MERİ KEKLİĞİM YETER ÇEKTİĞİM

Hukukçu, emekli noter ve karikatürist bir arkadaşım, sosyal medyada, “Çocukluğumda; meyvesi bol şehirdi Malatya”  ve insanların cömertliğini, iyiliğini de konu ederek geçmişe özlemini içeren bir paylaşım yapmıştı.

Geçmişi unutmamak, duygusal bağı koparmamak gerek.

Eskileri, zaman zaman anıp o günlere dönmek, koyup gidenlerini rahmetle yad etmek, bazı durumları gülerek, bazılarını gözlerin yaşararak anlatmak hayata uygun olan bir davranıştır. Ve çok faydalıdır bence.

Geçmişin ve geçmekte olanın, bir başka deyişle, gidenin ve gelmekte olanın farkında olmak gerek. Bir şairimiz bunun başarılması halini “Bir müthiş bahtiyarlık” olarak niteler.

Geçmişin güzelliklerini abartıp, günü önemsememek doğru değil.

Eskiyi kutsamamak, dahası aramamak, Malatya diliyle aman aman öskememek gerek.
Ben böyle düşünüyorum.

Rahmetli annem hep, “Allah, gördüğü günden geri koymasın kimseyi” derdi.
Geçmişin Malatya’sına, “Fakir ama meyvesi bol” demek de hiç doğru değil.
Çünkü, o geçmişte tarım karasabanla yapılıyordu.
Belle, kazmayla, kürekle yapılıyordu.
Orakla, (çekiç değil!) tırpanla yapılıyordu.
“Traktörle türküler geçsin alt başından mezarlığın
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,...” Bu özlem, N. Hikmet’in 1953’teki hayali, umuduydu...
Çocuklar portakalı yılbaşı akşamında yiyebiliyordu. Hem de bir tane...
Üzümü, şeftaliyi, elmayı bahçesinde olanlar yiyebiliyordu.
Onun için, bunların hırsızlığı yapılıyordu. Bu küçük hırsızlık bazılarının yakasına da yapışabiliyordu.
Buna karşı bahçe beklenirdi. Yani ‘bahçe beklemek’ diye bir kavram vardı.
Bir şey söyleyeceğim gençler inanamayacaklar...
Kayısı Diyarı Malatya’nın o zamanlarında, çocuklar girip de çağalaları, kayısıları yemesinler diye kayısı bahçesi olanlar bahçesini mutlaka beklerlerdi.
Üzüm bağları da beklenirdi.
O geçmişte, insanlar bahçesinde yeşermiş göksoğana bakıp, ‘Ahhh! Ekmek olsa da şununla yesem!’ diyordu.
Soğan ekmeğe ‘ağzının suyu’ akıyordu insanların!

Hiç unutmam! Dilek’te bir komşumuzun evine gitmiştim. Ev halkı yerde serili sofra bezinin etrafına oturmuş, gözleri yaşara yaşara, burunlarını çeke çeke, iştahla yumrukla kırılmış soğanı tuza batırıp batırıp ekmekle yiyordu...

“Dut kurusu süpürge tohumu yediğimiz
Ve bir godik arpa için
Sivas kapılarından geri çevrildiğimiz
Günleri defledik
Meri kekliğim yeter çektiğim
Yol parası veremedim diye
Şu dağları bana açtırdılar şu yolları bana
Hacizlere gitti suna gibi keçim ineğim
Meri kekliğim
Kore dağlarında tabakam kaldı
Mapus damlarında özgürlüğüm
Hey
Meri kekliğim yeter çektiğim.” Enver GÖKÇE

 Aşık Mahsuni Şerif, “Üç jandarma, bir karakol/Tavuğu yumurtası bol” diyordu ama öyle değildi.
Tek tük-evin, tek-tük tavuğu vardı. Ve bazen yumurtayla, çerçiden, bakkaldan kibrit, gazyağı, sabun alınırdı.
Yumurta kıymetliydi.
O geçmişte, “Çocuklar, bir haşlanmış yumurtayı, tek başına, ancak senede bir baharda ilkokulca yapılan kır gezisinde yiyebilirdi.” Bunun için geziyi dört gözle bekleyen çocuklar vardı.
Arkadaşımın beğenmediği bu günde, çocuğun elindeki bir telefonun parasıyla, bir kayısı bahçesindeki kayısıların, bir üzüm bağındaki üzümlerin, bir tavuk çiftliğindeki yumurtaların, hatta tavukların hepsini alabilirsin...
Bu güne bakıp, geçmişi kutsamamak, düne bakıp da bugünü kınamamak lazım.
Bir başka bakımdan da şükretmek gerekir derim.

 

KAYISI BAHÇESİNDE POTALAR

Önceki gün Arguvan’daydım.

Hava çok sıcak, gün de pazar olduğundan çarşı hareketsizdi.

Olağan insandan çok tatil insanları dolaşıyordu ortamda.

Hekimhan yolundan, Yağca, Başkavak, Ballıkaya üzerinden geldim.

Ballıkaya belki dünyanın en modern köyü...

Aslında tatil köyü.

Tarihine, toprağına bağlı insanlar bahar geldimi, koşa koşa gelirler buraya.

Delikltaş döşeli kısa sokaklar ve evler...

Ve evin başka bir boyutu gibi duran, güneşten üzerine kaput çekilmiş binitler-otomobiller.

Evler, bildiğiniz, “başımı sokayım, sıtar olayım” diye yapılmış iki göz dam değil tabii.

Mimarisinden, çevreleyen bahçesinden, bahçesindeki örnek örnek bitkilerden oluşan yaşam alanları.

Yarışarak, ama komşusuyla, köylüsüyle değil, kendi bilgisi, yeteneği, dünya görüşüyle; yani kendi kendisiyle yarışarak yapılmış evlere benziyor.

Bundan olacak ki, güzellik yarışmasının kızları gibi birbirinden güzel ve alımlı.

Birinin, bahçesindeki potalar dikkatimi çekti. Zamanında basketbol sahasıymış, kayısı bahçesi yapmış, niyeyse! potalara değmemişler...

Ballıkya’da sokaklar boş ama evler cıvıl cıvıl. Evlerin ön bahçelerinden çocuk sesleri, okey taşlarının seslerine karışıp yola taşıyor. Ve bir de koyu sohbet mırıltıları.

Ballıkaya’dan hemen çıkıp, Arguvan yoluna giderken tam karşıda, yüksekten, asık suratlı dağ, size bakıyor.

Ballıkaya Arguvan arası yirmi kilometre. Müthiş bakımlı, güzel, işaretli geniş bir yol var arabanızın altında.

Evet, Arguvan’a geldim, boş yer çoktu aracımı bir gölgeye çektim. “Sen olmazsan Arguvan’a gidemem” derdim ama bu sefer gittim, eşimin işi vardı çünkü.

Dediğim gibi, hem havanın çok sıcak olduğu saatler, hem de günün pazar olması sebebiyle  çarşı havletti. Bilmiyorum bu ‘havlet’ sözcüğü oldu mu?

Birkaç tanıdıkla karşılaştım. Arguvan haberlerinin gazetecisi Ramazan Taştaş’la karşılaştım. Ne yapacağını bilemedi. Ayrılırken, “Bir emrin var mı abi?” dedi.

Bir çay ocağın gittim oturdum. Yanımda zeytin, peynir, simit salatalık, domates, biber, domates, elma vardı. Çay istedim. Simidi zeytin, peynirle yedim. Sebzeleri ocak sahibine üsteleyerek verdim.  Aldı, “Kahvaltıda yerim” dedi. Tanışmak istedi. CHP İlçe Binasını göstererek, “CHP’liydim ama istifa ettim.” dedim. “Eyetmişsin!” diye anında yanıtı yapıştırdı. Kalktım. Vedalaştık. “Abi gene beklerim” dedi. “İnşallah” dedim.

Oradan, Arguvan Camisine gittim, ikindi namazını kılmamıştım. Arguvan camisinde ilk defa namaz kıldım…

İçiyle, dışıyla çok güzeldi, tertemizdi…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selahattin Sarıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Malatya'nın en başarılı siyasetçisi kimdir?