil Çağrı Merkezine yüzde 85 civarında asılsız ihbar aldıklarını söyledi.

YÜZDE 93’LERİ GÖRMÜŞTÜ

Şu anda şehir merkezinde 20, ilçelerde 17 tane 112 istasyonunun bulunduğunu belirten Prof. Dr. Bentli, şunları kaydetti:

112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayan maalesef böyle bir kesim var. Bu kesimin bazıları bilmeden itfaiyeyi, polisi, jandarmayı arayanlardan oluşuyor ama bu kesimin çoğunluğu maalesef duyarsız birtakım insanların sırf dalga geçmek adına, muhabbet etmek adına aradıkları da oluyor. Oranlarımız yaklaşık yüzde 92’leri, yüzde 93’leri görmüştü. Oranlar giderek azalmakla birlikte hala yüzde 85 gibi çok yüksek bir oranda asılsız çağrı alıyoruz. Şu anda şehir merkezinde 20 tane, 17 tane de ilçelerde istasyonumuz var. Her iki ilçe merkezi yani Yeşilyurt ve Battalgazi’deki 20 tane istasyonumuz günlük ortalama 250 vaka taşırken, diğer küçük olan 11 ilçemizdeki 17 istasyonumuz ise günlük 75 vaka taşıyor. Asılsız ihbarların ne kadar çok geldiğini bu rakamlarla rahat bir şekilde görmüş oluyoruz. Yaklaşık 3 bin çağrının 350 gibi günlük vakaya çıktığımız oluyor. Tabi ki danışmanlık yaptığımız çağrıları biz asılsız olarak kabul etmiyoruz. 650-700 tanesi yine bu şekilde geliyor. Pandemi döneminde de çağrı merkezini kurmadan önce Korona’ya yakalanan vatandaşlarımız hastalıklarla ilgili bilgi almak için de 112’yi aradıkları oluyordu ama şu anda yeni çağrı merkezimizin kurulmasıyla bu daha çok oraya yönlendirildi. Vatandaşlarımızdan her boşa aranan bir çağrı, gerçek bir çağrıya dönmemizi, ulaşmamızı geciktiriyor. Bilindiği gibi bazı hastalıklarda saniyeler bile çok önemli olduğu için bu duyarlılığı tüm vatandaşlarımızdan istiyoruz.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞININ BİR CEZAİ YAPTIRIMI OLDU

Asılsız çağrıların nasıl düşürülebileceğini de açıklayan Prof. Dr. Bentli,

Gelen çağrıların numaraları görünüyor ama kayıt elimizde yok. Bir ara İçişleri Bakanlığının bir cezai yaptırımı da oldu. Asılsız ihbar yapanlara veya gereksiz arama yapanlara bir idari para cezası da oluyordu ama buna rağmen bizim de tespit edemediğimiz, numarası görünmeyen çağrılar da olduğu için bu ceza da şu an için çok caydırıcı olmadı ama yine de yüzde 93’lerden yüzde 85’e düşmesinde mutlaka etkili olmuştur. İnsanlarımızın sağlık okur-yazarlığının yükseltilmesiyle bunun ne kadar önemli olduğunun farkına varılırsa bu oranın giderek daha düşük seviyelere ulaşacağını düşünüyorum. Yani illaki her şeyi cezayla, para cezasıyla düzeltmek çok doğru değil. En doğrusu vatandaşlarımızın sağlık okur-yazarlığı seviyelerinin yükseltilmesiyle ki, burada da görev bize düşüyor, biz bununla da ilgili birtakım çalışmalar yaptık. Bazı anketlerimizde bazı meslek gruplarının sağlık okur-yazarlığı sevilerini ölçtük. Pandemi döneminde tam başlatmayı düşünüyorduk halkımızın sağlık okur-yazarlığını artırmak için hem basın kuruluşlarından hem bazı kuruluşlardan destek alarak insanların, toplumumuzun sağlık okur-yazarlığını artırdığımızda inşallah bu oranların çok daha düşük seviyelere ineceğine inanıyoruz.

şeklinde konuştu.

BAKANLIĞIMIZ BİZE ÇOK CİDDİ TALİMATLAR GÖNDERDİ

Koronavirüs denetimlerinde Malatya’yı diğer illerden farklı kılan çalışmayı da anlatan Prof. Dr. Bentli,

Koronavirüs salgınının başlamasıyla Bakanlığımız bize çok ciddi talimatlar göndererek, biz bu talimatlarla süreci yönetmeye çalıştık. Süreci yönetirken bazı ihtiyaçların da olduğunu gördük. Bu ihtiyaçları özellikle Bakanlığın herhangi bir talimatı olmadan da yapmaya başladık. Bunlardan bir tanesi İnönü Üniversitesi’ndeki Aile Hekimliği Birimindeki tüm asistanları sahaya çekerek ve oradaki Öğretim Üyesi hocamızı da bu ekibin başına koyarak, özellikle 65 yaş üstü, hastaneye yatırmadığımız, yatması gerekmiyor diye düşünülen hastaları evlerde takip etmek üzere bir ekip oluşturduk. Burada öncelikle hastaların oksijen düzeylerine parmak ucundan bakıyorlar, çünkü Covid-19 hastalığında en sık karşılaştığımız ve korktuğumuz oksijen düzeyinin düşmesi. Çünkü çok ciddi pnömoni olduğu zaman nefes darlığıyla birlikte hastaların mutlaka oksijen alması gerekiyor. Bu tür hastaların hastaneye yatması gerekiyor. Hem muayene hem de oksijen ölçümü dışında bir de kanlarını alarak bizi Covid-19 hastalığının kötü seyredeceğini düşündüren bazı testlerimiz var. Bunlarda da eğer normal olmayan değerler çıkarsa bunların da hastaneye yatması gerektiğini düşünerek bu baktığımız hastaları direkt hastaneye yatıyoruz.

ifadelerine yer verdi.

EKİP OLUŞTURDUK

Prof. Dr. Bentli,

Yine Bakanlığımızın bizi talimatlandırmadığı ama muhtemelen yaptığımızı düşündükleri, farklı olarak oluşturduğumuz Covid-19 hastalarında pıhtılaşmayı artıran takım reaksiyonları gerçekleşiyor. Bazen hastaları bu yüzden kaybediyoruz. Bazen beyin, kalp damarında oluşan damar pıhtısı hastayı kaybetmemize neden oluyor. Özellikle riskli gruplarda düşük molekül ağırlıklı heparin dediğimiz küçük, çok rahat yapılabilecek iğneler var. Bu iğnelerden koruyucu amaçlı günde bir tane yapılması gerekiyor. Hastalarımız daha önce bunu kullanmadıkları için bu iğneyi yapamıyorlar. Bunu her gün yapmak için bir ekip oluşturduk. Her gün düşük moleküllü kan cıvıltıcı bu iğneleri yapmak üzere de ekiplerimiz hastalarımıza bu hizmeti veriyorlar.

söylemlerine yer verdi.

21 Eki 2020 - 15:30 Malatya- Gündem

Muhabirler : Mutlu Sarıgül , Sinem Hatun Davut


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Malatya Markaları

Malatya Busabah Gazetesi, Malatya ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (422) 325 11 19
Reklam bilgi