KİMİN UMURUNDA?

Pandemi hayatımıza gireli 13 ay oldu. Bu süreç içerisinde risk grubunda olan hastalar, çocuklar, hamileler, yaşlılar ve bazı meslek grupları hep gündemde kaldı. Sağlıkları için alınan yasaklar, aşılama sürecindeki sıralama derken belli bir kesimin önceliği Covid-19 döneminde vardı. Tabi ki bu önceliğe dahil edilmeyen eğitim camiası okulların açılması ve aşılanmanın yapılmamasıyla riskle burun burunalardı. Çok şükür öğretmenlerin aşı süreci başladı da eğitimciler rahat bir nefes aldı. Ama öyle bir çoğunluk var ki Türkiye'de kimsenin umurunda olmayanlar. Onların hali ise içler acısı.

Kargocular ve kuryelerden bahsediyorum.

Siz bakmayın benim ekran yüzü olduğuma ya da gazetede yazıp kalemimi konuşturduğuma haftanın belli günlerinde de kargo dağıtıyorum ben. Neden mi?

Benim babam 60 yaşında emekli ve yaklaşık bir senedir çok bilinmiş internet alışveriş sitelerinden birisinin dağıtımını yapıyor. İşte bende belirli günlerde yani paketlerin yoğun olduğu zamanlarda babama yardım ediyorum. Siz buna belki ahmaklık diyeceksiniz ama ben evlatlık diyorum. Yani haberiniz olsun günün birinde bu şekilde karşılabiliriz siz değerli okurularımdan biriyle. Dağıtım önce telefonda kurulu sistemle müşteriyi aramamla başlıyor daha sonra teslimat kodu sorup teslimatı yapacağımızı belirtmemle devam ediyor. Bazen dokuz kat yukarıya paket çıkıyor bazen sitelerin güvenlikleri teslim alıyor bazende sağolsun müşteriler kendileri gelip alıyor. Bende bu süreçte babamla beraber olunca çok ilginç insanların varlığına şahit oldum.

Öncelikle pandemi döneminde günde en az 40 apartmana girmek, asansör düğmesi, giriş kapısı, ziller ve hazırlanırken elli kişinin dokunduğu paketleri kucaklayıp teslimat yapmak büyük risk. Yaptıkları meslek taşıma grubuna giren kargocular şimdilerde emin olun paketten çok korona taşıyorlar. Hal böyle olunca sağlık açısından daha güvenli olması için özellikle güvenliği olan binaların içine girmektense teslimatı güvenliğe yapmaya, görevlisi olmayan binalarında kapı girişinden yada asansöre bırakarak daireye çıkmadan temazsız teslimat yapmaya çalışıyoruz. Kargo çalışanlarının, her akşam eve gittiklerinde ailelerinin, müşterilerinin, apartman sakininin güvenliği için yapmaya çalıştığımız bu uygulama telefona bakmaya bile erinen bazı kişileri çok zora sokuyor. Arayıp "Teslimatınızı güvenliğe yapıyorum" dediğimde yediğim azarın haddi hesabı yok. "Ay neden yukarı çıkar mıyorsunuz? Güvenliğe bırakmayın. Asansörden alamam yukarı çıkarın." gibi dünyanın lafı. Elbette ki hasta olana, yaşlı olana, çocuğu olana her türlü kolaylık yapılıyor fakat bazıları kibirinden onlarca kişinin sağlığını heba ediyor. Hatta aradığımız müşterilerin içinden "Biz ailece Covid olduk paketimizi kapının önüne bırakırsanız iyi olur" diyenler bile var. Şikayet etmeden seve seve bırakıyorlar çünkü işleri bu ama bazı durumlarda sağduyulu olup kendimizin rahatı kadar karşıdaki insanın sağlığını da düşünüp öyle hareket etmemiz gerekiyor. Aşağı inip güvenlikten almak, daire kapısının hemen yanındaki asansörden almak bu kadar zor olmamalı. Herkes demiyorum yanlış anlaşılmasın çünkü o kadar naif ve düşünceli insanlar var ki telefonu kapatırken elli kere teşekkür ediyorum kibarlıklarına.

Üstelik tüm bu zorluklarla karşı karşıya kalan kargocular henüz aşılanmadı yada aşı planında bir önceliğe bile sahip olamadı. "Devlet böyle bir açıklama yapmadı, siz kargoyu getirmek zorundasınız, bir yasak getirilmediği için yukarıya çıkın" diyenler olduğu için yetkililere seslenmek istiyorum lütfen ama lütfen vatandaşın ayağına hizmet götüren bu meslek grubu için yasal bir düzenleme yaparak apartmana girişi bir süreliğine yasaklayın en azından vakaların tavan yaptığı şu dönem için yardımcı olun. Verilerin araştırılıp şimdiye kadar kaç kargocunun, kaç kuryenin koronaya yakalandığının araştırılmasını ve ona göre önlem alınmasını istiyorum.

Gıda sektöründe çalışan motokuryeleri unutmamak lazım. Gece yarısına kadar paket servis yapan ve pandemi başladığından itibaren 190'dan fazla kurye yoğunluk nedeniyle paket yetiştirmek için kaza yaparak hayatını kaybetmiş. '30 dakikada teslimt', 'Hız puanlaması', 'siparişiniz 40 dakikadan geç gelirse ödeme yapmayın' kampanyaları artık bir son bulsun. Karşıdakinin insan olduğunu unutuyoruz on dakikalık yemek zevki için, belki bir kere giyeceğimiz ayakkabı, çocuğumuzun oyuncağı için kimlerin hayatını tehlikeye atıyoruz bir düşünelim.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Didem Barut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Malatya'nın en başarılı siyasetçisi kimdir?