PADİŞAHLARIN HEPSİ…

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Tansel Çölaşan, 2012’de Malatya’ya gelmişti. Öğretmenevinde kahvaltı tertiplenmiş, biz de çağrılmıştık.

Kırk elli kişi kadar vardık.

Ben o sıra disiplin kurulu başkanıydım.

Kahvaltıya öncesinde Çölaşan ayağa kalktı,

-Gericilerin, yobazların, cahillerin oyuyla iktidar olanlar…”diye konuşmaya başladı.

Kısa bir süre sonra yerimden kalktım,

-Sayın Başkanım, halkımıza gerici, yobaz demeyin, cahil demeyin diye itiraz ettim.

Genel Başkan şaşırdı, yok öyle demedim, yok bunu demek istedim gibi laflar etti

Bu memlekette, vatandaşına, “gerici, cahil, yobaz” diyen bir kişi, Atatürkçülerin başı olmuşsa vay halimize…

Artık, Atatürkçülüğün ne durumda olduğunu siz düşünün…

Vatan kurtaran, Devlet kuran Koca Mustafa Kemal Atatürk’ü kimler temsil ediyor bir düşünün lütfen…

!998’de, Yorum Gazetesindeki bir yazımda,

-ADD, artık aydınlarla, elitlerle iletişir olmaktan çıkmanın yollarını bulmalıdır. Yapacağı bir etkinliğe, bütün partilerin il başkanlarını, il genel meclisi üyelerini, muhtarları çağırmalıdır demiştim.

2017’de İnönü Üniversitesindeki bir panelde ellerimle de şeklederek,

-Bir kısım insan, Atatürk’ün üzerine kapaklanmış, O’nu kendisine ait kılmış. Oysa Atatürk bütün bir ulusun kalbindeki kahramandır. O, marjinalleştirilecek bir kişilik değildir. Milletimiz, asildir, vefalıdır, kadir kıymet bilendir. Kendisine hizmet edeni, hem de en üst düzeyde hizmet etmiş bir insanı bağrına basar. Bunu bilmezlikten gelenler, kendileri Atatürk’e yandaş olacaklarına, Atatürk’ü kendilerine yandaş yapmış olanlardır demiştim.

Atatürk’ü böyle kendisine yandaş eden çıkarcılar, Atatürk’ü, kadınlarla dans eden, aşk yaşayan, golf oynayan, klasik batı müziği dinleyen, leblebiyle rakı içen özelliklerini öne çıkaran kesimlerdir.

2015’te eşimle Malatya’dan, Doğubayazit’e kadar gitmiş, yol boyu bütün illeri, ilçeleri dolaşmıştık.

Bitlis’i gezerken, bir caminin taş duvarındaki yazı dikkatimizi çekmişti. Bir taşta, “Atatürk 13 Kasım 1916 Tarihinde Bu Camide Namaz Kılmıştır” yazıyordu.

Bu caminin fotoğrafını, bu yazıyı, Türkçe kitaplarımda, Hayat Bilgisi kitaplarımda görmem gerekiyordu.

Neden göremedim?

Bu bilgiler, neden Türk Milleti’nin çocuklarına okutulmadı?

Kim, kimler, hangi akıl buna engel oldu?

Sadece bu değil örneğin, Atatürk'ün ilk Kur’an tefsirini, bedelini cebinden ödeyerek Elmalılı Hamdi Yazır'a yazdırdığı, cuma namazından sonra Kur'an okunarak TBMM'yi açtırdığı, Celal Güzelses'e Mevlit okutup plağa aldırdığı...

Evet neden bizden, bizim çocuklarımızdan esirgendi?

Yoksa, laiklikle çelişir diye mi?

Namaz kılan Atatürk kimlerin dünya görüşüyle çelişebilir ki?

Bir ADD yöneticisi arkadaşımla karşılaşmış ve bu fotoğraftan bahsederek, “Rakı içen Atatürk imajının değişmesi, Atatürk’ün, Bitlis’te, 1916’da namaz kıldığının bir caminin taş duvarında yazılı olduğunun da topluma anlatılması gerekir” dedim.

Arkadaş hemen yanımdan uzaklaştı. Uzaklaşırken de, “Padişahların hepsi içiyordu.” diyordu.

Türkiye’nin durumu ortada. 

Her türlü araç kullanılarak önünün kesilmek istendiği ortada.

Hal böyleyken, Türkiye’nin Atatürkçülerinin durumu da ortada…

Türkiye’nin, ellerinden sıyrılmakta olduğunu gören emperyalist odakların, FETÖ, PKK vd. maşaları eliyle ne kadar alçak tuzaklar kurup uygular olduğunu Atatürkçü arkadaşlar nasıl görmez veya görür de önemsemez?

Daha dün FETÖ darbe girişimi yaşanmadı mı?
Güvendiğim birçok insanın, yaptığı açıklamalarda, "PKK sınırda bekliyordu. Darbe başarılı olsaydı Güneydoğuyu gümüş tepsi içinde PKK'ya sunacaklardı" dediği kulaklarımda hala.
Atatürkçü olduğundan kuşkum olmayan dostlarımın bir derin uykuda, düşüncelerine ters yönde yüzen bir gemide, bir yanlış partide yol aldıklarından habersiz olduklarını görüyorum.
Atatürkçüler uyanmalı, düşüncelerini, olup bitenleri sorgulamalı, kendisini ciddi ciddi gözden geçirmeli artık.
İyi niyetlerle sandığa attıkları oyların, "Partimin bu kadar oyu var" denilip de, nerede, hangi amaçlara, hangi projelere alet edildiğini, nasıl pazarlandığını görmeli.
Türkiye’nin engelleri aşa aşa, oyunları boza boza ve de “söz dinleyen” değil “sözü dinlenen” devlet olma yolunda ilerlemekte olduğunu algılamalı.
Kafasının arkasında bir planı olmayan, yani düz Atatürkçüler, Türkiye’nin, Atatürk’ün gerçek kimliğiyle, Mete’nin, Alpaslan’ın, Fatih’in, Kanuni’nin bir devamı olması, vatan evladı bir büyük kahraman olması kimliğiyle genç kuşaklar tarafından tanınacağı bir süreci yaşamakta olduğunu görmeli.
O’nu bütün özellikleriyle, çalışkanlığı, milletine hizmetkar olması, ulusunun dinine, inancına, töresine, geleneğine, göreneğine, kültürüne içten saygılı, akılcı, gerçekçi, üretken bir kahraman olma özellikleriyle tanımalı.
Bütün kalbimle inanıyorum ki, Türkiye şimdi bu yolda, Atatürk’ün arzuladığı yönde ilerliyor.  
CHP’den ayrılmam ve Ak Partiye geçmem işte bundandır.
Tamı tamına bundandır.

 

CAMİDE HOCAYI ALKIŞLAYACAKTIM NERDEYSE

Cuma namazı için Abbas Efendi Camisine gittim.

Hoca vaaz veriyordu.

Öyle güzel, öyle anlamlı, öyle enginden konuşuyordu ki, her tümcesinin sonunda alkışlayacak oluyordum.

Bu dediğim hal, mitinglerden, nutuklardan, konferanslardan gelen alışkanlık...

Bu anlamlı, etkileyici konuşmayı on dakika kadar dinledim; ezan okundu çünkü.

Hoca, “Evinizi Cennet bahçesine çevirin” diyordu. “Eve zamanında gidin; gecikecekseniz haber verin”, “Eşinize değer verin.”, “Eve girince selam verin. Evde kimse olmasa bile selam verin. Çünkü melekler oradadır.”, “Selam deyip geçmeyin, selam, o eve şeytanın girmesini engeller.”, “Eşinizle, çocuklarınızla iyi geçinin. Anlayışlı olun. Bir meseleyi büyütmeyin. Çünkü büyütürseniz içine şeytan girer.”, “Kusurları dilinize almayın.”, “Görürseniz görmeyin, duyarsanız duymayın…” diyor.

Ne güzel sözler, ne güzel hatırlatmalar.

Bunun kadar da hocanın sunuşu güzeldi, tatlıydı.

Her sözünün ardından, “Ne güzel söyledi” diye alkışlayasım gelmesi de bundandı.

 

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selahattin Sarıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Malatya Markaları

Malatya Busabah Gazetesi, Malatya ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (422) 325 11 19
Reklam bilgi

Anket Malatya'nın En Başarılı Belediye Başkanı?