KİRAZ ÇALMAK

Şimdi ki çağalara, ‘çağala, erik, kiraz hırğhızlığı yaptınız mı?’ diye sorsam alacağım cevap büyük bir ihtimalle ‘hayır’ olacaktır

Hırğhızlık dedikse bizimki öyle bildiğiniz anlamda bir çalma değildi. Hepimizin kendi bahçesinde meyve olmasına rağmen, üç beş arkadaş bir araya gelince bir bahçeye “hırğhızlığa geçerdik.” İşin içinde heyecan olması bizi cezbederdi herhalde.

Şimdilerde buna “adrenalin” diyorlar.

Nedense mahallenin en pintisi kimse, çocukları en sevmeyen kişisi kimse onların bahçesi seçilirdi. Hele de bu bahçede kiraz ağacı varsa tadından yenmezdi. Onların arkamızdan koşması, arkamızdan bağırması hoşumuza giderdi. Onların sinirlenmesi bizi mutlu ederdi. Bir gözcü koysak bile bazan gözcüler de dalar, bazılarımız yakalanır, kulaklarımız çekilirdi, biz de yeminler edip, bir daha yapmayacağız “töbe” diyerek çeşitli tiyatrolar oynar yakayı kurtarırdık. Dayak yesek bile evde anlatamazdık çünkü “bi gat dayağh” da evde yerdik.

Bizler çocukluğumuzu doya doya yaşayan bir nesildik. Şimdiki çağalar bu konuda çok şanssız. Hırğhızlık bile yapamıyorlar bir ağaca bile çıkamıyorlar, çünkü ne girecek bir bahçe ne de çıkacak ağaç bıraktılar. Kavga etmeden, sülü deynek oynamadan, develeme çevirmeden, göz yummaca, yağhalamacılk oynamadan büyüyen bir nesil var. Varsa yoksa bilgisayar. Biz hem çocukluğumuzu yaşar hem de okulu ihmal etmezdik. Bizim analarımız bizi eve sokmak için uğraşırdı, şimdi ki anneler de çocuklarını dışarı çıkarmak için uğraşıyor. Çünkü bilgisayar ve çocukları bağımlı hale getiren sanal oyunlar onları esir almış durumda. Biz koşar oynar, efor harcar sırım gibi olurduk, şimdikiler ise obez ve asosyal…

Çocuk psikiyatri bölümlerine gidenlerin çoğu çocukluğunu yaşayamamış çağalardan oluşmakta.

Bizim çocukluk yıllarımızda üniversitelerde çocuk psikiyatri bölümü henüz açılmamıştı.

Bizim yaşadığımız dönemde, dostlukların temeli çocuklukta atılırdı. Onun için çok sıkı arkadaşlıklar oluşmuştu. Üç silahşörler filminin muhteşem repliği bizim şiarımız olmuştu. “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için.” Arkadaşımız için yukarı mahalleyle “horhoba” (kavga) giderdik, bazan dayak yer, bazan dayak atardık. Evden getirdiğimiz yiyecekleri toplayarak “ hayfene” yapar gülüşügünen yerdik. Başka mahalle veya bizim mahalle farketmez tüm düğünleri takip eder, soğanı cebimize koyup düğün düğün gezerdik.

Daha neler yapardık neler…

Suç bütün bu güzelliklerden mahrum kalan çocuklarda mı?

Yoksa bütün bu imkanları, rant uğruna ellerinden alan bizlerde mi?

Nasıl olsa o günlere dönme imkânı yok.

Suçlu aramanın anlamı da…

Selam olsun Malatya’mın güzel insanlarına…

Atilla KANTARCI

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atilla Kantarcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Malatya Markaları

Malatya Busabah Gazetesi, Malatya ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (422) 325 11 19
Reklam bilgi

Anket Malatya'nın En Başarılı Belediye Başkanı?