AMİRALLER BATTI

104 emekli amiralimiz üç yüz sekiz sözcükten oluşan bir yazı yayınlamış.

Bakalım, ‘meramları ne?’ anlamaya çalışalım.

Yazının yüz otuz beş kelimesi, Montrö Boğazlar Sözleşmesi için kullanılmış.

Denmiş ki, " Son zamanlarda gerek Kanal İstanbul, gerekse Uluslararası Antlaşmaların iptali yetkisi kapsamında Montrö Sözleşmesi’nin tartışmaya açılması endişe ile karşılanmaktadır.”

Şunlar denmek isteniyor herhalde: Birincisi, “Kanal İstanbul açılırsa, ABD Kanaldan Karadeniz’e girer. Montrö bozulur. Elimiz boş kalır!”

Sevgili Amiraller, bu konu tartışıldı. Farklı görüşler dile getirildi. Ben de, ince eleyip sık dokuyarak inceledim, yazdım ve buradan, Malatya’dan basınla paylaştım.

Dedim ki; “…Kanal İstanbul Projesi, aynı suları birbirine bağlayan bir iç kanal olduğundan, Montrö Sözleşmesi içinde kalan, bu özelliğiyle 1982 BM Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin belirlediği ‘bir uluslararası sözleşmeye (Montrö Sözleşmesi’ne) dayalı’ olarak yapılmış bir kanal olacağından, statüsü Türkiye’nin iç hukukuna göre belirlenemez. Bu bakımdan Montrö Sözleşmesi’nin şartlarında herhangi bir değişiklik meydana getirmez.”

Şunu da ekledim; ”Buna göre, Türkiye’nin ABD veya Karadeniz’e kıyısı olmayan ülke savaş gemilerinin Karadeniz’e geçmesine izin vermesi söz konusu olamaz.

 Deniyor ki, ‘ABD, Kanal İstanbul Montrö Sözleşmesi kapsamında değildir. Ben buradan Karadeniz’e geçerim’ derse ne yapacağız?” Mevcut durumda, ABD boğazlardan bize rağmen geçmek istediğinde ne olacaksa o olacak. Bu kadar net!” 

Emekli amirallerin endişe duydukları ikinci husus da şu olmalı: “Cumhurbaşkanı İstanbul Sözleşmesini feshetti. Montrö’yü de feshedebilir!”

Yahu, Cumhurbaşkanı aklını peynir ekmekle yediği için mi, vatan haini mi ki milli menfaatlerimize bu kadar uygun bir Sözleşmeyi bozsun?  

Bu Milletin, özgür iradesiyle, doğrudan seçtiği bir cumhurbaşkanı böyle bir akılsızlığı, böyle bir ihaneti yapar mı?

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, bir televizyonda, programcının, “Buna göre, Cumhurbaşkanı Montrö’yü de aynı şekilde feshedebilir mi?” sorusu üzerine, “Teknik olarak mümkün. Ama mümkün ile muhtemel kelimeleri arasında fark var.”

Yani, bana deseler ki, “Sen Ay’a gidebilir misin?” Ben diyebilirim ki evet, mümkün ama olası değil!

Hani futbolda “Matematiksel olarak mümkün” lafı var ya… Sözgelimi, sen kalan on maçını kazanacaksın, üstündeki takımların hepsi kaybedecek ve sen şampiyon olacaksın…

TBMM Başkanı “Teknik olarak mümkün” dedi diye, “Montrö’nün feshedilmesi tartışmaya açıldı” denebilir mi?

104 emekli amiral, açıklamalarının 173 kelimesini de TSK, Laiklik ve Atatürkçülük konusunda duydukları endişeler için kullanmış.

“Diğer taraftan; son günlerde basında ve sosyal medyada yer alan kabul edilemez nitelikteki bazı görüntüler, haber ve tartışmalar ömrünü bu mesleğe adamış bizler için çok derin bir üzüntü kaynağı olmuştur.”

Görüntü dediği, bir amiralin tarikat evinde resmi elbise üzerine giydiği cübbe ve sarıkla namaz kılarken çekilmiş fotoğrafı.

Münferit bir durumdan dolayı bir emekli amiralin “ömrünü verdiği” mesleği için ciğergah olacak denli üzüntü duyması olası mı? Akla, mantığa uygun mu?

Sanki TSK’nın her tarafını böyle subaylar talamış…

Sonra, bu konuda yakın geçmişte acı yaşanmışlığı olan Devletin, habersiz, duyarsız olması sözkonusu olabilir mi?

Ama, Vatanına, Milletine, Devletine ve görevine bağlıysa neci, nücü olduğu da bence önemli değil.

Devlet izler kararını verir.

“FETÖ’ye çağrışım yapmayın, FETÖ, çekirdekten yetişme bir casusluk ve terör örgütüydü. Sayın Cumhurbaşkanımız, aldandığı için milletten özür dilemedi mi?

Yeri gelmişken söyleyeyim; 15 Temmuz’un Türk Milletine ve Türk Devletine yönelmiş tankları, jetleri harekete geçmiş, bombalar, kurşunlar atılıyorken, biz evde, hala olanların “neyin nesi” olduğunu anlayamamıştık.

Evet, çok acı çektiniz, sizinle birlikte bütün bir millet de acı çekti.

Ama bu, dediğiniz gibi “son yıllarda” olan olay değil, sekiz, on yıllık olay.

“Bu kumpaslardan çıkarılacak en önemli ders; TSK’nin, anayasanın değişmez, değiştirilmesi teklif edilemez temel değerlerini titizlikle sürdürmesi zaruretidir.“

Bu sözler neyin nesi?

Ortada fol yok, yumurta yok; siz neyin dersini veriyorsunuz?

Anayasanın değiştirilemez maddelerinin değiştirilmek istenildiğine dair en ufak bir emare, bir çaba var mı ki, bunları yazdınız?

“TSK’yı Atatürk'ün çizdiği çağdaş rotadan uzaklaşmış gösterme çabalarını kınıyor ve tüm varlığımızla karşı çıkıyoruz.”

Bunları nereden çıkardınız?

Bir amiralin cübbe, sarıkla namaz kılmasından mı?

Bu tekil durum, bunları yazmak için yeterli görülür mü?

“Aksi halde, Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir.”

Bu ‘uyarı’ neden yapıldı?

‘Bir şey’  olursa, ‘biz söylemiştik!’ demek için mi?

Buna göre, sonuç olarak diyebilirim ki, emekli 104 amiralin paylaştığı ‘yazının’, bir fikri, bir tespiti, bir değerlendirmeyi ifade etmek için kaleme alınmış olduğunu düşünmüyorum.

İyi niyetli bir çaba gibi de görünmüyor.

Çünkü, yazılanlardaki tutarsızlık, illiyetsizlik, gerçek dışılık bilgisizlikten, eğitimsizlikten değil, bir kötü amaçtan kaynaklanıyor gibi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selahattin Sarıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Malatya'nın en başarılı siyasetçisi kimdir?