DOLAR

18,6443$% 0.02

EURO

19,4227% -0.04

GRAM ALTIN

1.051,02%-0,01

ÇEYREK ALTIN

1.699,00%-0,06

TAM ALTIN

6.840,00%-0,10

BİTCOİN

307846฿%-0.4901

Öğle Vakti a 12:19
Malatya PARÇALI AZ BULUTLU
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV

TUNCELİ DEĞİL PARİS!

Tunceli, Mazgirt ilçesi, Akpazar Beldesi’nin 1724 yapım, 2022 yenileme tarihli üç yüz yıllık muhteşem belde camisinin avlusunda, Malatya Büyükşehir Belediyesi damgalı bankları görmek bize mutluluk verdi.

Hasbihan Et

TUNCELİ DEĞİL PARİS!

Tunceli, Mazgirt ilçesi, Akpazar Beldesi’nin 1724 yapım, 2022 yenileme tarihli üç yüz yıllık muhteşem belde camisinin avlusunda, Malatya Büyükşehir Belediyesi damgalı bankları görmek bize mutluluk verdi.

Uzak bir diyarda bir hemşerimizle karşılaşmıştık sanki.

Meğer, restorasyonu yapan yüklenici Malatyalıymış.

Tarihi caminin içi, dışı, avlusu mükemmel.

Avludaki mezarlarda, caminin arsa sahipleri yatıyormuş.

Birçok odası, modern cihazlarla donatılı morgu dikkatimi çekti.

Müezzinlerin, dile kolay, üç yüz yıl boyunca, ezan okumak için, günde beş vakit, çıkıp indikleri, minare taş basamaklarının, tam da ayakların basıldığı yerden, nasıl da sabun gibi aşınıp oyulduğunu gördüm.

Şimdi minarenin kapısının arkasında, ezan ayakta okunacak şekilde standa yerleştirilmiş bir mikrofon var.

Mikrofonun hemen yanında da üzerinde yazı olan bir kağıt duruyor.

Bu kağıtta ne yazıyor biliyor musunuz?

Ezanın sözleri.

En çok dikkatimi çeken de buydu hakikaten.

Müezzin de insan, ne kadar sık ezan okumuş, su gibi ezberlemiş bile olsa canlı canlı ezan okurken birden unutabilir. Yanlış okuyabilir. Telafisi güç sonuçlar doğabilir. Namazdaki küçük hatalar için Sehiv Secdesi oluğunu biliyorum, ezan hata götürmez herhalde.

İlk defa gördüğüm bir şey de, caminin eyvanında da mihrap olmasıydı.

Vatandaşlarla hasbihal edip, birlikte fotoğraf çektirip, tarihi hamam kalıntılarını, 15 Temmuz Şehitleri Çeşmesini görüp ana yola revan olduk.

Belde Belediyesi kayyımla yönetiliyor.

Seçilen HDP’li başkan, terör propagandasından ceza almış, ceza istinafta onanmış…

Kırk kilometre kadar sonra, on iki kilometre ötedeki Mazgirt’i görmek için ana yoldan ayrıldık.

Mazgirt, kalesi, yıkıntıları kalmış iki kilisesi ve 1252 yılında II. Kılıçarslan’ın oğlu Süleyman Şah’ın torunu Elti Hatun tarafından yaptırılmış, 2014’te Malatya Vakıflar Bölge Müdürlüğünce yenilenmesi tamamlanmış muhteşem cami ve yine Elti Hatun Kümbeti ile iki bin kadar  nüfusu olan, tarihi bir ilçe.

Mazgirt’te, sokaklar daracık, evler eski ve küçücük, ceviz ağaçları ve dallarındaki cevizler kocamandı. O evlerden tek tük insanlar görünüyordu.

Bir amca, evinin önünde, sokakta, yere oturmuş, elinde tornavida, yanında iki tane küçük hızar makinesi uğraşıyordu.

-Selamünaleyküm, tamir mi ediyorsun dedim.

-Aleykümselam. Kafasını salladı, tamir ediyorum dedi.

-Camiye giden var mı?

-Var var! Kaleyi göstererek,

-Kalenin zamanından beri bu cami var dedi.

-Sonra Ermeniler gelmişler, ne bileyim… Konuşmak istemiyordu.

Belediye Binası önünde bi kişiyle tanıştık.

-Burada bir fotoğrafımızı çeker misiniz? dedim.

Hanımla fotoğrafımızı, çeşitli yerler önererek çekti.

-Ben öğretmenim. Müfettişim. Kamer Genç’in danışmanlığını yaptım. Ankara 3. Bölgeden aday adayı oldum. Kırk dört plakayı görünce yaklaştım. Akçadağ Öğretmen Okulunda okudum dedi.

Ak Partiye geçtiğimi söyleyince, “Nasıl geçersin, öğretmensin, hukukçusun” diyerek adeta parladı.

-Doğrusunu söyleyeyim, bu ittifak Amerika projesi. Bu kesin.  Amerika’da gitmenizi istiyor çünkü. Bu seçimde işiniz tamam. Gidiyorsunuz.

-Türk Milleti buna müsaade etmez, etmeyecek! dedim.

O kadar ateşliydi ki, bir türlü sözü tatlıca sonlandırıp vedalaşmıyorduk. Çünkü daha Tunceli’ye gidecektik. Vakit daralıyordu. Neyse tokalaşarak ayrıldık.

Bu Tunceli ziyareti de birden çıktı. ‘Gidelim dedik’ geçtiğimiz Pazar günü,sabah sekizde yola çıktık.

Tunceli’ye en son 2011’de, Kılıçdaroğlu’nun kayınbabasının vefatı nedeniyle gitmiştik. 2016 Ocak’ta da rahmetli Kamer Genç’in cenazesi nedeniyle yola çıktık, aşırı kar nedeniyle Elazığ’ı geçtikten sonra dönmek zorunda kalmıştık.

Evet Tunceli’ne vardık.

Bu sefer Tunceli’ye değil, sanki Türkiye’nin, en yeşil, en mavi, en modern, en gelişmiş şehrine vardık.

O terör, o provokasyon şehri gitmiş yerine bir yalancı cennet gelmişti…

Eski merkez korunmuş, çok güzel yeni merkezler oluşmuş.

Tunceli yaklaştıkça, yol güzelliği, çevre güzelliği, Devlet babanın cömertliği, iktidarın ayrı gayrı olmadan her yerimize, her yöremize, şehrimize, ilimize, ilçemize, köşe bucak demeden aynı hizmeti yaptığı, hatta Tunceli gibi şehirlerimize, biraz torpil geçerek en güzel yatırımları yapmış.

Ben yirmi yaşımda, ilk kez, bir yazı, birkaç şiirimi alıp Malatya Gayret’e götürüp, yazı işleri müdürü, Hüseyin Özşahin’e verdiğim ve ertesi gün gazetenin neredeyse bir sayfasının şiirlerime ve “Yöreler Arası” başlıklı yazıma ayrılmış olduğunu görünce, Pazar günü Tunceli’yi gördüğümde şaşırdığım, adeta dilimi yuttuğum gibi olmuştum.

O yazımda, İzmir’den gelen bir arkadaşımın, doğuya gidince, İzmir’le oraları karşılaştırıp, ‘Burası da Türkiye’mi!’ demesi üzerinden, Devletin bilerek, bilmeyerek Doğu’yu ihmal etmesini eleştirmiştim.

Doğasıyla, coğrafyasıyla, tarihiyle, kültürüyle, insanıyla, her köşesi bir cennet olan Memleketimiz, insan eliyle, devlet eliyle oluşmuş şehirleriyle, kasabalarıyla, yollarıyla, bulvarlarıyla, çevre düzenlemeleriyle, barajlarıyla, üniversiteleriyle, okulları, devlet binalarıyla, hastaneleriyle, Hakkari’nin Yüksekovası’nın bir köyünde, kardan kapanmış yolu gece yarısı dozerlerle açılıp yaşla hastamızı hastaneye götürmesiyle, helikopter ambulansın Darende’de bir bebeği alıp Üniversite Hastanesine yetiştirmesiyle, Hasankeyf’te sular altında kalacak tarihi eserleri iki yüz tekerlekli araçlarla taşınıp kurtarılmasıyla… bizi sevinçten, gururdan,  düşmanlarımız korkudan uçuruyor;

-Hey! Türkiye elimizden kurtuluyor! Yetişin!” telaşına düşürüyor.

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

MEVSİM GEÇİŞLERİ SAĞLIMIZI OLUMSUZ ETKİLEMESİN!

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.