BURALARDA HER YER SİYAH BEYAZDI

Kıymetli hemşerilerim nasılsınız, iyi misiniz?

Aman, iyi olun! Doktordan önce siz bakın kendinize, birbirinize.

Bütün dertleri, sıkıntıları doldurmayın içinize, dışınıza. Ferah olun!

Geçmişte sadece köyünde, mahallende yaşanan acıklı olaya üzülürdün, şimdi Afrika’nın, Asya’nın, dünyanın her köyündeki, mahallesindeki acıklı olaya üzülüyorsun.

Bu kadar da olmaz ki!

Bir bahara daha erdik işte. Şükür kavuşturana!

Bir gün Adliyede, bir genç meslektaşımı mevsime göre çok ince giymiş görünce, “Üşütürsün. Bak Almanların bir sözü var. Derler ki, “The  winter is spring, a match” yani “Kışla barış, baharla yarış.” diye uydurdum o an. Sonra güldüm. Üstelik, Alman deyip, İngilizce kelimler kullanmıştım. Demek istiyordum ki, kışı değiştiremeyiz, öyleyse onunla yitişmemeliyiz, onunla uyumlu olmalıyız. Ama baharın çalışkanlığı, üretkenliği, gelişip serpilmesiyle de yarışmalıyız…  Kendimizi geliştirmeliyiz.

Evet, bir bahara daha daldık. Bu bile ferahlamamıza yeter de artar bile.

Baharınız kutlu olsun. Huzur içinde, birlik, dirlik içinde nice baharlara erişelim inşallah.

Geçen Salı Hekimhan tarafındaydık yine. Uzaktan, yakından benimle konuşan her kişi, hal hatırdan sonra, “Amma geziyorsun!” der. Az zamanda çok iş yapmaya çalışmak gerek. Dinimiz de bunu emreder. “Boş kaldın mı (hemen) başka bir işe koyul.” der.(İnşirah suresi, ayet 7.)

Adliyedeki işim sonrasını, hep yanımda olan hanımımla bir geziye dönüştürüyoruz, o kadar.

Memleketini tanımak da bir iş, bir ödev bence.

Boğazgören köyü tarafına yöneldik. Yolun başında, üzerinde bir doruk ve doruğunda yaban keçisi duran tabelada, “Yaban Keçisi Avlamak yasaktır” yazıyordu.

Bin dört yüz metre rakımlı köye vardık.

Her yerde kar var!

Her yerde kar var/Kalbim senin bu gece… Adamo’nun ünlü şarkısı…

Çocukluğumda, Ankara’da avukat olan dayımgilin bize bir gelişinde, konuşmalar esnasında, “Ankara’da şimdi herkesin dilinde, ‘Her yerde kar var’ şarkısı” sözünün geçtiğini unutmadım.

Hekimhan’da her yer kar, her yer siyah beyaz!

Boğazgören’e tırmanırken iki kadının, o kuş uçmaz, kervan geçmez, yolda, aşağı doğru yürüdüklerini gördük. Elimizi kaldırıp, yüzümüzdeki gülümsemeyle selam verdik. İlk defa bir kadına böyle selam verdim. Amacımız, “biz dostuz” demekti.

Dönüşümüzde, bu sefer onlar çıkıyor, biz iniyorken karşılaştık, yine selamlaştık.

“Bu kadınlar, bu yolda nereye gitti de dönüyorlar?” diye merak ettik. O yolda tek bir ev bile yoktu. Çarşı, pazar hiç yoktu. Ellerinde, kova, çırpı, önlerinde koyun, keçi yoktu. Sonunda anladık ki yürüyüş yapıyorlar.

Evet, Boğazgören köyünün ıssız yollarında yürüyüş yapan kadınlar var!

Gel de bu Memlekete, bu Memleketin güzel insanına kurban olma!

Hekimhan Sivas yolunda Hasançelebi’ye doğru giderken, Güvenç, Basak tabelasını gördük ve o yola koyulduk. Bu yolbaşında da, üzerinde keklik resmi olan, ”Burası kınalı keklik yerleştirme sahası, Avlanmak Yasaktır” yazan tabela vardı. 

Bu topraklar demir yatağı. Kolin Şirketine ait bir büyük demir işleme fabrikasının yanından geçip, maden taşıyan kamyonlar düşünülerek yapılmış geniş yolda ilerliyoruz.

Önce Güvenç’e vardık. Şu köyün adına bakın bir! 

Arabayı durdurdum, Güvenç mezarlığına çıktım.  Dallarına renk renk, desen desen çaputlar bağlanmış bir ağacın yanında Sadık Baba Türbesi var. Türbenin duvarına çakılı mermerde şunlar yazıyordu; “İster paşa, ister sadece köylü olsun, dünyada en mesut adam, evinde dirlik düzenlik olandır.”

Bu mezarlıkta, bordo renkli bir taştan yapılma mezarlar ve bir mezarın da tam ortasında büyümüş bir ağaç gördüm.

Güvenç’i geçip Basak’a vardık. Köy, tam yamaçta, yine her yer karlı, yine her yer siyah beyaz.

Köyün meydanında yeni yapılmış, kahverengi beyaz boyalı, balkonlu, iki katlı Basak Mahallesi Cem ve Kültür Evi var.

Baktım Cemevinden çıkan bir kişi bize doğru geliyor. Ben de ona doğru yürüdüm. Biri sana bir adım atarsa, sen ona iki adım atacaksın. Durduk konuşmaya başladık. Kendimi tanıttım. O da, “Ben muhtarım.” dedi. İlk defa bu kadar genç bir muhtar gördüm. “Bana Ersin derler ama asıl adım Halil Özmen Tatlı.” Cemevinden çıkan bir kaç kişi daha geldi. Basaklı, çok sevdiğim bir arkadaşım vardı. Köyde olmadığını öğrenince aradım. Orada olsaydı, aramazdım; misafir etmeden bırakmazdı çünkü. Telefonun hoparlörün açık olduğunu, muhtarın, cemevi dernek başkanın orada olduğunu söyledim. Ağzından bal damlıyordu sanki. “Selahattin Bey, abim orada, Ali Babo derler, hemen yakın, şimdi arıyorum, oraya git bir suyunu iç.” deyip duruyor, bırakmıyor, “ Zor gücün kurtuluyorum. Bu sırada yanımızdan eşeğe binmiş, bir elinde de arkadan gelen başka bir eşeğin yuları olan bir kadın geçiyor. “Hoş geldin, nasılsın?” diye sesleniyor. “Ellerinden öperim” diyorum, “Estağfurullah” diyor.

CHP’den neden ayrıldığımı soruyorlar. Ayrıntılı olarak, olay ve olgularla, kişi adlarıyla bir bir anlatıyorum. En ufak bir tepki, kızgınlık yansımıyor. “ Ak Parti, Atatürk dönemindekine benzer bir seferberlik içinde. Memleketi kalkındırmaya, bağımsızlaştırmaya çalışıyor. Göreceksiniz, Atatürk de bu süreçte gerçek vatan evladı kimliğiyle ortaya çıkacak, tanınıp bilinecek.” diyerek bitiriyorum ama muhtar,  “Mecburiyetten.” deyince, “Hayır kalpten. İsterse Mecburiyetten olsun, siyaseten gidiş öyle. Erdoğan bütün değerlerimizi sahipleniyor.” diyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selahattin Sarıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Malatya Markaları

Malatya Busabah Gazetesi, Malatya ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (422) 325 11 19
Reklam bilgi

Anket Malatya'nın En Başarılı Belediye Başkanı?