Kalk! Bir Taş At!

 “Tembellik bütün ahlaksızlıkların anasıdır”  der Jules Payot “İrade Terbiyesi” adlı kitabında.

Üstad Cemil Meriç’in de övgüyle bahsettiği “Disiplinli çalışmayı bu kitaptan öğrendim” dediği özellikle gençlerimize şiddetle tavsiye edeceğim bir kitap, İrade Terbiyesi. Jules Payot; Fransız bir pedagog. 1909 yılında yazmış bu kitabı. Aradan bir asır geçmesine rağmen insanların tembelliği ve irade yoksunluğu üzerine tespitleri ve önerileri günümüze ışık tutacak kalitedir. “Modern Marifetname!” demiş bir okuyucu eleştiresinde haklı olarak. İtiraf etmeliyim okuyunca kendimi sorguladım. İrademi yeterince kullanamadığım gerçeği ile sert bir şekilde yüzleştim.

Ne demiş Malcolm X,   “ Kalk bir taş at, bir taş daha at, bir şiir ateşle, hakikati söyle… “.

Bizde onun tavsiyesine uyarak bu kitaptan öğrendiklerimizi okuyucularımızla paylaşalım istedik. Tabi bizim alanımız psikoloji değil ilahiyat. O yüzden kitabın bir tahlili mahiyetinde olmayacak yazdıklarımız. Bizimkisi sadece bir takım tezler ileri süren bir mütefekkirin tespitlerini kendi inancımızın ilkelerine delil göstermek. Zira biliriz ki Âlim olan ALLAH’ tır. Her şeyi hakkıyla bilen sadece O dur. O ne kadar isterse biz ancak o kadarını yazabiliriz.

Sadede gelelim; konumuz tembellik. Kimdir tembel? İki tür tembellikten bahseder yazar:

 Birinci tür tembel insan şeklini  “isteksiz bir insan” olarak görür ve şöyle tarif eder; “Saatlerce uyur ve ahmak, mahmur ve uyuşuk bir halde kalkar. Ağır adımlarla esneyerek tuvalete gider ve uzun saatler orada kalır. Kendisini “hazır” hissetmez, içinden çalışmak gelmez. Bu dünya onun için kederli, soğuk bir yerdir. Üşengeçliği yüzünden okunur, isteksizliği yüzündeki her bir çizgide kendini gösterir, hareketleri ağır, uyuşuktur ve hep dalgındır; hareketlerinde ne canlılık ne de itina vardır. Bir sürü zaman kaybettikten sonra kahvaltı yaparken oyalanır, reklamlara kadar gazeteyi okur, çünkü bunu yaparken hiçbir çaba harcamasına gerek kalmaz. Ancak öğleden sonra enerjisi biraz yerine gelir ama bu enerjiyi de dedikodu yaparak, gereksiz tartışmalara girerek ve daha da beteri iftira atarak (Çünkü tüm aylaklar kıskançtır.) harcar. Akşam geç saatlerde bu talihsiz kişi, önceki geceye nazaran daha huzursuz halde yatağa girer.”

   Bu satırları okuyan orta yaş ve üzeri biriyse muhtemelen aklına en yakınında ki ve çoğunlukla da genç birileri gelecektir. Genç biriyse de bir arkadaşı zihninde canlanmıştır. Velhasıl kimse kendine bu karakteri yakıştırmaz. Yazarımız bu durumu isteksizlik olarak görür. Bu zihinsel zafiyetin az bir çabayla aşılabileceğini iddia eder.  

İkinci tür tembellik şekli asıl dikkat çekici olandır. “Bu tip insan canlıdır, neşelidir ve enerjiktir; nadiren aylaklık eder. Gün içinde jeoloji hakkında bir çalışma,  her hangi bir konuda yazılmış bir makale okur; pek çok gazeteye göz atar, bazı notları yeniden okur, ana konu hakkında kaba bir taslak çıkarır ve yabancı dilde birkaç sayfa çeviri yapar. Bir an bile üşengeç davranmaz. Arkadaşları onun çalışma gücüne ve birçok işle uğraşmasına hayranlık duyar. Ancak bu kişinin tembel bir kişi olduğunu söylemeliyiz.”

Yazarımıza göre bu tip insan çalışkan değil tam aksine dikkatini anlık çekecek olaylara veren biridir. İşte bu büyük bir irade zayıflığıdır. Kişi yapılması gereken şeyler dururken yapılmaması gerekenleri yapmış, en büyük tembelliği göstermiştir. Çünkü ilgilendiği bu alanların hiç biri kendilerine fayda getirmeyen dengesiz işlerdir. Bu faaliyetler gerçekte hoştur ama zevk için yapılmış boş yürüyüşlere benzetir. “Nicolle bu tür zihinleri amaçsızca oradan oraya uçuşup duran “vızıldayan zihinler” olarak tanımlar. Feneolon’un gülümsemesini hatırlatırlar: ‘Rüzgarlı bir yerde yakılmış mum gibidirler” der.

İçimizden “yok canım o kadar değil artık” diyenler ve asıl tembelliğin bu ikinci tür olan irade zayıflığı olduğunu kabul etmeyenler olacaktır belki de. Bana kalırsa biz Müslümanları ilgilendiren bu tür bir irade zayıflığıdır. Bugünün Müslümanları olarak tam da böyle bir tembellik içindeyiz. Akşama kadar çalışıp didiniyor yorgunluktan ailemizle bile ilgilenemiyoruz. Sonuç…

Ayet-i Kerimede Rabbimiz münafıklardan bahsederken “onlar dünyada iken çok çalışmış ama boşa yorulmuşlardır” (Ğaşiye,88/3) demiyor mu? Müslümanlar olarak günümüzün kaçta kaçını rabbimize ibadete ve tefekküre ya da insanlara iyilik yapmaya harcıyoruz? Çalıştığımızı zannettiğimiz zamanlar günümüzün modası konformizmi artırmaktan başka bir işe yarıyor mu?

  Hz. Peygamberimiz  (s.a.s.) zamanında müslüman olan insanların ona, Allah’ın emir ve yasaklarına riâyet edeceklerine ve tembellikte bulunmayacaklarına, tembellik yapmayacaklarına dâir biat etmeleri (Ahmed b. Hanbel, III, 322, 340, V, 325)  ni okuduğumda imanın tembellikle nasıl bir ilişkisi olabilir? Diye düşünmüştüm. Demek ki kastedilen tembellik çeşidi buymuş.

Peki çözüm önerisi nedir bu irade zayıflığına. O da bir sonraki yazıda inşallah

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatime Geçici - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Malatya Markaları

Malatya Busabah Gazetesi, Malatya ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (422) 325 11 19
Reklam bilgi

Anket Malatya'nın En Başarılı Belediye Başkanı?