MALATYA RADYOSU

Burası Şehit Kemal Özalper Erkek Sanat Enstitüsü Eğitim Radyosu, kısa dalga 43 metre 7025 kilosaykıl. Bugünkü sabah yayınımıza başlıyoruz…

Bu anonsu hatırladınız değil mi?

Gençlik yıllarımızın sayılı eğlencelerinden biri olan mahalli radyomuzun açılışını yapan o mükemmel diksiyonu, tok ve mikrofonik sesiyle, yüzünü tanımadan sesini hafızalarımıza kazıdığımız, arkadaşlarının hamamcı Mehmet dedikleri Mehmet Şansever.

Malatya Radyosu‘nun kuruluşunda büyük emekleri olan ve spikerliğini de yapan Dilaver Uyanığın tiyatro oyunculuğu için Gaziantep Devlet Tiyatrosu’na gidişinden sonra uzun süre kapalı kalan radyo, Malatya Valiliğinin girişimleri sonucu tekrar başlama kararı alır ve Ş.K.Ö Erkek Sanat Enstitüsü de bunun için spikerlik sınavı açar.

Sınava giren çok sayıda spiker adayı arasından görüntüsü ve sesiyle fark oluşturan Mehmet Şansever sınavı açık ara kazanır.

Sinemadan başka bir eğlencesi olmayan Malatya’da radyo Mehmet Şansever’in mikrofonik sesi ve tatlı üslubunun da katkılarıyla çok sevilir ve geniş bir dinleyiciye ulaşır.

Her gün üç saat yalnız müzik yayını, Cumartesi ve Pazar günü de istek programı yapılır.

TRT radyolarında arabesk müzik yasak olduğu için arabesk müziğe de yer veren radyonun dinleyicisi her geçen gün artmaktadır…

Benim ise en sevdiğim program isteklerdi…

Çok ilginç istekler gelir ve radyo başındakileri gülümsetirdi.

Arkadaşlar birbirleri için ilginç isteklerde bulunur sonrasında hep beraber dinlenir ve gülünürdü.

Bir gün rahmetli Cahit Kurdal bir istek yazdırır. Bu istek de o dönemin tüm iş adamlarının adı vardır: Halit Ziya Özkan, Necdet Oral, Nihat Aslankara, Aydın Aksoğan, Adnan Kantarcı, İlhan Kılıçaslan isteyenler listesindedir.

İstenen şarkı ise insanları gülümsetir:

Topal Bedo’dan …”Ah fakırlık fakırlık”

Rahmetli Erhan Kırçuval’ın annesi İmmihan teyze, kızının yanına Erzincan’a gider bunu bilen Erhan abinin arkadaşları babası Aziz dayı adına istek yaparlar.

İstek şöyledir: Aziz Kırçuval, Erzincan’da bulunan çok sevdiği eşi için,

“Elele tutuşup gezdiğim anı, unutursun diye çok korkuyorum” adlı şarkıyı istemiştir.

Biçare Aziz dayının bunlardan hiç haberi yok, tabi Erhan abinin de…

Zavallı Aziz dayı bu isteği duyunca yüzü kızarmış, “ula bunu ben mi istemişim, Allah, Allah” diyerek şaşkınlığını ifade etmiştir.

Her gün 11.30-13.00 ve öğleden sonra 16.30-18.00 arasında müzik yayını yapan radyoda Valiliğin emriyle her gün Meteoroloji Müdürlüğünün hazırladığı Malatya için hava tahmin raporu yayınlanmaktaydı. Bir sonbahar günü gelen raporda üç gün öğlenden sonra yağış olacağı tahmininde bulunulmuş. Ertesi gün ve daha ertesi gün yine aynı tahmin.

Teyzenin biri de o gün salçasını yapmış ve dama sermiş. Radyoyu dinleyince öğlenden sonra yağış var diye, binbir zahmetle salçayı aşağı indirmiş bu üç gün böyle sürmüş, fakat yağış mağış yok.

Teyzemin sinirleri tavan yapmış ve radyoyu aramış:

Mehmet Şansever anlatıyor, telefonu, açtım açar açmaz:

-“Yegin yanın yere gele, sen bizinen oyun mu oynuysun” diyen hiç tanımadığım bir ses.

-Teyze ben sana ne yaptım ki bana beddua ediyorsun, deyince;

-“Senin yüzünden salçam telef oldu, en çığh belim bıgğhınım gırıldı, sen bizinen dalğa mı geçiysin töremeyesice!”

-Teyzeye durumu izah edene kadar akla karayı seçtim…

O dönem radyonun en büyük özelliği sesini dinleyip beğendiğimiz sanatçıları görme şansımız olmadığı için hayalimizde onlara bir görüntü biçmemizdi. Bu konuda iki kişide çok hayal kırıklığına uğramıştım. İlki dönemin büyük sesi ve radyonun en çok istek alan şarkıcısı Şükran Ay’dı. O güzel sese uygun öyle bir görüntü hayal etmiştim ki yıllar sonra gördüğümde ne kadar büyük bir hayal kırıklığına uğradığımı anlatamam. İkinci hayal kırıklığımda Taner Şener’de olmuştu.

İkisi de öldü, mekânları cennet olsun.

Orhan Gencebay en çok istek alan sanatçıların başındaydı, ayrıca Halit Araboğlu, Müslüm Gürses, Seyfettin Sucu, Yüksel Özkasap, Şükran Ay, Taner Şener Topal Bedo, İlhan Kızılay, Fahri Özyıldırım, Selahattin Alpay Malatya ve çevresindeki birçok ilden istek alan sanatçılardı.

Şimdiki nesil için radyo çok da önemli bir olay değil ama bizim için öyle miydi?

Radyonun başlama saatini merak ve heyecanla beklediğimiz günler bugün gibi aklımda.

Almanya’da çalışan bir işçimizin Sanat Okuluna hediye ettiği bir verici cihazla başlayan Malatya radyosunun hikâyesini anlatmaya çalıştım.

Radyoya emek verenleri andık, sizlere de hatırlattık.

Radyonun kurulmasında emeği geçen başta Dilaver Uyanık olmak üzere tüm ölmüşlere rahmet…

Mehmet Şansever, Ertaç Önal ve diğer yaşayanlara da sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum.

Selam olsun Malatya‘mın güzel insanlarına…

Atilla KANTARCI

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atilla Kantarcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Malatya Markaları

Malatya Busabah Gazetesi, Malatya ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (422) 325 11 19
Reklam bilgi

Anket Malatya'nın En Başarılı Belediye Başkanı?