ÖLMEDEN ÖNCE IŞIĞI YAKALAMAK

“Ölmeden önce ne yaşamak gerektiğini artık biliyorum. Size söyleyebilirim. Ölmeden önce yaşanması gereken şey ışığa dönüşen bir sağanak yağmur” diyor Rene’e

Ölüm hakikati varken hayatın yaşamaya değer olup olmadığını sorgulayan bir kadındır o. Hayatın anlamını felsefe kitaplarında, Rus edebiyatında, klasik müzikte ve Japon sinemasında arar. Dünyaya geliş sebebini fark ettiği gecenin sabahında ise ölüm onu caddede karşıya geçerken hızla gelen bir kamyonun tekerlerinin altında yakalamıştır. Tüm hayatı gözünün önünden bir film şeridi gibi akarken son sözleridir bunlar.

 Elli dört yaşında; şişman, kısa boylu, gösterişsiz bir kadındır Rene’e. Paris’in merkezinde zenginlerin yaşadığı bir apartmanın kapıcılığını yapar. Oldukça zeki ve üstün yeteneklidir ama bunu hep gizler, içe dönüktür, kimseyle ilişki kurmaz. Evinin arka tarafında sakladığı bir kütüphanede sadece fikirlerini geliştirmekle meşgul olurken geri kalan zamanını, zenginlerin yoksullara olan davranışlarını kendi iç dünyasında eleştirmekle geçirir.

Ta ki apartmana taşınan bir Japon beyefendisi ve apartman sakinlerinden birinin 11 yaşındaki kızıyla iletişim kurana dek. İstemeden de olsa bu iki insanın hayatına bir ışık olmuştur kendisi. Onun sayesinde intiharı düşünen küçük kız bu düşüncesinden  vazgeçmiş ve eşini kaybetmiş Japon beyefendi onun sohbetleriyle hayat bulmuştur.

“Kirpinin Zarafeti” adlı Fransız romanın kısa bir  özetidir bu. 2006 yılında çıkmasına rağmen pek çok ülkede satış rekorları kırmış hatta filmi bile yapılmıştır. Romanı bu kadar meşhur yapan şeyin “ölüm karşısında çaresiz kalan insanın hakikat arayışı” olduğunu anlamak zor olmasa gerek.

Batıdaki yükselen trend haline gelen bu arayışlarının sonunda bölük bölük İslam’a girmeleri an meselesi belki de. Biz kendimize mülk edindiğimiz bu dine ve çok sıkı muhafazayla baş köşemizde tuttuğumuz kerim kitabımıza fransız kaldığımız sürece Allah (C.C)ın  nurunu başka insanlarla tamamlayacağı tehditi ile yüzleşmiyor muyuz? “Eğer O dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir” (Fatır,35/16)

Elindeki nimetin değerini bilmeyen insanlar için kaçınılmaz son onu kaybetmektir. Sağlam bir dine sahip olmak ise nimetlerin en büyüğüdür. Bunu kaybettiğimizde içine düşeceğimiz karanlığın tasviri mümkün müdür? “Canım niye kaybedelim yaşıyoruz elhamdülillah” diye düşünüyorsak en büyük yanılgımız da bu olsa gerek. Zira yaşadığımızı zannettiğimiz bu din Müslümanların tembelliği yüzünden ayaklar altında. Kendi zamanına hitap edemeyecek bir hale getirmişiz. Oysa Allah nurunu tamamlayacağının sözünü vermiş. Ve insanlık çoğu zaman sürü psikolojisiyle hareket etse de her insanın fıtratına yaratıcısına düşünerek ulaşma kabiliyeti var.

   Aramak için yola çıkacak olan fizik, kimya , biyoloji ve sosyal alanlarla ilgili değişmez kanunları -ki Sünnetullah değişmez (Rum 30/30) - sayesinde doğru dini elbette bulacaktır. Gelelim asıl mevzuya!

Fransız yazarın düşünerek bulduğu bir hakikati Rabbimiz bize Hz. Musa’nın dilinden aktarır. Bakara suresi elli dördüncü ayet de; “Ey kavmim Allaha tövbe edin ve (Ölmeden önce) nefislerinizi öldürün”

 Demek ki dünya, nefislerimizin ölmesi ile hayat buluyor. Demek ki kendimizi geliştirmek yüceltmek için verdiğimiz tüm uğraşlar aynı zamanda nefsimizi de besliyor. Demek ki biz nefislerimizi büyütmekle meşgulken aniden ölüm bizi karşılayacaktır. Hiç ummadığımız bir anda. Tam da her işimizi yoluna koymuşken. Evimizi, arabamızı daha yeni mülk edinmişken, çocuklarımızı büyütmüş onların sorumluluğundan kurtulmuşken, hatta emeklilikte rahat edebileceğimiz yazlık evimize son yatırımımızı yapmışken aniden Azrail’in tekerlerinin altında kalacağız.

Demek ki yüce yaratıcı, dünya ve ahiret mutluluğumuzu etrafımızdaki insanlara faydalı olma endeksine programlamış.

O halde ey nefis! Gel, akıllı telefonuna son model uygulamaları yüklerken telefonun şarjının bittiğini fark etmeyen akılsız insan gibi davranma. Kendi ışığını ara. Sen ölsen de devam edecek o enerji kaynağını bul. Kendi hayatının ışık kaynağı ol. Kullandığın zaman tükenmeyen, sürekli kendini yenileyebilen bir kaynak.

               

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatime Geçici - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Malatya Markaları

Malatya Busabah Gazetesi, Malatya ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (422) 325 11 19
Reklam bilgi

Anket Malatya'nın En Başarılı Belediye Başkanı?