DOLAR

18,5887$% -0.03

EURO

18,2272% 0.17

GRAM ALTIN

1.021,62%-0,11

ÇEYREK ALTIN

1.672,00%-0,12

TAM ALTIN

6.664,00%-0,09

BİTCOİN

371946฿%-1.48127

Öğle Vakti a 12:20
Malatya AÇIK 23°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV

SANATSIZ HİÇBİR ŞEY GÜZEL DEĞİLDİR

Tunceli’de, Yapı Sanat Enstitüsünde bir yıl yatılı okudum.

Hasbihan Et

SANATSIZ HİÇBİR ŞEY GÜZEL DEĞİLDİR

Tunceli’de, Yapı Sanat Enstitüsünde bir yıl yatılı okudum.

Sonra İnşaat Teknisyen Okulu sınavını kazanıp Erzurum’a gittim.

Tunceli’de, Malatya Haçovalı arkadaşım, şimdi Mersin’de yaşayan, emekli teknik öğretmen

Mehmet Yerlikaya’dan bağlama çalmasını öğrendim.

“Bir bağlama düşünüyorum

Geçmişten geleceğe

Her çağ ayrı ses ayrı perde

Do Re Mi

Fa Sol diye.” S.S.

Üç türkü öğretti bana Mehmet.

Eline, bağlamayı tutuşuna baktım, gerisini söktüm.

“Tren gelir hoş gelir”, “Fırat kenarında yüzen kayıklar” ve “Koyun gelir yata yata” türküleriydi o üç türkü.

İlk bağlamamı, maaşa geçtikten sonra, ilk maaşımda, İstanbul Pasajında atölyesi olan Sazcı Cafer Bakır’dan aldım.

Bir defa da Sazcı Cafer’in yanına gidip,

-Orhan Gencebay’ın şarkılarını nasıl çalabilirim? diye sordum.

-Kasetlerini bol bol dinleyeceksin dedi.

Benim sazım yokken, bazen Mehmet’gilin Haçova Mahallesindeki kerpiç evine gider, bir süre çalmak için sazını alır, Dilek’teki evimize götürürdüm.

25 Aralık 1973 günü sırtımda saz, Dilek durağına giderken, nasıl olduysa, İkinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’nün öldüğünü duydum radyo ara haberlerinden.

Çok üzüldüm. Bir de utandım.

Çünkü, öldüğü gün,  O’nun memleketinde, sırtımda saz, Emeksiz Caddesinde yürüyordum…

Bağlamayı, öğrendikten sonraki yıllarda elime aldığım her enstrümanı çalar olmuştum.

Bir defa bir ud atölyesine gitmiştim.

Usta atölyenin içinde gezerken, ben oda içinde, duvarda asılı duran bir udu aldım çalmaya başladım.

İlk defa elime almıştım.

Usta dışarıda duymuş.

-Ne zamandan beri çalıyorsun? dedi.

Bir Pazar günü, elinde kanun, kurstan dönen bir çocukla karşılaştım sokakta.

Aldım kanunu dokundum parmaklarımla, baktım bazı parçaları çıkarabiliyorum.

Bir flüt aldım. Bir de Flüt Öğreniyorum adlı kitap.

“Bu kitap bunu öğretiyorsa, ben de öğreneceğim” diye karar kıldım. Dikkatle, sabırla yazılanları uygulayarak öğrendim.

Bir gün bir yaşlı kadın komşumuza dertli dertli keman çaldım, bir süre sonra kadının gözlerinden yaşlar döküldüğünü gördüm.

Giresun’da, bir bağlama ustasının dükkanına gittik.

Bir bağlama aldım, Zülfü Livaneli’nin,

Ayın şavkı vurur sazım üstüne

Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne

Gel ey hilal kaşlım dizim üstüne

Ay bir yandan, sen bir yandan sar beni, Leylim ley  türküsünü çalıp söyledim.

Bağlamacı bu türküyü sanki yeni duymuş gibi heyecanla dinledi.

-Vayy beee! Ne türkü… dedi.

Rize’de bir Musiki Derneğine gittim.

Maksadım sazı geliştirmek için, kurs varsa katılmaktı.

Dernek yöneticisi öğretmen oradaydı.

Bir saz aldım elime, biraz çaldım. Hoca,

-Bizim zaman zaman konserlerimiz oluyor, siz de bizimle çalın dedi.

Rize’de, bir lisenin öğretmenleri Kuvayı Milliye adlı bir tiyatro oyununa çalışıyordu

Ona bir müzik yapmamı istediler.

Ben de, birkaç defa çalışmaları izledikten sonra bir müzik yaptım.

Kasete aldım.

Oyun oynanırken, müdür yanıma geldi, müziği çok beğendiğini söyledikten sonra,

-Bu müziği bir yerden mi aldınız, siz mi yaptınız? dedi.

-Ben yaptım dedim.

İki oğlumuz var, bizimkileri de cümlesininkini de Allah esirgesin,  biri kalp doktoru, biri avukat.

İkisi de her türlü müzik aletini benden on kat güzel çalarlar.

Çağrı oğlum, orta birdeyken, okul gecesinde büyüklerle birlikte bağlama çalmıştı ekipte.

Güney oğlum, Anadolu Lisesinin bir gecesinde mızıka çaldı.

Öğretmeni bize övgülerini söyledi.

Onlara bir tek şey öğretmeden, evdeki aletlerden kendi kendilerine öğrendiler.

Ben bazen bağlama çalar, söyler videoya kaydeder sosyal medyada paylaşırım.

İlk paylaştığım, “Açma zülüflerin yar yar yellere karşı” türküsüydü.

O zaman Busabah Gazetesinde yazan değerli gazeteci arkadaşım Mahir Temur yazısında, “Av. Selahattin Sarıoğlu’nun ‘Açma zülüflerin yar yar, yellere karşı’ türküsünü dinleyerek bu yazıyı yazıyorum” demişti yazısının başında.

Sosyal medyada bağlama çalıp türkü söylemenin, ayıp, yanlış olmadığı şeklinde güvendiğim kişilerden dönüş aldım.

Bir başörtülü meslektaşıma sordum. ”Hayır başkanım. Niye yanlış olsun. Tam tersine bir avukatın sadece avukatlık yapmasından değil, böyle hobilerinin, yeteneklerinin olmasından, müzikle uğraşmasından mutluluk duyuyoruz“ dedi.

Bir Ak Parti yönetici arkadaşım da, “Dinimiz cevaz veriyor. Zevkle dinliyorum” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Prof Dr. İbrahim Kalın’ın da sesi, bağlaması çok meşhur.

Tunceli’de okuduğum okulun bahçesinde bulunan Atatürk Büstünün mermer kaidesi üzerinde, O’nun, “Medeniyet Şahikasının Merdiveni Sanattır.” özdeyişi yazar.

Şahika doruk demek.

Yine, çok etkili bir sözü de, “Hepiniz milletvekili olabilirsiniz. Bakan olabilirsiniz, hatta  cumhurbaşkanı olabilirsiniz fakat sanatçı olamazsınız.” sözüdür.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan da, kültüre, sanata, sanatçıya çok yakındır.

Müziği çok sever, bazen yanında söylenen bir şarkıya, türküye iştirak eder.

Şu sözünün derinliğine bakın bir: “İlhamını bu topraklardan, bu milletten, bu medeniyetten alan hiçbir sanat eseri başarısız olmaz.”

İstanbul Taksimde yapılan Büyük Medeniyetimizin adeta çağdaş simgesi Atatürk Kültür Merkezi’ni ülkemize kazandıran O’dur.

-Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasında en hayati görevlerden biri sanatçılarımıza düşüyor. Kültür ve sanatla taçlandırılmamış bir kalkınma hamlesi sadece taştan, betondan, demirden, camdan, metalden ibaret kalır. Halbuki biz, sadece kuru kuruya bir kalkınma hamlesi değil, bir medeniyet ihyası peşindeyiz. Bunu da inşallah sizlerle birlikte başaracağız. diyen de yine Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dır.

 

 

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

MEMLEKETİM SPOR ÜLKESİ Mİ?

HIZLI YORUM YAP