Aşk İle Sığınalım  

Tembelliğin mahiyeti ve türleri ile ilgili geçen hafta yazdığımız yazıya devam ediyoruz. Mihmandarımız “ İrade Terbiyesi” kitabının yazarı (ki önceki yazıda geniş bilgi verilmişti)

Efendim, gördük ki iki tür tembellik varmış. Birisi bizim bildiğimiz manasıyla; zamanımızı isteksiz ve aylak hareketlerle gelişigüzel, boş geçirmek. Diğeri ise; dışardan bakıldığında çok iş yapılmış görüntüsü veren ama esasında yaptığımız işlerin hiç birisinin kendimize fayda sağlamadığı dengesiz işlerle meşgul olmak.

Bilinen birinci durumu mevzu bahis etmeye değer mi? Elbette ki değmez. Zira herkes bu zararlı tutumun farkındadır. Oysa ikinci durum öyle mi? Bu tembellik çeşidi toplumuzda çok yaygındır ve “ bu kadar çalışmamıza rağmen neden istediğimiz başarıya ulaşamıyoruz?” sorusunun cevabını teşkil eder. Gün bitip kafamızı yastığa koyduğumuzdaki huzursuzluğumuzun membaını gösterir.

Peki, bu çıkmazdan kurtulmanın yolu nedir?

Yazarımıza göre bu durum bizim irade yoksunluğumuzdan kaynaklanır. Esasında yapmamız gereken faydalı işlerin bilgisi zihnimizde vardır. Ancak bir düşünce olarak. Düşünceleri harekete geçiren şey ise duygulardır. “Mesela; sınava çalışması gereken bir öğrenci aylak bir şekilde başka işlerde uğraşırken aniden bir arkadaşının diplomalı fotoğrafını görür ve hemen dersinin başına döner. Bunu harekete geçiren şey vasatlık tır. Başkalarından düşük olma duygusu onu rahatsız etmiştir.

Fakat insan her zaman bu itici güç olan duyguyu bulamaz. Bunun olabilmesi için hayatınızın ulvi bir gayesi olması lazım. Eğer böyle bir gayeniz varsa yaptığınız her iş sizi başarıya ulaştıracaktır. Çünkü bu duygu sizinle her gün beraber olacak ve planlama yapmanızda itici güç oluşturacaktır” der.

İşte biz Müslümanların kaybettiği hikmetin bu olduğunu düşünüyorum. Hz. Peygamberimiz(s.a.s) demiyor mu? “Hikmet müminin yitiğidir, onu nerde bulursa alsın”(İbni Mace Zühd 15) Burada bulduğumuz hikmeti açıklayalım:

Biz Müslümanlar olarak ulvi gayemiz nedir? Allah’ın rızasını gözetmek değil midir? Sadece O’nun bizden razı olacağı işleri yapmak! Çünkü biliyoruz ki bu dünyada yaptığımız amellerimiz bize sermaye olacak. Bu dünyadan götürdüklerimizle ahirette kendimize asıl hayatımızı inşa edeceğiz. Peki, o halde koro halinde “oğlum doktor ol hayatın kurtulur rahat edersin, kızım derslerine çalış ilerde bir mesleğin olsun kocanın eline bakmazsın” yollu tavsiyelerimiz ne ola ki? Sadece nefsani zevklerimizin peşinde koşacağımız bir gayeyle nasıl çalışabilir ya da çalışmaya teşvik edebiliriz? Üstelik bu dünyadaki rızkımızı üstlenen bir rabbimizin olduğunu bildiğimiz halde. Sahi hangi hayatımızı kurtarmayı hedefliyoruz?

Demek ki Allah’tan korkmuyoruz. O’nun karşısına elimiz boş olarak çıkmak bizi mahcup etmiyor. İyi amellerimizin bize kazandıracağı rahat hayata özlem duymuyoruz. Hayallerimizi ahirette bize verilecek en güzel şeyler üzerine kurmuyoruz. Cennette vad edilen şeylere iştah duymuyoruz. Ahirette aşağı bir hayat yaşayacağımız duygusu bizi rahatsız etmiyor.

Velhasıl beyler bayanlar; duygularımız eksik duygularımız…

Bilgilerimizi duyguya dönüştürelim. Aniden önünüze çıkacak bir fotoğraf mı gerekiyor. İşte sahne: Bu filmin sonunda ışıklar sönecek. Kabirlerimizden kalkıp karanlıkta oradan oraya koşacağız. O’nun karşısına çıktığımızda korkudan konuşamayacağız. Amellerimiz bizi kovalarken onlardan kaçacağız. Cehennemi gördükçe kurtulmak için çocuklarımızı fidye olarak vermek isteyeceğiz ve daha neler neler…

Şimdi hangi işimiz Allah (C.C)’ ı anmaktan, O’nun emir ve yasaklarına riayet etmekten daha önemli olabilir ki? Hangi gün:  içerisinde planlanmış;  bir ayet ezberleme bir hadis öğrenme, bir muhtaç bulup onun ihtiyacını giderme, sorumlu olduğu işleri yaparken sadece Allah (C.C)’a yaranma, beş vakit namazı kılarken hayatını murakabe etme gününden daha hayırlı olabilir?

Dünyalık işlerimizde faydalı olabilecek tembelliği önleyici egzersizler için ise kitabı okumaya tavsiye etmekle yetinelim. Belki bizden daha iyi anlayanlar çıkabilir.

Ve  Peygamberimizin (s.a.s) dillinden dökülen cümlelerle aşk ile her gün  diyelim“ Allah’ım tembellikten sana sığınırız”

 

  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatime Geçici - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Malatya Markaları

Malatya Busabah Gazetesi, Malatya ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (422) 325 11 19
Reklam bilgi

Anket Malatya'nın En Başarılı Belediye Başkanı?