DOLAR

15,8271$% -0.34

EURO

16,8746% 0.37

STERLİN

19,9013£% 0

GRAM ALTIN

947,26%0,52

ÇEYREK ALTIN

1.546,00%0,13

BİTCOİN

481505฿%0.48924

İkindi Vakti a 16:20
Malatya PARÇALI BULUTLU 17°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Whatsapp İhbar Hattı

SADECE RAMAZAN’DA ALLAH’I HATIRLAMAK YETERLİ Mİ ?

Bir Ramazan’ı daha geride bıraktık.

Hasbihan Et

SADECE RAMAZAN’DA ALLAH’I HATIRLAMAK YETERLİ Mİ ?

Bir Ramazan’ı daha geride bıraktık. Herkes bir şekilde az ya da çok Ramazan’dan nasiplendi. Kıyamette bu Ramazanlar bizlere şahitlik yapacaktır. Allah katında kabul olunan bir Ramazan mı, heba olan bir Ramazan mı asıl orada göreceğiz.

Ancak bu dünya hayatımızda Ramazan’ın kabul olduğunun veya olmadığının göstergelerinden biri de Ramazan’dan sonraki halimizdir.

Burada önemli bir hususa temas etmek istiyoruz: Müslümanın Ramazan’dan sonra da sâlih amel üzere devam etmesi, Ramazanının Rabbi katında kabul edildiğinin bir işaretidir. Ramazan’dan sonra Ramazan içerisinde işlediği salih amelleri terk etmesi ise, Rabbi katında kabul edilmeyişinin bir nişanesidir. Zira -İslam âlimlerimizin de belirttiği üzere- جزاء الحسنة الحسنة بعدها، و جزاء السيئة السيئة بعدها

“Bir iyiliğin mükâfatı onun ardından başka bir iyilik yapmak; bir kötülüğün cezası da onun akabinde başka bir kötülüğe bulaşmaktır.”

Biraz daha anlaşılır bir şekilde söyleyecek olursak: Güzel bir amelin ardından işlenen benzeri güzel bir amel, önceki amelin mükâfatıdır. Yani Allah, o güzel amelden hoşnut olduğu için başka güzel ameller işlemeyi o kimseye nasip etmiş, hayrın kapılarını ona açmıştır. Aynı şekilde bir günahın ardından işlenen diğer günah da önceki günahın cezasıdır. Yani Allah, o kötü amelden razı olmadığı ve sahibine gazaplandığı için başka kötü amellerin yapılmasını ona kolaylaştırmış, tabir yerindeyse günah kapısını ona aralamıştır. Bu nedenle kul, eğer Ramazanını Rabbine kabul ettirmeyi becerebilmişse, Rabbi buna mükâfat olmak üzere Ramazan sonrasında da salih ameller işlemeyi ona nasip edecek ve kolay kılacaktır. Ama eğer Ramazanını Rabbine kabul ettirmeyi becerememişse, o zaman Ramazanın ardından salih ameller işlemeye muvaffak olması söz konusu olmayacaktır. Bu, onun Ramazanının Allah katında kabul edilmeyişinin göstergelerinden bir tanesidir.

Ramazan adeta bir kulluk mektebiydi, medresesiydi, bizleri yetiştirdi, eğitti, ruhumuzu arındırdı, aslında kararlılık ve sabır gösterdiğimizde çok güzel şeyler yapabileceğimizi bizlere öğretti.

Ramazan bitti ama kulluğumuz ve imtihanımız devam ediyor ve etmeli. Bizler sadece belli mevsimlerde Allah’a kulluk yapıp daha sonra da adeta mevsimlik elbiseler gibi kulluğumuzu bırakanlardan olamayız.

Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.(Hicr-99) َ

O (müminler ki); namazlarına devam ederler! (Müminun-9)

Amellerin Allah’a en sevimlisi az olsa bile devamlı olanlarıdır. Diyor sevgili peygamberimiz.

Artık veda ettiğimiz bu mübarek ayın güzelliklerini tüm ömrümüz boyu devam ettirebilmeye bizleri muvaffak kılsın.

Yüce Allah’a karşı kulluk sorumluluğumuz sadece Ramazan ayına mahsus değildir. Dinimizin emir ve yasakları mevsimlere göre değişen, şekillenen, mevsimi geçince çıkarılıp bir kenara bırakılan elbiseler gibi değildir. Bunun için Ramazan ayı boyunca aksatmadan yerine getirdiğimiz ibadetlerimizi devam ettirmeliyiz. Terk ettiğimiz kötü alışkanlıklara, günahlara tekrar geri dönmemeliyiz. Ramazan-ı Şerif’e gösterdiğimiz saygıdan dolayı birtakım kötü alışkanlıkların terk edilmesi ne kadar sevindirici ise, Ramazan bitince günahlara ve kötülüklere tekrar dönülmesi de o kadar üzücü ve düşündürücüdür.

Bilindiği gibi insanın maddi ve manevi ihtiyaçları vardır. Vücudumuz maddi gıdalarla beslendiği gibi ruhumuzun da manevi gıda olan ibadetlerle devamlı beslenmelidir. Nasıl haftada bir defa veya yılda sadece bir ay yiyip içmek suretiyle bedenin maddi ihtiyaçları karşılanmıyor ise, haftada bir Cuma namazı kılmak veya yılda sadece Ramazan ayında ibadet etmekle manevi ihtiyaçlar da karşılanmaz olmaz.

Dolayısıyla Ramazan ayında kazandığımız bir takım iyi huylar ve güzel amelleri hayatımız boyunca devam ettirmeliyiz. Zira, ömrün en hayırlısı, ibadetlere sabır göstererek Yüce Allah’ın rızası doğrultusunda sürdürülenidir. Kadın erkek tüm mü’minler büluğ çağından son nefesine kadar Yüce Allah’a ibadet etmekle yükümlüdürler. Nitekim Cenab-ı Hakk’ın“Ölüm sana gelinceye kadar Rabbine ibadet et” (Hicr:15/99) emri bunu ifade etmektedir.

Ramazan’da çok güzel kazanımlar elde ettik. Ramazan bizleri hayat kitabımız Kuranla yeniden buluşturdu. Ramazan’da helal ve haram hassasiyetimizi arttırdık. Ramazan bizlere sabrı öğretti, kendimizi tutmayı, nefsimize yenik düşmemeyi öğretti. Güzel bir namazla bizleri arındırdı. Cimriliğmizi kırmayı, cömertliği öğretti bizlere Ramazan. Aslında bütün müslümanlar olarak kardeş olduğumuzu, kardeşlerimizin haliyle hallenmemizi bizlere öğretti. En azılı suçluların dahi Ramazan hatırına günahları bıraktıklarını ve suç işleme oranlarının en aza düştüğünü bizlere öğretti.

Ramazan-ı Şerifin kazandırdığı bu güzellikleri fırsat bilmeliyiz. Bizi bekleyen Ahiret hayatı için hazırlanmalıyız.Zira Rabbimiz Haşr Suresinde :

“ Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Al lah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Al lah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Haşr 18) buyurmaktadır.

Peygamber Efendimiz (sallahu aleyhi vesellem) kulluk vazifesini asla ihmal etmediği gibi ayakları şişinceye kadar gece ibadet ederdi.

Âişe radıyal lahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Nebî sal lal lahu aleyhi vesellem, gece ayakları şişinceye kadar namazı kılardı. Âişe diyor ki, kendisine:

– Niçin böyle yapıyorsun (neden bu kadar meşakkate katlanıyorsun) ey Allah’ın Resûlü? Oysa Allah senin geçmiş ve gelecek hatalarını bağışlamıştır, dedim.

– “Şükreden bir kul olmayı istemeyeyim mi?” buyurdu. Buhari.

Elbette ibadette istikamet makbuldür. Bir müddet hevesle sarılıp sonra yılgınlık göstermemelidir.

“O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Aşırı da gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir.”( Hud / 112.)

Abdullah b. Abbas demiştir ki. Bütün Kur’ân içinde Resulullah’a bu âyetten daha ağır ve daha çetin bir âyet nazil olmamıştır: Ve bunun içindir ki, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Hud Sûresi ve benzerleri beni ihtiyarlattı” ve bazı rivayette “Beni Hud Sûresi ihtiyarlattı.” buyurmuştur.

Hakk’a vasıl olmak için istikametten başka yol olmadığı gibi, her hususta istikamet kadar yüksek bir makam ve onun kadar zor hiçbir emir yoktur. Herhangi iş olursa olsun, herhangi hedef olursa olsun ona ulaşmanın en kısa yolu doğruluktur. Böyle olmakla beraber her şeyden önce, bir işte doğrunun hangi çizgide olduğunu tayin ve tespit etmek çok zordur; ayrıca onunla ilgili çeşitli noktalardan ilişkisini kesip, sarsılmadan dosdoğru olan o çizgi üzerinde yürüyebilmek daha zordur. Ve yine istenilen hedefe ulaştıktan sonra aynı şekilde o doğruluk üzere, hiç eğilmeden devam ve sebat edebilmek büsbütün zordur.

Bununla beraber şu kadarını hatırlatmalıyız ki, bu âyette Resulullah’a “beni ihtiyarlattı” dedirtecek kadar zor gelen nokta, istikamet emrinin asıl kendisiyle ilgili olan kısmından ziyade, ümmetiyle ilgili olan kısmı olsa gerektir. Zira buyuruluyor ki: Seninle beraber tevbe edenler de.

Yani şirkten tevbe edip de imanda seninle beraber bulunan, Müslüman olan herkes de tıpkı senin gibi dosdoğru olsun. Ve azmayın, yani Allah’ın tayin ettiği sınırı aşıp da onun dışına çıkmayın, doğruluktan ayrılıp da ifrat veya tefrite sapmayın, aşırı gitmeyin ey Müslümanlar Çünkü muhakkak ki O, (yani Rabb’in) bütün yapacağınızı görür. Gözünden hiçbir şey kaçmaz. Görür ve ona göre karşılığını verir; ceza veya mükafat, karşılıksız bırakmaz.

“Şüphesiz, Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler.” (Fusilet /

“Ey Abdullah! Filan kimse gibi olma, çünkü o gece ibadetine devam ederken, sonra geceleri ibadet etmeyi terketti. ”

İmam Mâlik (radıyallâhu anh)’e ulaştığına göre, Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur: “İstikamet üzere olun. (Bunun sevabını) siz sayamazsınız. Şunu bilin ki, en hayırlı ameliniz namazdır. (Zâhirî ue bâtînî temizliği koruyarak) abdestli olmaya ancak mü’min riayet eder.”

Hz. Ali (radıyallahu anh) şöyle buyurmuştur: “Sizler geniş bir caddeye bırakıldınız. Bu, üzerinde Ümmü’l-Kitap olan (yâni Allah’ın kesin hükümlü âyetleriyle istikameti tesbit edilmiş) bir yoldur.”

Ebu Ümame radıyallahu anh, Resûlullah’tan naklen anlatmıştır: “İstikamet üzere olun! İstikamet üzere olsanız, bu ne iyidir! Amellerinizin en hayırlısı namazdır. Abdesti ancak kâmil mü’minler (hakkıyla) muhafaza ederler.”

Âişe radıyallahu anhâ’nın bildirdiğine göre, bir kadınla birlikte otururlarken, yanlarına Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem girdi ve:

– “Bu kadın kim?” diye sordu. Âişe validemiz:

– Bu filan hanımdır, dedikten sonra, onun çok namaz kıldığından bahsetti. Bunun üzerine Resûl–i Ekrem:

– “Bütün bunları sayıp dökmeyi bırak; gücünüzün yettiği nisbette ibadet etmeniz size yeter. Allah’a yemin ederim ki, siz bıkıp usanmadıkça, Allah bıkıp usanmaz” buyurdu.

Resûl–i Ekrem’in en çok sevdiği ibadet, sâhibinin devamlı yaptığı idi.

Hiçbir zaman unutmamak gerekir ki,hepimiz öleceğiz ve amelimiz üzere diriltileceğiz.

“Her kul öldüğü hal (amel) üzere diriltilir.

Rabbimiz cümlemize iman selameti ve amel-i salih istikameti nasip eylesin.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

EN HÜZÜNLÜ BAYRAM…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.