DOLAR

16,7832$% 0.34

EURO

17,4971% -0.28

STERLİN

20,2938£% -0.49

GRAM ALTIN

974,31%0,49

ÇEYREK ALTIN

1.590,00%0,19

BİTCOİN

322401฿%-0.58379

İmsak Vakti a 03:11
Malatya AÇIK 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Whatsapp İhbar Hattı

TAKIM DEĞİL TÜRKİYE’Yİ TUTAR GİBİ SİYASET

2002 seçimlerinden sonra konuk olduğum bir TV programında, Recep Tayyip Erdoğan’ın, milletvekili seçilme yasağı olmasına rağmen Ak Parti Genel Başkanlığına devam etmiş olmasını eleştirmiş,

Hasbihan Et

TAKIM DEĞİL

TÜRKİYE’Yİ TUTAR GİBİ SİYASET

2002 seçimlerinden sonra konuk olduğum bir TV programında, Recep Tayyip Erdoğan’ın, milletvekili seçilme yasağı olmasına rağmen Ak Parti Genel Başkanlığına devam etmiş olmasını eleştirmiş,

-Bu kadar büyük oy alan bir partinin genel başkanının eften püften bir yasakla milletvekili seçilememiş olması hoş değil,  şık değil dedikten sonra,Karadeniz’de yolcu taşımacılığı yapan kayıkçının, denizin bir yerinde ücretleri toplarken, parasının olmadığını söyleyen bir yolcuya,

-Atsam seni şimdi denize saayazuk; atmasam baakazuk; madem paran yoğ idi, niye binersun kayuğuma diyerek çaresizliğini dile getirdiğini anlatmıştım.

Hakikaten, Türkiye bir abes durumla karşı kaşıyaydı.

Partiyi kuran, tek başına iktidar yapan bir genel başkanın, aday olamama ve milletvekili seçilmeme durumu abesti.

Daha sonra Deniz Baykal’ın da desteğiyle, Siirt ili seçimi, üç sandıkta kurulun oluşturulmamış olması sebebiyle YSK tarafından iptal edilmiş; 9 Mart 2003’te yapılan seçimle Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan milletvekili seçilmişti.

Bu sıralarda katıldığım bir TV programında da,

-Seçilsin, iki ayda silinir gider, biz de kurtuluruz ondan diyen Deniz Baykal’ı eleştirerek,

-Demokrasiye uygun olan budur.  Onun için destekledim demesi gerekirdi dedim. Ardından da,

-Siyaset ülkeyi yönetmek, kalkındırmak, devleti bağımsız kılmak değil mi? Başarılı olsun hepimiz destekleyelim demiştim.

Ben sözümü tuttum işte!

Çünkü Ak Parti Türkiye’ye büyük hizmetler yapıyordu.

Ülke, adı konmamış bir kalkınma, bağımsızlaşma seferberliği içinde.

Milletimizin salt çoğunluğunun özgür oylarıyla birinci tur sonunda Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmiş.

O, hükümet kuruldu, kurulmadı, şu milletvekilleri transfer edildi edilmedi, güvenoyu aldıalmadı, gensoru verildi verilmedi, kabul edildi edilmedi, 276 bulundu bulunmadı, hükümet düşürüldü düşürülmedi… Meclis araştırma, meclis soruşturma önergesi oylandı oylanmadı, kabul edildi edilmedi, şu bakan, şu başbakan yüce divana verildi verilmedi gibi uyduruktan, içi boş siyasi şovlardan ibaret iş ve işlemleri geride bıraktık çok şükür.

Gazi Meclis bu tür adı var kendisi yok, içi boş işlerden, şovlardan kurtuldu çok şükür.

Bakanlarımızın her biri bir yüksek vatan işçisi emekçisi gibi, gösterişten uzak, işten, emekten, hizmetten ibaret çalışmalarıyla gözümüze görünüyorlar, kalbimize giriyorlar.

İşlerimizin görülmesi, sorunlarımızın halli acil ama aceleci olunmadan, düşünerek, ölçerek, biçerek, getirisi, götürüsü, alternatifi, yeri, zamanı, önceliği, ortamı inceden inceye uzmanlarca tespit edilerek zaman yitirilmeden harekete geçiliyor.

Böylesine kararlaştırılarak uygulamaya konmuş çalışmalar, sıkı takip, sıkı denetimle elbette karşılık buluyor, güzel sonuçlar doğuruyor, hep ileri gidiliyor.

Kim ne derse desin Türkiye’miz Mustafa Kemal Atatürk’ümüzden sonra, diğerleriyle asla kıyas götürmez bir şanlı dönem yaşıyor.

Çetin Altan’ın bir köşe yazısının başlığında, “Dış güçler T.C’nin iç dinamiğine bin basar” diyordu.

Evet öyleydi. Doğruydu bu saptama.

Ellerinde oyuncaktık çünkü.

İsmet İnönü, “Daha toplantımız bitip dışarı çıkmadan ne kararlar aldığımız dışarıya gidiyordu” demişti.

Türkiye, bu her yerinde, her kurumunda casus cirit atmalarından kurtuluyor.

Bu boyun eğmelerden kurtuluyor.

Özgürleşiyor, egemenleşiyor.

Düşmanlar da bunu görüyor, düşmanlar boş durmuyor, oyun peşinde olmaya devam ediyor.

Milletimizin, birlik, uyanıklık ve bağımsızlık bilinciyle, üretim gücü, ticaret gücü ve de savunma endüstrisi gelişip millileştikçe,iç dinamiklerimize bin basan o dış dinamikler havasını alacak duruma geliyorlar.

Sevgili kardeşlerim, bizler sıradan vatandaşlar, düz vatandaşlar olarak, Devletle, İktidarla ne gibi alış verişimiz olabilir ki?

Ne ihale, ne ihracat ithalat, ne mevki makam, …

Yönetime, siyasal partilere düz bakanlarız, şahsi değil milli bakanlarız.

Bizimki sağlık, eğitim, yol, trafik, ulaşım, ekmek, aş, adalet, doğa, çevre, iç ve dış güvenlik, onurlu, huzurlu, terörsüz, sevgi, saygı içinde yaşamak.

Milletin malını koruyor mu, değerlendiriyor mu? Milletin parasını doğru yerlere harcıyor mu? Ona bakarız.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı yapmış, bilmem şu kadar para harcamış. Ona verilen parayla şu şu yapılırdı falan.

Bunlar ilk bakışta doğru gelebilir ama Devletin böyle binaları da olmalı.

Bugün heyecanla, gururla gezdiğimiz camileri, kervansarayları, hanları, hamamları, sarayları, köprüleri bizim atalarımız yapmamış mı? O günlerin koşullarında bunlara ne kadar para harcandığını düşünün bir. Bunlar yapılmasaydı, bugüne ne kalırdı?

O sarayın parasını vatandaşa dağıtsan adam başına ne düşerdi?

Baro Başkanıyken adli yıl açılış törenini Anemon otelde yapmıştık. Partilerin başkanları, STK’lar, yargı başkanları, askeri ve sivil erkan, milletvekilleri katılmışlardı. Ramazandı ve aynı zamanda iftar yemeği sunulmuştu. Oruç tutmayan Alevi kardeşlerimizin gönlünü almak için de, bilmiyorum, belki Türkiye’de bir ilk olarak, davetiyeye programı yazarken “İftar-Akşam yemeği” yazdırmıştım.

Bu törenin bu düzeyde olmasından dolayı beni eleştirenler olmuştu.

“Ne gereği var, Baroda yapılabilirdi” denilmişti.

Biz o töreni mesleğimizin, meslektaşımızın saygınlığı için öyle yapmıştık.

Bu para yerine konur ama bu törenin kalplerdeki etkisi silinmez demiştim.

Baromun parasını savuracak kişi değildim. Sayman arkadaşımlaher şeyi kuruşu kuruşuna yapardık.

Şunu da yine burada yazmam hoş görüle, Kanunda yazılı olmasına rağmen, hiçbir seyahatimin, konaklamamın giderini Baro’muza ödetmedim, kendim ödedim.

CHP Battalgazi başkanıyken de aynı şekilde davrandım. Nasılsa, sadece bizim hesaplarımız Genel Merkezce inceleme ve denetime alındı. Herşey ak-pak çıktı. Ankara’dan teşekkür edildi.

Değerli kardeşlerim, siyaseti sözlükteki, kitaplardaki tarifi neyse ona göre, takım tutar gibi değil, Türkiye’yi tutar gibi yapalım derim.

Sevgi, saygı, sağlık içinde kalın.

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

TECRÜBE EN BÜYÜK SERMAYEDİR, TABİ DERS ALIRSAN!

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.