GARDAKİ POLİSLER VE BİBER GAZI

1 Kasım 2015'te yapılacak seçimler sonucunda Türkiye'de arzuladıkları hükümeti kurmak planı içinde olan küresel güçler, önce terörün düğmesine basacak, sonra da, "Terörü Erdoğan tırmandırıyor. Amacı tek başına iktidar olmak.” şeklinde propaganda yapacaktı.
Şanlıurfa Suruç'ta, Kobani'ye yardım götürmek için gelen Sosyalist Gençler Derneğinden gençler, basın toplantısı yaparken, İŞİT'li canlı bombanın kendini patlatmasıyla 34 gencimiz öldü.
İki gün sonra Ceylanpınar’da iki polisimiz PKK tarafından uyurken şehit edildi.
Hemen ardından 25 Temmuz’da Diyarbakır Lice’de askeri konvoya saldırı sonucu iki askerimiz, 27 Temmuz’da Muş Malazgirt’te Binbaşı Arslan Kulaksız, 30 Temmuz’da Şırnak’ta üç askerimiz şehit edildi.
Kanlı beyinler, kanlı eller terörün düğmesine basmıştı.
'Terörü Erdoğan tırmandırıyor' diye orada, burada propaganda yapılıp algı oluşturulmaya çalışılıyordu.

Amaç Erdoğan'dan kurtulmaktı...
Ben,

-Allah Allah! Bir Türk başbakanı, bir öğretmeninin, bir polisinin, bir askerinin değil ölmesi, parmağının taşa değmesin bile istemez diyordum.

Bu görüşümü, ‘Terörün tetikleyenlerin amacı, Erdoğan’sız veya gücü kırılmış Erdoğan’lı Türkiye” diye o zaman, Türkiye’de ilk defa basın açıklamasıyla dile getirdim.
İşte, tam da teröristlerin, ajanların cirit attığı bu süreçte, HDP çizgisine yakın DİSK, KESK, TMMOB, TTB gibi kuruluşlar Ankara'da, 10 Ekim 2015 günü, adına, (neyle barışılacaksa) 'Barış' Mitingi dedikleri mitingi düzenlediler.
10 Ekim günü, saat 10:04'te, Gar önünde yürüyüş için toplananlar, üç saniye arayla, Deaş'lı iki canlı bombanın kendini patlatmasıyla kan gölünün içinde buldular kendilerini...
103 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmıştı...
Bu katliam, tarihimizin en kanlı katliamıydı.
Mitinge katılmak üzere Malatya'dan Ankara'ya gidenlerden, yakından tanıdığım on iki can da Deaş'lı teröristlerce katledilen o yüz üç kişi arasındaydı.
Türkiye'de üç gün yas ilan edildi.
Katledilen Malatyalıların aileleri hala yasta!
Tamam!

Devlet, demokratik bir hak olan mitingin güvenliğini sağlamak göreviyle yükümlü.
Ama Devlet, yükümlü olduğu görevlerin ne kadarını tam olarak yerine getirebilir?
CIA, Fetö ajanları Devlet içinde, hem de kurumsal olarak örgütlüyken, istihbarat, güvenlik ne ölçüde sağlanabilir?
Öyleyse, o genç çocukları otobüslere doldurup, gece vakitleri Ankara yollarına koyanlar, kendileri kalanlar bu güvensizliğin kaygısını yaşamalı ve bu yolculuğa öncü ve teşvikçi olmamalıydılar.
Acıları kendileriyle gitsin...

***

Katliamın kendinden acı bir yönü daha vardı ki o da şuydu:

Katliamdan sonra, basında, ortalıkta şu iddia işleniyordu:

“Bombalar art arda patladı, yerler kan gölüne dönmüş, her yerden iniltiler, feryatlar, figanlar, yükselirken(Allah düşmanımıza vermesin), polisler yerdeki yaralıların, yardım çabasında olanların üzerlerine biber gazı sıkmaya başladı.”

Bu iddiayı, Malatya’dan gidip çok ağır yaralanan, bir STK başkanının açıklamalarından duydum ilkin.

Ulusal basında da, yargılamalar sürecinde de yoğun şekilde dile getiriliyordu…

Onlarca kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce kişi yaralı, yetmiyormuş gibi polis yaralıların, yardım edenlerin üzerine biber gazı sıkıyor…

Vicdanın, aklın, havsalanın alacağı, kabulleneceği bir iddia değildi.

Ben buna asla inanamazdım.

Battalgazi CHP başkanıyken bir gün parti ileri gelenleriyle başkanı Gar Katliamında ağır yaralanan derneğe geçmiş olsun ziyaretine gittik.

Başkan ve yardımcısı da oradaydı.

Konuşmaların uygun bir yerinde aklımı kurcalayan bu iddiayı sordum.

-Polisin yaralıların üzerine biber gazı sıkması nasıl oldu bir anlatır mısınız diye sordum.

Sayısız operasyon geçirmiş, hala yaraları iyileşmemiş, koltuk değneğiyle yürüyen başkan değil, yardımcısı sözü aldı. O da oradaymış. Yara almadan kurtulmuş.

-Biz Malatyalılar miting alanında Gar binasına çok yakın yerde duruyorduk. Bombalar ardı ardına patlayınca o ana kadar Garın içinde duran polisler birden dışarıya koştular. Dışarıya koşan polisleri gören kadınlar, gençler, “Siz yaptınız bunu, siz yaptınız” diyerek polislerin üzerine yürüdüler. Polis bu insanları durdurabilmek için üzerlerine biber gazı sıktı dedi.

Bunu duyunca içim ferahladı. Düşüncelerimde haklı olduğumu anladım.

Devlet kısa zamanda DEAŞ eylemcilerini eniğine, cücüğüne kadar buldu, yargıya teslim etti.

Yargı da gereğini yaptı.

....
Başta, bizim Dilek/Uğraklı babalarıyla ahbap olduğum amca çocukları Onur ve Umut Tan canlarım ve Malatya'dan giden diğer 10 çocuğumuz olmak üzere, Ankara Gar Katliamında hayatlarını kaybeden bütün vatandaşlarımızı tazimle, rahmetle anıyor, Allah’tan ailelerine sabırlar diliyorum.

ALTMIŞ YILLIK ORTAK HAYAT
Yazıhan Fethiye Mezarlığında ilginç mezar...
İlginçliği, hem görüntüsü, hem de öyküsünden.
Altmış yıllık ortak hayatın kahramanları, aynı gün toprağa verilmiş.
Almanya'da, evlatlarıyla yaşayan 82 yaşındaki Ali Ülger, 2018'de Almanya'da vefat etmiş ve cenazesi Fethiye'ye getirilmiş.
Tabii ki, aile de cenazeyle birlikte gelmiş.
Ali Ülger'in altmış yıllık hayat arkadaşı, 84 yaşındaki Gülhan Ülger, hayat arkadaşının tabutuna sarılmış ağlarken kalp krizi geçirmiş ve orada ruhunu Yaradan’a teslim etmiş…
Böylece, altmış yıllık ortak hayatın kahramanları, aynı gün toprağa girmişler.
Evlatları da onların bu tutkunluğunu, yaptıkları ilginç anıt mezarla insanlara anlatmak istemiş.

Sevgileri örnek olsun
Allah rahmet eylesin.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selahattin Sarıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Malatya'nın en başarılı siyasetçisi kimdir?